banner17

Milli Eğitim Müdürü Karakoç'tan Masal'ı okudu

İstanbul'un İl Milli Eğitim Müdürü önce öğrenci sırasına oturdu, ardından Üstad Sezai Karakoç'tan Masal şiirini okudu.

Milli Eğitim Müdürü Karakoç'tan Masal'ı okudu

Muammer Yıldız

Bir Perşembe akşamı İstanbul’un gönül arındıran mekânlarından birindeyim. Görevim dunyabizim.com için İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği “Şair Öğretmenler” programını izlemek. Boğazın öte yakası, Küçük Ayasofya, demirlemiş gemiler. Boğazın boynunda gerdan gibi durmaktalar.

Yer: Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi’nin boğaza nazır bahçesi. Öğrenciler yerlerini almış, az sonra başlayacak şiir ziyafetini beklemekteler. Önce İl Milli Eğitim müdürü çıkıyor sahneye. Şair öğretmenleri niçin bir araya getirmek istediklerini anlatıyor. Yazarlar okullarda projesini, şiirin dünyamızdaki yerini…

Protokolü baştan sona saymayıp bir “merhaba”nın ardından şiire başlayanları daha bir dikkatle dinliyorum

Şair Öğretmenler - İstanbul İl Milli Eğitim

Şair Öğretmenler - İstanbul İl Milli EğitimKısa biyografileri dinleyicilere aktarılan şair öğretmenler tek tek çıkıp şiirlerini okuyorlar. Özellikle protokolü baştan sona saymayıp bir “merhaba”nın ardından şiire başlayanları daha bir dikkatle dinliyorum. Şiirler okundukça gökyüzü daha bir kararıyor. Bulutlanıyor. Rüzgâr daha bir esiyor. Asıl şiire doğru bir gidişi yaşıyoruz hep birlikte. Rüzgâr hızını arttırdıkça müfredat dışına çıkılıyor, resmi hava dağılıyor, insanların içindeki sivil yürek ortaya atılmak istiyor.

Programın böyle devam etmeyeceği anlaşılınca okulun hemen yanı başındaki Cumhuriyet müzesi bize kollarını açıyor. Müze müdürü şiir için enfes bir mekâna buyur ediyor bizi. Güzel, harika bir boğaz manzaralı mekândan bir başka güzel mekâna geçiyoruz. Bütün şairler, İl Milli Eğitim Müdürü, ilçe milli eğitim müdürleri, okul aile birliği mensupları, dinleyiciler, elinde fotoğraf makinesiyle Asım Ağabey.Şair Öğretmenler - İstanbul İl Milli Eğitim

Müzede şair öğretmenlerin şiir kitapları da sergilenmiş. Öğretmenlerin yüzlerinde tatlı bir heyecan okunuyor. Şiir programı bu nezih mekânda devam ediyor. Şiirleri buraya kalanları daha şanslı buluyorum. Çünkü şiirleri bu kadim mekânda daha bir canlanıyor, mısralar ete kemiğe bürünüyor. İnsanlar, artık kendilerini şiir dışında meşgul edecek her şeyden oldukça uzaktalar. Şiirin yakınındalar.

Müzenin tam ortasında bir sınıftan getirilmiş sıra ve masalar var. Tarihî mekân bir sınıf gibi oluşturulmuş. Sıraların önünde öğretmen kürsüsü. Fotoğraf çekmek için sağa sola koştururken masanın önünden sıralara bakıyorum. İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ı, öğretmeninin dediklerine kulak kesilmiş bir öğrenci gibi o sıralarda görünce bu mütevazı tavrı kaydediyorum defterime. Öğretmen şairlerin mısralarını duymak ve anlamak için o mısralara kulaklarını dayamış gibi dikkat içinde.

Şimdi karşımda kelimelere hakkını vererek, rikkat içinde, doğunun yedinci oğlu olma duasını da sesinin titrekliğinde duyduğum biri vardı. Ve bu biri İstanbul İl Milli Eğitim müdürünün ta kendisiydi

Muammer Yıldız

Şair öğretmenler programının en dikkat çekici kısmı Muammer Yıldız’ın şiir okumak için kürsüye gelmesiydi. Kendi şiirini okumayacağını söyleyen Yıldız, şairlerin yanında buna cüret etmeyeceğini belirttikten sonra Üstad Sezai Karakoç'tan şiir okumak istediğini söyledi. Sezai Karakoç’un “Masal” isimli şiirini dinlerken eski milli eğitim müdürleri gelip geçti zihnimden; bütün müdürler geçti. İlkokul müdürüm, ilçe ve şube müdürleri. Onların dillerinden, benim evde babamdan duyduğum hiçbir şeyi duymadım. Onlar farklı bir dünya, benim evim, ben bir başka dünya idim.

Şimdi karşımda kelimelere hakkını vererek, rikkat içinde, doğunun yedinci oğlu olma duasını da sesinin titrekliğinde duyduğum biri vardı. Ve bu biri İstanbul İl Milli Eğitim müdürünün ta kendisiydi. Niçin bu kadar şaşırmıştım? Medeniyetimizin çok önemli bir yapı taşı olan şairinin medeniyetimizin şarkısını söylediği mısralarını böylesine aşina bir üslupla okuma eyleminin, adında milli kelimesi bulunan bir kurumun başındaki birinden sadır olması niçin hayret verici olsundu? Ama bu ülkede yaşı genç olanlar bile edebiyatın cumhuriyetle başlaması gerektiğini söyleyen, milli, fert, müsamere gibi kelimelerin kullanılmasını yasaklayan genelgeler gördü. Görsel izlenceci bakanların yalınlaştırmacı müdürlerini…

Şair Öğretmenler - İstanbul İl Milli EğitimDiriliş çerağını yıllardır büyük bir bilinçle taşıyan Sezai Karakoç’un “Masal” şiirinin okunması boşuna değildi elbette. Öğretmen şairler de buradaki dersi gördüler. Evvela değişmemesi gereken, Batılılaşmaması gereken, yerli kalması, yerli değerlere sadakatle sarılması gereken onlardı. Bu kurumun başındaki bir kişinin bu mesajı etkili bir şekilde seslendirmesi günün olayı oldu.

En arka sıralarda oturan şair Mehmet Şah Erincik, Batı eleştirisinin “Balkon” şiirinde de görüldüğünü ekleyerek, “Masal” şiirini paylaştığı için İl Milli Eğitim müdürüne teşekkür etti. Programdan çıkarken şair öğremenlerin şiirlerinin paylaşıldığı bir antoloji vardı elimde. Kitabın sırt kısmında “İstanbul’un Şair Öğretmenleri” yazacak yerde “İstanbul’un Air Öğretmenleri” yazıyordu. Muzip bir gülümsemeyle yanımdaki dostuma şöyle “air” (İngilizcede ‘hava’) kelimesinin, şairlerin bir başka havalarda oluşuna gönderme olduğuna dikkat çekerek şöyle dedim: "Ee, şiirin bir öğretmeni diğer öğretmenlerden ayıran yönü çok iyi tescillenmiş böylece…”

 

Yektâ Emir gitti, gördü ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2012, 11:28
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20