banner17

Milletin sosyal sağlığını korumak da görevimiz

Birlik Vakfı Bursa Şubesi'nin bu gelenekselleşmiş iftarı 4 Temmuz Cumartesi günü vakfın Çekirge sırtlarına kurulmuş merkezinde yapıldı. Ahmet Serin iftardan notlarını aktarıyor.

Milletin sosyal sağlığını korumak da görevimiz

Türkiye’de yaşayan Müslümanlar olarak bizler Ramazan’ın sofralarımızdaki bereketini, kalplerimizi arındırmasını büyük bir huzurla yaşıyoruz. Ramazan bizlere sadece oruç tutup ruhumuzu yıkama fırsatı vermiyor, aynı zamanda bir tefekkür imkânı da sunuyor.

Gözlemlerimden ortaya çıkardığım şu ki, özellikle bu Ramazan’da, diğer Ramazanlarda olduğundan çok daha fazla tefekkür ediyoruz. Bu tefekkürlerin bizi götürdüğü en önemli yer de “İslam dünyasına ne oluyor?” sorusunu sormak. Bu soru da bizi özeleştiriye götürüyor, nefs muhasebesi yapmamıza yol açıyor. Sanırım Türkiyeli Müslümanlar olarak böyle bir muhasebeye ciddi olarak ihtiyacımız da var.

Kolay değil yaşananlar. “İslam dünyasına ne oluyor?” sorusu her gündeme geldiğinde, birkaç kelimelik bir sözcük dizisi olmaktan çıkıp beynimizin kıvrımlarını yakan bir ateşe dönüşüyor.

Biliyoruz ki dünyada orucunu yeni bir açlıkla açan Müslümanlar var.

Biliyoruz ki orucunu sadece suyla açan Müslümanlar var.

Biliyoruz ki orucunu kanla açan Müslümanlar var.

Biliyoruz ki dünyada bir Müslüman’ın burnu kanasa, hesap sorulacaklardan biri de biziz.

Birlik Vakfı'nın iftarında bunlar konuşuluyor. Ümmetin hali, kanayan bir yara olarak oturuyor tüm masaların başköşesine.

Birlik Vakfı’nın iftarı

Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin iftarları, Bursa’nın gelenekselleşmiş iftarlarındandır. Bu iftarlar, gökkuşağının renkleri gibi her kademeden, her yaştan, her meslek grubundan insanı bir araya getirir.

Renklidir bu iftarlar. İftarlara katılanlara baktığınızda, bu çeşitliliği görüp bu kadar değişik insanı bir araya getiren bir inanca mensup olmakla övünürsünüz ister istemez. Güzel ve anlamlı bir duygu yaşatır bu manzara size.

İşte, Birlik Vakfı Bursa Şubesi'nin bu gelenekselleşmiş iftarı 4 Temmuz Cumartesi günü vakfın Çekirge sırtlarına kurulmuş merkezinde yapıldı. Vakfın bahçesindeki masalara gökler de konuktu sanki. Bereketli bir kalabalık vardı.

Vakıf merkezinin bir yanında, içinde mahkeme salonuyla, medresesiyle, medrese öğrencilerine mekân olan odalarıyla heybetli 1. Murat Camii vardı, öte yanda da, Osmanlının ufkunu Balkanlara taşıyan 1. Murat Hüdavendigar’ın türbesi... Zaten vakıf, Hüdavendigar Külliyesi'nin aşevi kısmında sürdürüyor faaliyetlerini, bir geleneği diri tutma çabası veriyor.

İftara kırk dakika kala masalar tıklım tıklım dolu... Çok geçmeden de Kur’an-ı Kerim tilaveti… Ruhları ürperten bir tilavet.

Birlik Vakfı, MTTB’nin devamıdır

Oruçların açılmasından sonraBirlik Vakfı Bursa Şubesi Başkanı Mustafa Bayraktar söz aldı. Sözlerine, vakfın geçmişini anlatarak başladı. Bayraktar, Birlik Vakfı’nın 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği’nin devamı olduğunu söyleyerek devam ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu birlik, 1960 yılından sonra şimdiki muhafazakâr kimliğini kazandı ve İslami camiayı bir araya getiren önemli organizasyonlardan biri oldu. Bu kimliğini koruyarak çalışan MTTB, 12 Eylül yönetimi tarafından kapatıldı. 1985 yılında, Kültür eski bakanlarından İsmail Kahraman Bey'in önderliğinde, MTTB ruhunu sürdürmesi amacıyla, aralarında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu bir grup idealist insan tarafından Birlik Vakfı kuruldu. Vakfımızın çatısı altından ülkeye hizmet eden birçok insan çıktı ve çıkmaya devam ediyor ama durum böyle diye biz rehavete kapılmamalı, daha çok çalışmalıyız.”

Hüzünlü Ramazanlarımız var

Konuşmasında Birlik Vakfı'nın geçmişi ve vakfın çalışmaları hakkında bilgi veren Bayraktar, Müslümanların niçin daha çok çalışması gerektiğini de şu sözlerle anlattı: “Son yıllarda hüzünlü Ramazanlarımız var. Yıllarca zalim İsrail’in Ramazanlarda Filistin’i, Gazze’yi vurmasının acısıyla yandı bağrımız. Bağrımız yine yanmaya devam ediyor. Bu sefer de Doğu Türkistan’dan gelen haberler bağrımızı yakıyor. Sanki zulümlerini Ramazan’da daha da artırıyor bu zalimler. Ama unutmayalım ki, biz güçlü olsak onlar bize zulmedemez. O yüzden de İslam ümmeti olarak güçlü olmalıyız. Bizi bölmek, parçalamak, birbirimizden uzağa fırlatmak isteyenlere fırsat vermemeli, inadına kenetlenmeliyiz. Güçlü olmak için de durmadan çalışmalıyız.”

Mustafa Bayraktar’ın konuşması, akıllardan geçenleri dışa vuran bir konuşmaydı.

Sosyal sağlığımızı da korumalıyız

Mustafa Bayraktar’ın konuşmasından sonra söz alan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da, son on iki yılda Türkiye’nin yavaş yavaş ayağa kalktığını ifade ederek özellikle sağlık alanında yapılan çalışmalara dikkat çekti. Entelektüel kimliği de bulunan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun “Kişilerimizin sağlığı kadar toplumumuzun sağlığı da önemli. Toplumun sosyal sağlığı bozulursa, millet, birlik beraberlikten uzaklaşır ve zayıflar. O yüzden, İslami camianın üzerinde milletin sosyal sağlığını korumak görevi de var.” cümleleri özellikle önemliydi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun konuşmasından sonra akşam namazını eda için vakfın manevi ve kadim sahibi 1. Murat Hüdavendigar Camii'ne geçildi.

 

Ahmet Serin bildirdi

Güncelleme Tarihi: 07 Temmuz 2015, 12:35
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20