'Medine' dersin, ağlar; 'Konya' dersin, ağlardı

'Bir Aşk Hikâyesi: Yaman Dede' ismini taşıyan programında Emin Işık, M. Fatih Çıtlak ve Haşim Şahin Yaman Dede'yi anlattı. Suleyha Şişman etkinlikten notlarını aktarıyor.

'Medine' dersin, ağlar; 'Konya' dersin, ağlardı

25 Şubat 2015 Çarşamba günü Bahçelievler Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde ikincisi düzenlenen Abide Şahsiyetleri Anma Programı’nda Yaman Dede yad edildi. Sadık Yalsızuçanlar’ın moderatörlüğünü yaptığı “Bir Aşk Hikâyesi: Yaman Dede” ismini taşıyan programa konuk olan hocalarımız Emin Işık, M. Fatih Çıtlak ve Haşim Şahin’di.

Program, Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin bir video kaydıyla başladı. Osman Nuri Hocaefendi, İstanbul İmam-Hatip’in ilk talebelerindenmiş. Farsça derslerine giren zat da Farsça gramerinin kolaylığı ve edebiyatının derinliği nisbetinde 10 dakika yaptığı gramer dersine mukabil sonraki yarım saatte iki beyit şerh eden Yaman Dede imiş. Güneşten yanmış bir teni olan Yaman Dede’nin gözleri çukur ve her daim gözyaşının aktığı bir havuzla çevriliymiş âdeta...

Osmanlı’da üç kitaba “şerif” sıfatı verilmiş. İstanbul’un büyük camilerinde teberrüken okutulan bu kitaplar: Buhari-i Şerif, Şifa-i Şerif ve Mesnevi-i Şerif. Hocaefendi bu bilgiyi aktardıktan sonra “Mesnevi-i Şerif ile tanışmamız Yaman Dede vesilesiyle oldu. Bize bir Allah dostunu tanıttı.” diyor.

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin anlattıkları arasında şunları özellikle zikretmeliyim:

* “Yaman Dede'ye Müslüman oluşundan sormuşlar. Gençken Mesnevi’den bir beyit okumuş. 'O beyitle sanki petrol gölüne çakmak çakıldı. Ayrı bir hâle girdim.' diye cevaplamış.

* “'Siz hep Mevlana’dan bahsediyorsunuz, Peygamber Efendimiz’den hiç söz etmiyorsunuz.' dediklerinde 'Beni Mevlana aldı, elimden tuttu, Resulullah Efendimiz’in eşiğine bıraktı' buyurmuş.”

* “Firak içinde ağlayışı vardı. Bu ihtiyar niye ağlıyor derdim?”

* “Yaman Dede’yi Galata Mevlevihanesi’ne giderken görüyorlar. Duvara yaslanmış, takatsiz bir halde... 'Bedeni rahatsızlığım yok, ruhi hasretim var, Resulullah Efendimiz aklıma geldi de bu haldeyim' diyor.”

* “Bu yanış, mevhibe-i ilahiyyeden. Efendimiz’i ne kadar yakından tanıdı? Bu, onun mahsülüdür. Yaman Dede, Asr-ı Saadet havasını teneffüs etti yandı.”

* “M. İkbal’in anlattığı bir hikâyede güve pervaneye der ki, 'Ben hep karanlıklarda kaldım, sense ışığın etrafındasın.' Pervanenin cevabı şöyle olur: 'Kanatlarıma bak, ışık etrafında dönerken kanatlarımı yaktım.'” Osman Nuri Hocaefendi, bu hikâyeden misalle “İşte Yaman Dede kanatlarını öyle yaktı.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Konya” dersin, ağlar; “Medine” dersin, ağlar; “Eyüp Sultan” dersin, ağlardı

Programdaki ikinci konuşmacı, Yaman Dede’nin bir diğer talebesi, Osman Nuri Efendi’nin de sıra arkadaşı Emin Işık Hoca idi. Emin Işık Hoca, 1958’de imam hatip lise ikinci sınıf öğrencisi iken telebesi olduğu Yaman Dede’nin kendisinden bahsetmediğini, 14 yaşında Müslüman olup bunu 55 yaşında ilan eden Yaman Dede’nin hikayesini anlatanın ise müdürleri Mahir İz Hoca olduğunu söyledi. Yaman Dede’nin bütün şiirleri kendisinde bulunduğu için onları talebelere dağıtan Mahir Hoca’ymış, okul arkadaşları Selçuk Eraydın da teksir yaparmış.

