Mimar Sinan Türk değil ama...

Prof.Dr. Suphi Saatçi'nin Mimar Sinan Okumalarında çok ilginç ayrıntıları öğreniyor insan. Okumalar sürüyor…

Mimar Sinan Türk değil ama...

Suphi Saatçi, Mimar Sinan Üniversitesi’nde akademisyen. Hatta üniversitenin rektör yardımcısı kendisi. Kendisini en son İstanbul Tasarım Merkezi’nde düzenlediği Mimar Sinan Okumaları’nda dinledim. Rahat ve neşeli, enerji dolu tavrıyla konuşmasını yapacağı salona girdi. Selamün aleyküm diye bir ses ve o. Masaya geçince bu sefer canlı yayının yapılacağı kameraya karşı kravatını düzeltirken fiziğimize dikkat edelim, dostumuz var, düşmanımız var diyor esprili bir dille.

Bu, 11 Mart günü gerçekleşen konuşması bu yılın beşinci konuşması sanırım. Daha önce birçok yapıyı, fotoğraflarla anlatmış, üzerinde durmuştu. Bu sefer Mimar Sinan’ın Ayasofya üzerinden bir değerlendirmesini yaptı.

Oldukça popüler olan bu konuya Ayasofya’nın önce ahşap yapı olarak inşa edildiğini ve yandığını sonra ise taş yapının inşa edildiği bilgisini vererek başladı. Konuşması boyunca Mimar Sinan’ı anlattı. Daha doğrusu Mimar Sinan’la ilgili bir takım iddiaların art niyetli, ve tarihi gerçeklikten uzak olduğunu belirtti.

Ayasofya’yı kaç kişi ziyaret ediyor?

Birkaç yıl önce bir tebliğ için Ayasofya’nın ve Topkapı Sarayı’nın yılda kaç ziyaretçi tarafından gezildiğini Kültür Bakanlığı’nın ilgili biriminden öğrenmiş Suphi Saatçi Hoca. Ayasofya’yı yılda 1,5 milyon kişi ziyaret ediyormuş. Bunlardan 1 milyonu yabancı, 500 bini ise yerli insanımızmış. Topkapı Sarayı’nı ise 2,5 milyon kişi geziyormuş. Bunun 1 milyonu yerli, 1,5 milyonu ise yabancıymış. Bizim bu ve daha birçok eserimiz bu sınırsız ziyaretçi kabulünden ötürü yorgun düşmüş. Avrupa’da bazı tarihi kiliseler ziyaretçi kabulünü kaldırmışlar yapıya zarar veriyor diye. Yine İspanya’da Elhamra Sarayı’na günde belirli bir sayıda ziyaretçi kabul ediliyormuş. Biz de ise böyle bir uygulamanın akla geldiği bile yok. Zira Aksaray Valide Sultan Cami’nin 100 metre yakınına kadar motorlu taşıt girmemesi gerekirken araç yolu hemen caminin dibinden geçiyor…

Suphi Saatçi

Kılıç Ali Paşa Cami Ayasofya’dan kopya mı?

Suphi Saatçi Mimar Sinan’ın Kılıç Ali Paşa Cami’ni Ayasofya’yı taklit ederek yaptığı iddialarının doğru olmadığını güzelce anlattı. Bir kere en başta Mimar Sinan’ın bir Ayasofya kompleksi yoktur. Elbette herkes gibi beğenmiş bu yönüyle ondan etkilenmiş olabilir. Ama bu onu taklit edeceği anlamına asla gelmez. Mimar Sinan kendi eserlerini bile taklit etmemiştir. Kendisini taklit etmeyen adam başkasını neden taklit etsin. Kılıç Ali Paşa’nın Ayasofya’dan taklit edildiğini iddia edenler Ayasofya’daki uçan payandaların bir benzerinin de Kılıç Ali Paşa’da olmasını kendilerine delil olarak gösteriyorlar. Halbuki Ayasofya’daki uçan payandaları da Mimar Sinan inşa etmiştir…

Mimar Sinan’ın cevabı: Selimiye…

Gayr-i Müslim tebaa Müslümanların büyük bir mimarı olsaydı Ayasofya gibi büyük bir kubbe imar ederdi diyor Mimar Sinan’ı kastederek. Mimar Sinan ise buna kendi eserinde cevap veriyor. Diyor ki onların iddialarına karşılık Selimiye’yi yaptım.

Mimar Sinan’ın bu ifadesini açtı Suphi Saatçi Hoca. Mimarlıkta bir mimarlık çizgisinin olduğunu ve Osmanlı kubbesinin küçük kubbelerden merkezi kubbeye doğru açılımını anlattı. Mimar Sinan bu çizgiyi, kubbe geleneğini Selimiye ile zirveye taşımıştır. Evrensel bir yapı ortaya koymuştur. Kendisinden sonra gelen hiç kimse böyle bir kubbe ortaya koyamamıştır. Kubbede son nokta Selimiye’dir. Daireseldir, en zoru ve en güzelidir… Kubbe’nin ağırlığını taşıyan fil ayaklar dahi yoktur.

Mimar SinanMimar Sinan Türk değildi ama…

Mimar Sinan’ın büyüklüğü ortaya koyduğu eserlerle sabitleşince bu sefer mesele onun Türk olup olmadığına gelip dayandırılıyor. Devşirme olmasını buna delil olarak gösteriyorlar filan. Suphi Saatçi Hoca bunu da çok incelikle açıkladı. Mimar Sinan ne olursa olsun bir Osmanlı mucizesidir. Osmanlı’nın yetiştirdiği ve Osmanlı olan bir mimardır. Ve onun yaptığı eserler ortadayken kimsenin haddine değildir bu tür ucuz eleştiriler…

Bir Osmanlı Mucizesi: Mimar Sinan!

Mimar Sinan’ın kendi dilinden kendisini anlatdığı, Sâi Çelebi'nin kaleme aldığı Tezkiret’ül Bünyan’ı günümüz Türkçe’sine uyarlamış Suphi Saatçi Hoca. 1988’de ilk baskısı Emlak Bankası tarafından yapılmış. Ama Emlak Bankası mevduatı yüksek müşterilerine kitabı dağıtınca ilgilileri kitaba ulaşamamıştır bile. Binbirdirek yayınlarından başka bir çalışma da yayınlanmış ama Binbirdirek yayınları da uzun ömürlü olamadığı için yine kitabı ulaşılamayan bir eser olmak durumuna terk etmişiz. Şimdi kitabın özenli bir baskıyla Ötüken Yayınları okuyucuyla buluşturuyor…

Suphi Saatçi’nin konuşmaları kendi ifadesiyle Mimar Sinan Okumaları İstanbul Tasarım Merkezi’nde sürüyor. Haberdar olmayanlar artık haberdar oldu, takip etmekte yarar var…

 

 

Besim Bal Suphi Saatçi’yi dinledi

Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2011, 17:02
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26