Mehmed Akif 'millet' derken neyi kastetti?

Zeki Dursun, Bağcılar Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile bir araya geldi ve İstiklal Marşı'nın üç mısraından hareketle Mehmed Akif hakkında konuştu. İsmail Özcan notlarını aktarıyor.

Mehmed Akif 'millet' derken neyi kastetti?

İstiklal Marşı’nın kabul edilmesi ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıldönümlerini barındırması vesilesiyle “Mehmet Akif” ve “Çanakkale” ayı diyebileceğimiz bir aydır Mart ayı. Bu konularda anma programları ve çeşitli faaliyetlerin en yoğun biçimde yürütüldüğü bu ayda İsmail Kara’nın talebelerinden ve akademik çalışmalarını Fatih Andı’nın rahle-i tedrisinde gerçekleştiren Zeki Dursun, 9 Mart Pazartesi günü İstanbul Bağcılar Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile bir araya geldi. Programın amacı Akif’in en yoğun anıldığı dönemde ona ve İstiklal Marşı’na karşı yeni bir bakış açısı oluşturmak ve öğrencilerin önlerindeki dönem adına bu bilgilerden yola çıkarak bir yorum yapabilmelerini sağlamaktı.

Yeninin tanımını yapabilmek için kendimizle yüzleşmek gerekir

Mehmet Akif ve İstiklal Marşı üzerine yapılan konuşmanın ana hatlarını marşta geçen üç mısra belirledi. Ancak bu etkinlik klasik bir şerh sunumunun çok daha ötesinde duran bir tasavvurla icra edildi. Söz konusu mısralar: “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak”; “O benimdir, o benim milletimindir ancak” ve “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”dı.

Zeki Dursun’un bu dizelerle ilgili dikkati çektiği nokta, üçünün de bir “yüzleşme” ekseninde ele alınması gerektiğiydi. Bugün bizim “Yeni Türkiye”, “Yeni Anadolu” vb. kavramları gerektiği gibi tanımlayabilmek için, yani tam manasıyla bir “yeni”den bahsedebilmek için “kendi”mizle yüzleşmemizin gerekliliğinin unutulmamasıydı. Birinci mısra ile birlikte bize yeni’nin tanımını yapabilme yolunu açacak olan bu yüzleşmeyi gerçekleştirebilmek için “Korkma”mamız gerektiğini; ikincisi ile “o benim milletimindir” sözündeki millet kavramının yeniden tanımlanmaya ihtiyacı olduğunu; üçüncüsü ile de demokrasinin, özgürlüğün, insan haklarının temsilcisi olduğunu iddia eden Batı’nın yani “medeniyet”in algılanış biçimi ve hangi yönüyle “tek dişi kalmış canavar” olduğunu hatırlattı konuşmasında.

Osmanlı’nın son yılları ve Milli Mücadele döneminde halkın hem maddi hem manevi benliği çökmüş vaziyetteydi ve özellikle manevi anlamda gelenekten kopuşun yaşandığı bir süreç söz konusuydu. Dönemin Osmanlısına dair bunları belirten ve onu kolları ve bacakları kopmuş, sadece gövde ve kafasıyla hayatta kalan bir insana benzeten Zeki Dursun, İstiklal Marşı’nın ilk kelimesi olan “Korkma” ifadesiyle Mehmet Akif’in bu kolsuz ve bacaksız devlete ve onun insanına bir çağrıda bulunduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın ilk kelimesi olan “korkma” ifadesinin bir telmih olduğunu söyleyen Zeki Dursun, Peygamberimizin (s.a.v) Hz. Ebubekir ile Sevr mağarasında kaldığı süreç içerisinde yaşadıklarına atıf yapıldığını söyledi. “Sevr Mağarası’na sığınıp bekledikleri sırada Hz. Ebubekir’in titremesi üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ona söylediği “La tahzen=Korkma” sözüne atıf yapılmıştır” diyerek Mehmet Akif’in de dönemin insanını korkmamaya davet ettiğini, ümitsizliğe karşı korkuyu yenmek için bir telmih yaptığını ve yeni bir ümit kapısını aralamaya çalıştığını vurguladı.

Akif’in bahsettiği millet ile bugünkü millet aynı mı?

O benimdir, o benim milletimindir ancak” mısraındaki millet kavramının Akif’in kastettiği manasıyla anlayabilmemiz için bugünkü millet algılayışımızın dışına çıkmamız gerektiğini söyledi Zeki Dursun. “Bu mısrada geçen 'millet' ifadesi bizim bugün zihnimizdekinden farklı bir mana ihtiva ediyor” dedi. Akif’in millet anlayışının bugün mızraklı ilmihallerden öğrendiğimiz Hz. Âdem’in zürriyetinden, Hz. İbrahim’in milletinden ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmetinden olma düsturundaki İbrahimî geleneğe mensup olmakla alakalı olduğunu belirtti.

Millet’in ve milliyetçilik kavramlarının değişikliğe uğrayarak bugünkü manaya sahip olmasının nedeni ise oryantalistlerin millet, ümmet ve kavim kelimelerinin hepsine 'nation' karşılığını vermiş olmasıdır” dedi. Bu kelimenin bizde bugünkü karşılığı 'ulus’tur. Dursun, bu açıklamaları getirdikten sonra yüzleşmenin gerekliliğini ve bunun için de yeni bir millet tanımına olan ihtiyacımızı hatırlattı.

Medeniyet hangi yönüyle canavar?

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” mısraının, marşın yazıldığı günden bugüne bazı çevrelerce İstiklal Marşı’nın en sevilmeyen mısraı olduğunu vurgulayan Zeki Dursun, bu canavar benzetmesinin medeniyetin hangi yönüne yapıldığı konusunda dikkatli olmamızı ve bunu gerektiği gibi anlamamızın önemini vurguladı. Bu mısraın bazılarınca beğenilmemesinin ise Batı’nın her şeyiyle mükemmel bir medeniyet olduğu ezberinin ürünü olduğunu söyledi. Bu mısradan Akif’in bir medeniyet düşmanı olduğunu çıkarmanın, onun Batı’nın tekniğini alma konusundaki tavsiyelerini görmezden gelmek olduğunu söyleyen Zeki Dursun, “Akif’in canavara benzettiği şey ise Batı’nın emperyalist yönüdür” dedi. “Canavar”ın, İç Anadolu ve Toroslar'da yoğun görülen ve bir kurt türü olan cüsseli bir hayvan olduğunu söyleyen Zeki Dursun, bu hayvanın gördüğü sürülere vahşice saldırdığını ve avını kapar kapmaz uzaklaştığını sözlerine ekledi. “Akif’in de 'canavar' dediği, medeniyetin bu acımasız, çıkarcı, gaddar yönüdür” dedi. Onun sevmediği medeniyet, insanları sırf ilerleme uğruna büyük göçlere, fedakârlıklara, sıkıntılara sevk eden anlayıştır.

Zeki Dursun, bu açıklamaları getirdikten sonra “İşte bu tek dişi kalmış canavarla baş edebilmek için kuracağımız 'yeni'yi tanımlarken kendimizle yüzleşmemiz, kendimizden ya da bir başkasından korkmamamız ve zihnimizdeki millet kavramına yeni bir tanım getirmemiz gerek.” diyerek konuşmasını tamamladı.

 

İsmail Özcan notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2015, 14:06
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13