Müslüman iddia sahibi olmalı!

Atasoy Müftüoğlu, bize dayatılan gündemi değil, kendi gündemimizi tartışabilmeyi salık verdi.

Müslüman iddia sahibi olmalı!

 

Atasoy Müftüoğlu, 2 Mart 2O12 Cuma günü Sakarya Erenler Kültür Merkezi’nde “Son Gelişmeler Işığında İslam Dünyası” adlı bir konferans verdi. Konferansa globalleşme ve küreselleşmenin dünya üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulayarak başlayan mütefekkir yazar “zaman ve mekânın sıkıştığı bir çağda yaşıyoruz, dünya bir gözlemcinin ifadesiyle artık küçük bir köyden ibaret” ifadelerini kullandı. Medyanın bugün uyuşturucu bir vazife gördüğünü ve insanların artık olayları sadece görünürlükleriyle değerlendirdiğini vurguladı. Derinliğe inme çabamız olmadığını, sorumluluk sahibi bir müslümanın, gazeteci mantığıyla olayların sadece yüzeyselliğiyle ilgilenip “neler oluyor” yerine “neden oluyor” sorusunu sorması gerektiğini belirtti.Atasoy Müftüoğlu

Düşünmüyoruz, başkalarının düşüncelerine maruz kalıyoruz

Bir sorgulamanın şart olduğunu vurgulayan yazar ”analiz üretebilen, muhalefet üreten bir geleneğimiz olabilseydi eğer, olaylara daha eleştirel bir gözle bakabilirdik” dedi.

“Düşünmüyoruz, başkalarının düşüncelerine ve düşündürtmesine maruz kalıyoruz. Genelde bir hizbin, cemaatin kısıtlayıcılığıyla karşı karşıya kalıyoruz. Farkındalık bir müslümanın sahip olması gereken en önemli ayrıcalık olmalı. Eğer yaptığımız ibadetleri farkındalık şuuruyla yapmıyorsak bu ibadetlerin hiçbir anlamı yok. Tarihe maruz kalıyoruz. Modern tarih bugün müslümanları bir istatistik malzemesi olarak görmektedir. Müslümanlar yıllardır Batı tarafından bir meydan okumayla karşı karşıyalar ve bu meydan okuma karşısında hep suçluluk psikolojisiyle kendimizi savunma pozisyonundayız. Ya maruz kaldık ya da uzlaşmaya çalıştık Batıyla. Bu iki yöntem dışında hiçbir yolu denemedik. Kendimize ait bir model üretebilme özgürlüğümüz ve özgüvenimiz yok. Bizler İslam’ın üretip aynı zamanda da dünyayı yönetebileceğine inanmıyoruz. Hepimizin bilinçaltında öğretilmiş aşırılıklar mevcut. Tek akıl bir saplantıdır. Tek aklı referans alanlar kutsallaştırırlar bir şeyleri ve eleştirmeyi unuturlar. Bir kavgamız olmalı, hayır diyebilmeliyiz ve hayır demenin, yeri geldiğinde büyük bir erdem olduğunu unutmamalıyız.

Bugün İslam davası gibi bir derdimiz yok, kendi kavramlarımızdan vazgeçtik.Gündemimizi seküler kavramların kurduğu olaylar işgal etmiş durumdadır. Zihinsel bağımsızlığımızı kazanmadan yol almamız mümkün değildir. Bunun için büyük bir mücadele vermek zorundayız. Dönüşüm ancak bu mücadeleden sonra mümkün olabilir. Zihinsel olarak bağımlı olduğumuz için algılarımızda da kuşatılmış durumdayız. Başkalarının istediği gibi algılıyoruz olayları, bakış açımızı onlar belirliyorlar. Bugün Afganistan diye bir yer yok gündemimizde, unuttuk Afganistan’ı ve onun gibi pek çok yeri. Amerika zihnimizde bir Afganistan modeli oluşturdu. Ve hepimiz onların artık birer terörist olduğunu düşünüyoruz.

Atasoy Müftüoğlu

Ortadoğu’da gerçek bir devrim olmadı

Ortadoğu’da gerçekleşen devrim, algımızda oluşturulmuş bir algı aslında. Uyuşturulduğumuz için hakikatin farkında değiliz. Medya bu görevi çok iyi yerine getiriyor ve bizler sadece olayların görünen kısımlarıyla ilgilendiğimiz için olayların derinine inmek gibi bir derdimiz yok. Suriye’de oluşturulan bir muhalefet var maalesef. Bunun nedeni Arap Baharı sonrası “neden oluyor” sorusunu sormamamızdır. Gerek Suriye’de yaşanan gelişmeleri gerekse de diğer İslam ülkelerinde gerçekleşen olayları sorgulayıcı bir bakış açısıyla ele almak zorundayız.

Batı bugün “tarihin sonu geldi” tartışmalarını İslam’ın kendi başına ortaya bir şeyler koyamayacağı algısını benimsetmek için ortaya atmaktadır. “Demokrasi gelinen son noktadır, ilerisi yoktur” anlayışıyla bizleri hapsetmeye çalışıyorlar. Gençliğin neoliberal bir hayat anlayışına sahip olunması için çaba sarfediliyor. Zamanında nasıl ki Sovyetlere karşı komünizm için İslam araçsallaştırıldıysa bugün de ılımlı İslam anlayışıyla aynı şey yapılmaya çalışılıyor. Hoşgörü, diyalog kavramları Hint mistisizmine ait kavramlardır. Bizim kültürümüzle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamakta bu kavramların.

Artık müslümanca değil, demokratik iddialarımız var

Kültümüzün bir getirisi olarak romantik bir toplumuz. Eğer bu romantiklik gerçeklerle yüzleşmemizi engelliyorsa bu romantiklik hastalığa dönüşür. Sığ bir romantizm hastalığına yakalanmışız hepimiz, reel politikaya mahkum edilmişiz, neden ahlakî bir politika üretemiyoruz. Zihinsel manada konformizm bilmenin düşmanıdır. Statüko, muhafazakârlık bilincin düşmanıdır. Artık kimsenin müslümanca iddiaları yok, demokratik iddiaları var. Halbuki taklit edenler düşünsel olarak intihar ediyorlar.

Gençlere en büyük tavsiyem, kendi düşünceleriniz olsun ve kendi bakış açınızla olayları değerlendirin, sorgulayın, tek aklı kutsallaştıranlardan olmadan “neden oluyor” sorusuyla hareket edin, bize gelmeden önce kendinize gelin” ifadeleriyle konferansını sonlandırdı.

 

Selma Elmas, kendimize gelebilmek ümidiyle notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2012, 10:11
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13