Yaman Dede, “İstanbul’un mahalle mescidlerini ben bilirim.” dermiş. Büyük camilerde tanınırım endişesiyle namazlarını küçük camilerde kılmış uzunca bir süre.

Emin Hoca da Farsça derslerini şöyle anlatıyor: “On dakika ders yapar, yarım saat ağlar. “Konya” dersin, ağlar; “Medine” dersin, ağlar; “Eyüp Sultan” dersin, ağlardı. Göz yaşıyla yoğrulmuş biriydi. Vazifesine çok düşkündü. ‘Normal olarak işine götürecek vesaitten bir öncekiyle gideceksin’ diye tavsiye eder, herkesten de önce gelirdi.”

İçi boş benzi sararmış ona aşıktır maye
Derdi hicran ile inler eder ah leylaye
Arz eder hıçkırarak aşkını hep Mevlaye
Bak neler söyletiyor Hazreti Mevlanaye!..

Bu cihanın ötesinden geliyor nağmeleri
Kanatır sineyi, kalbi, deler elbet ciğeri
Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri
Bak neler söyletiyor Hazreti Mevlanaye!..

Hazreti Mevlanaye” derken iki anlam vardır: Birincisi ney'in Hz. Mevlana’ya söyletmesi, ikinci Mevla’nın ney’e söyletmesi. Emin Hoca, bu iki manaya dikkat çekerek, “Bu ney şiiri, Yaman Dede’nin kendisidir. Kamış gibi bir adam, masivadan içi boşalmış; bir cisim, uzun ve solgun… Mahviyet halinde…” dedi.

Emin Hoca, Yaman Dede’nin ihtida edip Müslüman olduğu için onunkinin çok kıymetli olduğunu, kendilerininkinin ise ona nisbetle ehemmiyetli olmadığını söyleyince bakın nasıl bir cevap alır? “Öyle deme evladım, günah. Seninki de Allah’tan, benimki de. Her biri Allah’ın başka bir lütfudur.”

Yukarıda zikrettiğimiz Osman Nuri Hocaefendi’nin bahsettiği soruyu aslında Emin Işık Hoca sormuş: “Hocam, Mevlana deyince ağlıyorsunuz. Siz Hz. Mevlana’yı Hz. Peygamber’den çok mu seviyorsunuz?” Yaman Dede şöyle bir cevap vermiş: “O nasıl laf, olur mu? Kıyas edilir mi? Evladım ben, Mesnevi okuyarak Müslüman oldum. Hz. Mevlana benim elimden tuttu, ben ona medyun u şükranım. Seni elinden tutup Efendimiz’e götüren bir zat nasıl unutulur!”

Kalp taşıyorsan ağlayacaksın”

Emin Işık konuşmasına şöyle devam etti: “'Hidayete ermenizi anlatın' demişler. Kastamonu'da okurken, bitirme imtihanlarına gelen jürilerden bir ikisi dışarıdan gelirmiş. Devamını Yaman Dede şöyle ifade edermiş: 'Bizim din hocamız Kastamonu müftüsünü çağırmış, iki soru –bir de ders dışı soru- sordu, hepsini bildim. Beni alnımdan öptü ve Allah sana hidayet nasip etsin dedi. Herhalde o salih bir insandı, duası kabul oldu.'” Emin Işık Hoca bunları ağlayarak anlattı, “Ağlayarak anlattı, ağlayarak anlatıyorum yalan olmasın diye” dedi ve “Kalp taşıyorsan ağlayacaksın” nasihatında bulundu.

