banner17

Memleketine hizmete âşık bir adamdı Tevfik İleri

Memleket sevdalısı Tevfik İleri, anlamlı bir günde, 27 Mayıs akşamı, İsmail Kahraman, Rasim Cinisli, Cahit İleri ve Cahide İleri'nin katıldığı bir panel ile yâd edildi. Kamil Büyüker notlarını aktarıyor.

Memleketine hizmete âşık bir adamdı Tevfik İleri

Tevfik İleri, bugün meyvelerini hâlâ görmekte olduğumuz imam hatip liseleri ve yüksek İslam enstitüleri kuşağının önünü açan isimdir. İsmini kısmen muhtelif imam hatip okullarında yaşatıyoruz ancak bu yeterli mi? Hayır. Onun hayatı, imanı, mücadelesi, memlekete hizmet aşkı bir şekilde okunmalı, anlaşılmalı ve anlatılmalı. “Sembolik olarak ismini verdik, kurtulduk” ucuzculuğundan uzaklaşılmalı. Nitekim hakkında neşriyatın bir elin parmaklarını geçmediğini gördüğümüz Tevfik İleri, sadece ülkenin manevi kalkınma hamlesi için yaptıkları ile değil, barajları, köprüleri, yolları ile de konuşulmayı ve yazılmayı hak ediyor.

En son Vefa Apartmanı isimli Sadık Yalsızuçanlar’ın yazdığı tarihi romana konu oldu Tevfik İleri. O roman da beni çok etkilemişti. Cezaevi mektupları, hastalıkla geçirdiği son dönemlerinde çekilmiş 40’lı kilolara kadar düşmüş fotoğrafını gördükçe içim burkulur. 1960 darbesinin ülkede estirdiği zalimce, müstebit, karanlık fırtınanın bir daha yaşanmaması için dua ederim.

Tam teslim olur, şükrederseniz, rahat edersiniz”

Bahçelievler Belediyesi de “Abide Şahsiyetler” programı dâhilinde, hem de anlamlı bir günde, 27 Mayıs’ta bir program tertip etti. Moderatörlüğünü Sadık Yalsızuçanlar’ın yaptığı, Rasim Cinisli, İsmail Kahraman ve Tevfik İleri’nin yadigârları oğlu Cahit İleri ve kızı Cahide İleri’nin de konuşmacı olarak katıldığı bir panel düzenlendi. Programa rağbet, meseleye henüz vakıf olamadığımızın göstergesiydi. Ama duyduklarım, dinlediklerin hem hüzünlendirdi, hem gülümsetti, hem de tüylerimizi diken diken etti.

Konuşma aralarında genç santur sanatçısı Sedat Anar’ın geçtiği yeni beste ilahiler ise mest etmeye yetti. Sadık Yalsızuçanlar ise hem moderatörlük yaptı, hem de aralarda Tevfik İleri’nin mektuplarından pasajlar okudu. İlk okuduğu mektup Berat kandilinde yazılmış idi hapishaneden… Diyordu ki ailesine Tevfik İleri, “tam teslim olursanız, şükrederseniz, rahat edersiniz. Şükür, daima şükür…” Yalsızuçanlar mektuplar için “edebiyat tarihimizin en nadide metinleri” dedi. El hak doğrudur. Kısacık ama bir o kadar naif, içli bir ses ve duygulu bir cümleler…

Çocukluk yıllarından beri hayatın içinde, mücadele adamı

İlk konuşmacı 1938 doğumlu ve eski MTTB’li Rasim Cinisli idi. Tevfik İleri’nin devlet adamı olarak, mücadele adamı olarak çok güzel portresini çizdi. Müşahhas örnekler verdi. Birinci Dünya Harbi'nin yokluk ve sıkıntılı günlerinde dünyaya gelmiş, Çamlıhemşin’den kalkıp büyükbabasının Fatih’teki evine yerleşmiş İleri. Gelenbevi ortaokuluna devam etmiş. Ancak fakr u zaruret had safhada. O tarihte bir ilkokul öğrencisi boynuna astığı kutu içerisinde sigara kâğıdı satıyor, kimi zaman işportacılık yapıyor. Bunun nedenini de kendisi yazıyor: “Okumak, adam olmak ve hatta yaşamak için bunun yapmak zorundaydım.”

Cinisli, daha çocuk yaşta sorumluluk yüklenen Tevfik İleri’nin ileride mühendis mektebine gittiğini, orada bir boykot sebebi ile 7 arkadaşının okuldan atıldığını, ancak matematiğe âşık bir adam olan İleri’nin o gün hayatta sadece matematik, riyaziyenin önemli olmadığını ve haksızlık karşısında durmak gerektiğinin idrakinin oluştuğunu belirterek, “gösterdiği bu direnç sayesinde o arkadaşlarını okuldan atılmaktan kurtarmıştır” dedi. Yine onun azmi ve mücadelesi, inancı ile Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) başkanlığında önemli hizmetler ifa ettiğini ifade etti. Yerli malları haftasında yaptığı coşkulu konuşma ile o gün gençlerin Tevfik Abi’si olduğunu belirtti.

Daha çok tarihten sahneler ile konuşmasını sürdüren Cinisli, Samet Ağaoğlu’nun hatıratında da geçen bir hadiseyi aktardı: İhtilal olmuş, bütün Demokrat Parti'li (DP) üst düzey insanlar harp okulunda toplanmış. Bu arada kalabalık grup içerisinden bir horlama sesi gelmektedir. Bakarlar Tevfik İleri uyumakta. Kendisini uyandırırlar. “Yahu hiç mi korkmuyorsun, nasıl uyuyabiliyorsun” derler. O da, “tam on yıl boyunca devletin farklı makamlarında bu milletin yükü omuzlarımda idi ve bu esnada gece gündüz, millete hizmet yolunda doğru dürüst uyku dahi uyumamıştım. Şimdi bu yük ilk defa omuzlarımdan alındı, onun rahatlığı ile uyuyorum” der.

