Mimarları kötü kadın olarak görmüş!

O sabah Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesinde kimseler yokmuş: Yalnız o manken gibi kıyafetli 5-6 kötü kadın...

Mimarları kötü kadın olarak görmüş!

 

Ali Avcı esrarengiz bir olay anlatıyor

Türbedekiler manken mi mimar mı?

Ağaçtan düşen yaprağın bile havada rotasının belli olduğu şu âlemde Ali Bey’le sohbetimiz de böyle bir kader sırrı ile başladı. Mihrişah Sultan Sibyan Mektebi’ne girerken dış kapıda Ali Bey’in yedi sekiz yaşlarındaki oğlu İsmail bir oldubittiyle elimi yakalayıp öptü. Eyüp Sultan Belediye Başkanı İsmail Kavuncu’nun da arkadaşı olan bu çocuk o kadar sevimli bir çocuk ki -Allah nazardan korusun- insanın kanı kaynıyor… Ve onun bıraktığı dudak izini hala elimde hissediyorum.

Derken bahçede bir sandalyede oturan Ali Avcı Bey’in yanına gittim, selam verdim; “Ali Abi müzisyenler kahvesinde bir çay içelim seninle” dedim. “Gel hocam çayımız var” dedi ve yanındaki termostan çaylarımızı içtik. Sonrasında koyu bir sohbet başladı.

Ali Avcı kimdir

Ali Avcı Bey Eyüp Sultan Mezarlıklarını gönüllü olarak temizleyen gönül ehli bir insan... Gönül ehli deyince genelde tasavvuf ehli kimseler akla gelir ama onun İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını ve diğer bazı tasavvufî kitapları okumanın dışında tasavvufla bir alakası yok. Bir tarikatın sohbetine gittiğinde elli dakika falan zata, beş dakika Allah’ın kitabına, beş dakika da Efendimiz’in sünnetine ayrılınca buna itiraz ediyor… Şeyh olduktan sonra zengin olan ve şato yaptıran zevatı da sevmiyor.

Bodrum katında bir evde oturuyor, eski kıyafetler giyiyor, üzerinde genelde mavi bir önlükle dolaşıyor. İlkokula giden çocuklarını nereye gitse yanında götürüyor ve onlarla çok fazla ilgileniyor. Bir de dışarıda beslediği mübarek bir köpeği var. Neden mübarek dediğimi ziyaretine giderseniz ancak anlayabilirsiniz. Şu kadarını söyleyeyim: Piri Kıtmir’den bir şeyler var sanki üzerinde…

Mahlûkata şefkat 

Ali Avcı Bey’in bir tepkisi de mezarların aralarına hayvanlar için bozulmuş gıdalar bırakan kimselere… Mesela tavukçudan veya kasaptan alınan bozulmuş et ve sosis gibi şeyleri hayvanlara yedirenlere çok kızıyor… Bu konuda Ali Bey, ashab-ı suffeye çürük hurma infak edenlerle ilgili nazil olan ayeti hatırlatıyor: “Ey îmân edenler! Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın! Allah’ın müstağni ve övülmeye lâyık olduğunu bilin!” (Bakara, 267) Kendisine; “Çok güzel bir konuya değindiniz, sizde kim bilir daha neler vardır” deyince; “Konuşanı boş ver konuşturana bak, sevene değil sevdirene bak” diyor.Eyüp Sultan Camii

Konuşmanın bir yerinde üç tane şeytan olduğunu söylüyor: Birincisi abdeste engel olan… İkincisi namaza engel olan… Üçüncüsü her türlü kötülüğü fısıldayan… Bunu da orijinal buluyorum. Bir ah çekiyorum ve anneannemi hatırlıyorum. “Ah anneanne senin anlattığın din ilahiyattaki anlatılan dinden daha güzel” diye içimden geçiriyorum.