Allah Allah, Fuzuli gibi”

Sadık Yalsızuçanlar sözü aldığında Mustafa Özdamar’ın Yaman Dede kitabından bir anekdot okudu. Üsküdar Selimiye Camii imamı Fahri Duran hac dönüşü uğradıkları Halep’te kafilesiyle Zekeriya Aleyhisselam Camii’ni ziyaret etmek istiyor, polis bırakmıyor. Hocaefendi başkomiserle görüşüp “yemek yiyip alışveriş edeceğiz, şehre döviz bırakacağız” bahanesiyle onu ikna ediyor, izni alıyor. Camiye gidiyorlar, her direğin dibinde bir adam… Kasideler okunuyor. Direğin birinin dibinde Türkçe bir kaside işitiyor:

Yak sinemi ateşlere, efgânıma bakma
Ruhumda yanan ateşe, nîrânıma bakma
Hiç sönmeyecek aşkıma imanıma bakma
Ağlatma da yak, hal-i perişanıma bakma!...

Yaşlar akarak belki uçar zerresi aşkın
Ateşle yaşar, yaşla değil yaresi aşkın
Yanmaktır efendim biricik çaresi aşkın
Ağlatma da yak, hal-i perişanıma bakma!..

Fahri Hoca’yla, Yaman Dede’nin bu şiirini okuyan adam arasında şöyle bir diyalog gerçekleşiyor:

- “Türk müsün?”

- “Arap’ım.”

- “Sen bu kasideyi kimden öğrendin?”

- “Urfalı bir tır şoförü belletti.”

Emin Işık Hoca da, bu şiiri vaktizamanında Nurettin Topçu’ya okumuş, “Allah Allah, Fuzuli gibi” diyerek övgüyle anmış Nurettin Topçu.

Ben ona pervaneden evvel yanan pervaneyim”

Sıra Mehmed Fatih Çıtlak Hoca’ya gelince, Osman Nuri Efendi’nin İkbal’den örnek verdiği pervane hikayesinin de üstünde bir beyit aktardı. Kime ait olduğunu bulamadığı bu beyti, Şemseddin Yeşil Hocaefendi’nin Ahlak Konferanslarından duymuş Fatih Hoca:

Nar-ı aşkı benden öğren ta best-i suzini
Ben ona pervaneden evvel yanan pervaneyim
(Sen aşk ateşinin yakıcılığını benden öğren. Sen ateş görüyorsun, senden evvel gelen pervaneyim ben.)

Beni benden aldılar”

Haşim Şahin ise, Yaman Dede’nin biyografisi nakletti. Bendeniz burada uzun uzun yazmayacağım. Zaten daha önce haberleri de yapıldı Dünyabizim’de. Ama dikkatimi celbeden bir iki hatırayı aktaracağım.

Yaman Dede’nin kızı, babası Müslüman olduktan sonra durumu hazmedemeyip, “Onu bizden aldılar” diye şikayette bulunmuş. Yaman Dede bir mektubunda buna cevaben şöyle demiş: “Beni onlardan değil, beni benden aldılar.”

Yaman Dede’nin, Arapça, Farsça bilip İslami ilimleri tahsil ettiğini, üniversitede hukuk eğitimi alırken Molla Dyamandi olarak anıldığını, bu doğrultuda dostluklar edindiğini biliyoruz. Mesela ilginç bilgilerden biri de paskalya yortusunda bile evine ziyarete gelenlerin cami hocaları ya da tarikat şeyhleri oluşu.

Mehmed Abdülkadir Keçeoğlu ismini alan Yaman Dede’ye Emin Işık Hoca en sevdiği beyti sormuş. Leyla hanımın bir beytini okumuşlar:

(Al benliğimi kaydı sivadan beni kurtar,
Ta vasıl olam ru’yet-i didare İlahi.)
Leyla kulunu ateşi aşkınla kebab et,
Duzahta koyup yakma bizi nare İlahi.

Kendisine “Yanan Dede” diyen Yaman Dede, 41 derece ateşle üç dört ay yaşadıkta, öyle can vermiş. Pervane misali yanmış.

Programda santur sanatçısı Sedat Anar’ın birkaç icrasını da diledik.

 

TRT Türk Devrialem programı da Yaman Dede anma etkinliğine yer verdi. Haberin videosu:

 

 

Suleyha Şişman, “Yaman Dede’ye bigâne kalınmaz” dedi

Yayın Tarihi: 02 Mart 2015 Pazartesi 15:10 Güncelleme Tarihi: 04 Mart 2015, 10:18
banner25
YORUM EKLE

banner26