Cinisli, Tevfik İleri döneminin sadece imam hatiplerin açıldığı, yüksek İslam enstitülerinin hayata geçtiği dönemler olmadığını, Boğaziçi Köprüsü'nü yapma düşüncesi ve projesinin onun eseri olduğunu, döneminde 7 baraj yapıldığını, kilometrelerce yollar yapıldığını ve daha nice eserleri olduğunu söyledi.

Buradan zafer bayrağını dikmiş olarak çıkacağım”

Arada yine Yalsızuçanlar, eşine yazdığı mektuplardan okudu. Ve Tevfik İleri’nin eşine evlilik için tek şart koştuğunu, o da “ülkemizi, memleketimizi seveceğiz” dediğini ifade etti.

Ardından oğul Cahit İleri söz aldı. Burada bulunan zevatın babasını çok seven insanlar olduğunu ve kendileri ile MTTB saflarında, aynı fikriyat için mücadele ettiklerini söyledi. Babasının Yassıada'da yargılanması ve sonraki safhalara değinen oğul İleri, babasının savunma esnasında söylediği “son nefesimize kadar namusumuzu müdafaa edeceğiz” sözlerini hatırlattı. Savcının, yaptığı şiddetli ve makul savunmalar dolayısıyla Tevfik İleri'nin "kelle"sini almanın kendilerine helal olduğunu ifade ettiğini, İleri'nin de savcının bu sözlerini şiddetle reddettiğini, böyle bir şeyi asla kabul etmediğini ve kendilerinden huzur-u Rabbü’l âleminde davacı olacağını ifade etti. Tevfik İleri tutuklu olduğu süre içinde Samet Ağaoğlu’nun savunmasını çok beğenmiş. Savunmasının son cümleleri şöyle: “İster ölü, ister diri; buradan zafer bayrağını dikmiş olarak çıkacağım.”

Topyekûn affetmekten başka yol yok”

Bundan sonra kızı Cahide İleri söz aldı. O da merhume annesi ve merhum babası hakkında mektuplardan çarpıcı ve duygulu pasajlar paylaştı. Tevfik İleri’nin o en sıkıntılı zamanlarda eşine “Sabretmek, şükretmek ve topyekün affetmekten başka yol yok” dediğini aktardı.

Bir mektubunda eşi Vasfiye hanım “susarak konuşmayı ne güzel öğrendik” demiş. Annesinin, babasının vefatının üzerinden elli yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen, sevgisini hep saklı tuttuğunu, bir gün dönse gelse ilk günkü gibi mukabele edeceğini nakletti. Annesinin de yakın zamanda vefat ettiğini ama hatıraların hep ilk günkü gibi tazeliğini koruduğunu da sözlerine ekledi.

Vefat günlerinde değil, doğum günlerinde hatırlayalım

Son konuşmacı ise Refah-yol Hükümetinin Kültür Bakanı İsmail Kahraman idi. Kendisi çok dinamik bir konuşma yaptı. Programa yönelik yaptığı en önemli vurgu bana göre, böylesine büyük abide şahsiyetlerin vefat yıldönümlerinde değil, doğum günlerinde anılması gerektiği idi. Zira bunu destekler mahiyette dünyadan hayli örnek gösterdi. Buradaki kastın doğum günlerinde yapılacak programla bu memlekette böyle kıymetli insanların dünyaya geldiği gerçeğini ve hayat mücadelelerini aktarmak olduğunu dile getirdi.

İhtilalden sonra 31 kişinin direkt müebbetle yargılandığını, Tevfik İleri’nin de bunların içinde olduğunu dile getiren Kahraman, Yassıada’da 15 kişiye de idam çıktığını, 3 kişinin yani Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idam edildiğini ifade etti. Dün onları içeriye atan, yargılayan, asan iradenin bugün kılcal damarlarına kadar kurumuş olduğunu ifade eden Kahraman, “dün bu güzel insanlara zulüm yapan ne kadar zalim ve alçak insanlar varsa birer birer tarih sahnesinden silinip gittiler” dedi. Askerin bugün geri dönmeyecek surette kışlasına çekildiğini de sözlerine ekledi.

Hukuk Fakültesi talebesi iken Yassıada duruşmalarını takip ettim”

Yine Kahraman’ın ağzından ilk defa dinlediğim bir şeydi. Kendisi, Yassıada’daki duruşmaları İstanbul Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi talebesi iken birkaç kez dinlemek üzere gitmiş. O anları da dönemin canlı tanığı olarak anlattı. Kabataş’tan, Yassıada vapurlarıyla adaya gidişlerini, ihtilal zihniyetinin insanları nasıl askeri disiplinle getirip götürdüğünü, mahkeme salonunda işleyen düzeni ve devletin tepesindeki isimlerin tek sıra halinde nasıl yüz kızartıcı biçimde aşağılayarak salona getirdiklerini… Bütün bunlar bir hatırata konu olacak detaydaydı. Kim bilir, belki İsmail Kahraman da hatıralarını kaleme alır.

Program kulaklarda merhum Tevfik İleri’nin yazdıkları hoş, latif cümlelerinden esintiler ve Sedat Anar’ın okuduğu irfanî beyitler ile sona erdi.

 

Kâmil Büyüker haber verdi

Güncelleme Tarihi: 29 Mayıs 2015, 12:03
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20