Muhabbetin olduğu yerde ancak vefa olur

Mustafa Kara geçtiğimiz günlerde Bursa'da İsmail Hakkı Bursevi Divanı üzerine konuştu.. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor..

Muhabbetin olduğu yerde ancak vefa olur

 

Osmanlının kurucu iradesinin merkezi olan Bursa, günümüzde de önemli işlerin merkezi olmaya devam ediyor. Medeniyet tasavvurunu kaybeden insanımızda yeniden bir medeniyet tasavvuru inşa edilebilmesi için birçok etkinliğin yapıldığı merkezlerden biri Bursa... Elbette bu, birçok insanın aynı ufukta birleşmesi, aynı şey için fedakârlık yapmasıyla oluyor. Fedakarca davranan bu insanların en önemlileri, sahip olduğu bilginin de zekâtının verilmesi gereken bir şey olduğunu düşünen gönül ehli kişiler elbette. Kabul etmeli ki Bursa, böyle kişiler bakımından zengin. Bu sebepten olsa gerek, Bursa’da her daim bereketi hissedilen etkinlikler hiç eksik olmuyor.

Bu etkinliklerden bir tanesi de, TYB Bursa Şubesi'nin organize ettiği “Tasavvuf Kültürü Okulu”. Emir Buhari Kültür Merkezi'nde pazar günleri 14.00-16.00 saatleri arasında düzenlenen bu programın Prof. Dr. Süleyman Uludağ ve Safiyüddin Erhan’dan sonraki konuğu, UÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara’ydı. Mustafa Kara, İsmail Hakkı Bursevî Divanı üzerinden tasavvufu anlattı dinleyenlere 2 Mart Pazar günü.

İsmail Hakkı Bursevî kimdir?

Sözlerine İsmail Hakkı Bursevî hakkında bilgi vererek başlayan Prof. Dr. Mustafa Kara, daha sonra Bursevi Divanı’ndan ilahileri yorumlayarak geleneğimizde önemli bir yere sahip olan tasavvufi bakış açısını anlattı. Sözlerine “Bursa’da doğmamasına rağmen Bursevi diye anılan İsmail Hakkı Bursevi, dergahını Bursa’da kurmuştur.” diye başlayan Prof. Dr. Mustafa Kara, sözlerine şöyle devam etti: “Bursa’da 1725 yılında vefat eden Bursevi’nin en büyük özelliği, birçok eser vermesidir. Bilindiği gibi mutasavvıflardan bazıları hiç eser vermezken bazıları da eser verir. Bunlar arasında Bursevi’nin özel bir yeri vardır çünkü o, çok velud bir yazardır aynı zamanda. Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinde hem manzum hem de mensur eserler vermiştir.

Bursevi, elbette önemli bir mutasavvıftır ama onu Bursa’da yaşayan diğer mutasavvıflardan ayıran en önemli yanı, bir tefsir sahibi olmasıdır. Bu tefsir sayesinde o, sadece Osmanlı coğrafyasında değil, tüm İslam coğrafyasında tanınmaktadır. Hâlâ önemli tefsirler arasında sayılan Ruhul Beyan adlı bu tefsir, Erkam Yayınlarınca eksiksiz olarak basılmıştır.”

Görünmez gözüme dünya ve ukba”

İsmail Hakkı Bursevî hakkında bu bilgileri veren Prof. Dr. Mustafa Kara, daha sonra Bursevi Divanı'ndan “Bana zatın müyesser eyle” redifli ilahiyi okuyarak ilahiyi şöyle yorumladı: “Bu ilahiye baktığımızda Bursevi, 'Görünmez gözüme dünya ve ukba' diyerek ne dünyanın ne de ahiretin peşinde olduğunu söyler. Onun isteği ne dünya, ne ahiret ne de cennettir. O, sadece Allah’ın zatını istemektedir. Aslında bu istek sadece onun değil, diğer tüm mutasavvıfların da isteğidir. Dinin hakikatine bakıldığı zaman, dinin temel meselesinin de Allah’ı bulmak olduğu görülecektir.”

Muhabbet olmadan vefa olmaz!

İlahinin bir mısraında vefa kelimesi geçince Prof. Dr. Mustafa Kara, vefaya dair şu yorumu yaptı: “Bursevi’ye göre vefa tek başına değil, muhabbetle birlikte vardır. Muhabbet olan yerde vefa olur. Muhabbet yoksa vefa da yoktur. Ve elbette vefa olan yerde de cefa olmaz.”

Tevhid nedir, nasıl anlaşılmalıdır?

Her insanın kavrayışının farklı olduğunu ve her insanın kendi idrakince bir şeyler anladığının altını çizen Prof. Dr. Mustafa Kara, mutasavvıfların tevhid anlayışlarını da şöyle anlattı: “Tasavvufçular tevhidi şöyle anlatır: 1. Allah’ın Allah’ı tevhidi. Bunun nasıl olduğuna dair hiç kimsenin bir fikri yoktur. 2. Allah’ın kendini bize anlatış tarzı. Yani Allah bize kendini Kur’an ve Resulü aracılığıyla anlatmaktadır. Ama elbette bu anlatıştan insanlar ancak kendi kapasitelerine göre bir şey anlayabilirler. 3. Müminlerin tevhid anlayışı. Burada da mutasavvıfların tevhid anlayışları üç başlık altında toplanabilir: 1. Vahdet-i Kusud: Bu tevhidde insan, isteklerini Allah’ın iradesine teslim etmiştir, sadece Allah’ı istemektedir. 2. Vahdet-i şuhud : Bu anlayışa göre, kainattaki her şey onun bir tecellisidir. 3. Vahdet-i vücud: Var olan sadece odur, ondan başkası yoktur.”

Zikir, sevgiliyi unutmamaktır

İlahiyi yorumlamaya devam eden Prof. Dr. Mustafa Kara, her şeyin başının samimiyet ve gösterişten uzak kalmak olduğunu, ilahinin zikirden bahseden dizelerinde şöyle anlattı: “Zikir, göstere göstere, şakırdata şakırdata tesbih çekmek değildir. Yine zikir, parmaklarına taktığın bir numaratör ile kaç kez Allah dediğini saymak da değildir. Tasavvufi anlayış bunlara hoş bakmaz, onaylamaz. Tasavvufi anlayışa göre zikir, sevgiliyi (Allah’ı) hiçbir zaman unutmamaktır.”

 

Ahmet Serin bildirdi

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2014, 15:15
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26