Aklınızı kullanmazsanız…

Kendisinden öğrendiğimize göre Ali Avcı Bey’e bazı kimseler bir tuzak kurmuşlar ve onu akıl hastanesine yatırmaya çalışmışlar. Fakat doktorlar aklının yerinde olduğunu anlayınca onu serbest bırakmışlar. Kendisine; “psikolojik rahatsızlığınız var mı?” diye sorduğumda bana müthiş bir şekilde cevap verdi: “Yüce Allah Kur’an’da; ‘Aklınızı kullanmazsanız üzerinize pislik yağdırırım’ (Yunus, 100) buyuruyor. Ben her zaman aklımı kullanmaya bakarım.” Keşke bu ayeti hakkıyla anlayabilsek diye hayıflandım ve bu sefer de sahte bir peygamberin peşine düşen ve yakasını ondan bir türlü kurtaramayan bir tanıdığım aklıma geldi.

O önemli biri

Ali Avcı Bey’in benim için önemli birisi olmasının nedeni; aslında anlattığı şeylerden daha çok yanındayken nefsimin afatının farkına varmama sebep olması. Onunla sohbet ederken, bir bakıyorum hiç beklemediğim bir yerde bana ters gelen bir şey söylüyor. Tabi nefsin hoşuna gitmeyen bir durum bu… Böyle bir durumla karşılaştığımda yıllardır adam etmeye çalıştığım nefsimin bir anda nasıl kabardığını görünce; “meğer bir arpa boyu mesafe kat edememişim” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Neyse ki zalim nefsimin yine burnundan kıl aldırmak istemediğinin farkına varıyorum da bu abimize olan sevgimi saygımı devam ettiriyorum.

Esrarengiz bir olay

Eyüp Sultan HazretleriAli Avcı Bey sohbetin bir yerinde şöyle esrarengiz bir olay anlatıyor: Ramazanın birinci günü çocukları ile birlikte Eyüp Sultan Camii’nde sabah namazına geldiğini ama kendilerinden başka sadece beş altı kişinin camide olduğunu söylüyor. Normal günlerde bile kalabalık olan bu camide nasıl olur da ramazanın birinci günü kimseler olmaz diye hayret ediyorum. Sonra oğlu ve kızı yanımıza geliyor ve olayı bir de onlar anlatıyor. Anlattıklarına göre herkes saat dokuz on gibi Eyüp Sultan Camii’ne gelmiş ve gelenlerin hepsi “A! Namaza geç kaldık!” diye şaşkınlık içerisindelermiş.

Sabah namazının ardından camideki beş altı kişiyle türbeyi ziyaret eden Ali Bey ve çocukları türbede garip bir olayla karşılaşmışlar. Daha sabahın o saatinde tadilat halindeki türbenin camından içeri baktıklarında orada açık giyimli iki kadının bir de örtülü bir kadının, bar taburesi gibi yüksek sandalyelerde oturduklarını görmüşler. Çok şaşırmışlar.

Çocuklara ve yenge hanıma sordum bu olayı bir de… Çocuklar türbede mankenler vardı diyor. Yenge hanım da doğruluyor. Sonra Ali Bey; “Mübarek gün bizi de alın içeri biz de ziyaret edelim” diye bağırmış. Korumalar onu uzaklaştırmışlar, oradakilerin de türbe tadilatı için gelen mimarlar olduğunu söylemişler. Sabahın o vaktinde camide cemaat bile yokken mimarların orada olması pek de inandırıcı değil doğrusu… Bir ara ağzından bir şey kaçırıyor Ali Bey: “Alim birisine sordum orada herkes kendi amelini gördü dedi” diyor. Sonra ne demek istediğini tekrar soruyorum; “Onlar mimar değil miydi ” diyorum ama inatla susuyor…

Aydın Başar haber verdi

 

 

 

Yayın Tarihi: 20 Kasım 2011 Pazar 01:33 Güncelleme Tarihi: 20 Kasım 2011, 01:43
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Koşucu
Koşucu - 10 yıl Önce

Oldukça enteresan. Şu züppe xx kromozomlular yakamızı bi bıraksa artık. Bari camimizi bize bıraksınlar. Çok sıkıcı insanlar bunlar ya. Defolup gidin artık.

banner26