Mecid Mecidi Hz. Muhammed Filmi Hakkında Konuştu

Mecid Mecidi, geçtiğimiz günlerde Medeniyet Üniversitesi’nde düzenlenen söyleşide son filmi Hz. Muhammed’i, sinema dilinin önemini, İslam ülkelerinin filmi karşısındaki tavrını ve Türk sinemasını değerlendirdi. Zeynep Özel etkinlikten notlarını aktarıyor.

Mecid Mecidi Hz. Muhammed Filmi Hakkında Konuştu

Hikmetin izini sinemada da sürmek isteyen izleyici için iyi bir alternatiftir Mecidi filmleri. Oscar’lı yönetmen Mecid Mecidi, 9 Mayıs Pazartesi günü Medeniyet Üniversitesi’ndeki “Sinema dili ile Kutsal” başlıklı söyleşide, son filmi Hz. Muhammed’i, sinema dilinin önemini, İslam ülkelerinin filmi karşısındaki tavrını ve Türk sinemasını değerlendirdi.

Mecidi bu filmi çekmeye nasıl karar verdiğini şöyle anlattı: “Yıllar önce Danimarka’da filmlerimin gösterileceği ve ödül alacağım bir festivale davet edildim. Ancak tam gideceğim sırada karikatür krizi ortaya çıktı ve ben yetkililere bu festivale katılmayacağımı bildirdim. Ama bu yeterli bir tepki değildi. Tüm dünyada hâkim olmaya başlayan İslamofobi karşısında bir şey yapmalıydık. Hz. Musa ve İsa hakkında yüzlerce, Buda hakkında ise 40 film çekilmişken, bizim peygamberimiz hakkında sadece bir film vardı. Böylece tüm İslam âleminin mutabık olacağı bir film çekmeye karar verdim. Sonradan da kullanılabilecek Mekke ve Medine şehrinin platosunu kurduk, çok iyi bir teknik ekiple çalıştık. Filmin müziklerini Oscar’lı Müslüman müzisyen A.R. Rahman besteledi. ”

İslam dünyası Hz. Muhammed filmini nasıl karşıladı?

En son 3 yıl önce Meridyen Derneği’nde kendisini dinlediğimizde, Mecidi’nin, çekimleri yaklaşık 7 yıl süren ve 40 milyon dolarlık bütçe ile çekilen Hz. Muhammed isimli son filminden bir hayli umutlu olduğunu gözlemlemiştik. Senaryoda, Sünni ve Şii âlimlerin ortak bakışını yansıtan siyer kitaplarından faydalandıklarını, filmi çekmeden önce Oscar’lı görüntü yönetmeni Vittorio Storara’ya ne zor şartlarda ulaştıklarını, Storara’nın tam da o günlerde büyük bir tevafukla Hz. Peygamberimiz sav’in hayatını okuyup çok etkilendiği için bu filmde görev aldığını, duygusal bir atmosfer içinde anlatmıştı. 3 yıl sonraki bu karşılaşmamızda ise, o zamanki umutlu halin yerini yer yer kırgınlıklar almış görünüyor. Suudi Arabistan ve Mısır, filmi daha izlemeden ambargo koyup haram saymış ve yayınlanmasını engellemiş. Hindistan’da da benzer tepkiler hafızamızda. İran basınından takip edebildiğimiz kadarı ile filmin pazarlanma aşamasında ve 2016 en iyi yabancı film Oscar adayı seçmelerinde de farklı sorunlarla karşılaşıldı. Neyseki tüm bu olumsuzluklar ve uzun bir bekleyişin ardından, filmin önümüzdeki ay ülkemizde gösterime girmesi bekleniyor.

Hz. Peygamberimiz sav’in savaş kuralları Birleşmiş Milletler’de levha olarak asılmalı

Mecidi, İslam âlemindeki savaşlardan üzüntü duyduğunu belirterek Efendimiz sav’in mecbur kalmadıkça savaşa girmediğini, savaş esnasında da “Suları kirletmeyin, yaşlılara, çocuklara, kadınlara, hayvanlara, kuşlara zulmetmeyin, kendiniz ne kadar yemek yiyorsanız esirlerinize de o kadar yemek verin, size eğitim veren esiri azad edin” sözlerini hatırlatarak “Bu kuralların Birleşmiş Milletler’de levha olarak asılması lazım” dedi.

Allah’ın kutlu mesajını diğer insanlara ve toplumlara ulaştırmak için sanat iyi bir vesile

Mecidi konuşmasının devamında şunları söyledi: “Eğer günümüzde peygamberler gelmeye devam etseydi mesajlarını insanlığa ulaştırmak için sinema dilini de kullanabilirlerdi. Bence en büyük sanatçı Allah (cc)’tır. Allah her şeyi yoktan var etmiştir. Rahmetiyle bu derin mânadan bir cüz’ü, insanoğluna ve diğer insanlara da bu anlamı ulaştırabilmesi adına, özellikle sanatçılara bahşetmiştir. Sinema Batı kaynaklı olmasına rağmen, merhameti, sevgiyi, fedakârlığı, diğergamlığı yani ‘ilahi fıtrat dilini’ sinemada yakalayıp, aslında İslam fıtratı üzere yaratılan insanlara ulaşabiliriz. Böylece Batı menşeli sinemanın muhteva olarak üzerine çıkıp, kendi öz ve derinliğimizi sinemaya aktararak Batı sinemasının önüne geçebiliriz.”

Türk sineması ve kimlik problemi

Mecidi, Türk sineması hakkındaki bir soru üzerine, Semih Kaplanoğlu, Faysal Soysal, Nuri Bilge Ceylan filmlerini takip ettiğini, Ceylan’ın Avrupa’nın etkisinde kaldığını, bazı Türk dizilerinde işlenen konular ve aile yapısının, Türk değer ve kültürünü yansıtmadığını ve Türk sinema ve filmlerinde bir kimlik problemi yaşanabildiğini sözlerine ekledi.

 

Zeynep Özel

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 10:55
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Akil bangu
Akil bangu - 3 yıl Önce

Hz. MUHAMMED SAV in görüntüsü verileceği söyleniyor. Bu gerçek ise pek hoş olmaz. Ama mustafa akkad mecid mecidi gibi lere ihtiyaç var sanat şart bu çağda değerlerimizi anlatabilmek için

cabbar
cabbar - 3 yıl Önce

bacak bacak üstüne atarak Hz.Muhammed'in filmini tartışmak da güzelmiş...

fatima olgun
fatima olgun - 3 yıl Önce

islam ümmeti artik sekilcilik saplantisindan kurtulmali.. kutsallarini davasini kurutmak için değil yeşertmek için kullanmali. Hani bizim icin peygamberler arasinda bir fark yoktu hepsi kutsalimiz değerlimiz degil mi? Daha once hz. Isa hz. Yusuf hz. Musa... Ve daha pek cok peygamberin filmi çekildi ve bu fipmlerle neler kazandik neler kaybettik? Kimsenin çarpılmadigi kesin. İnşallah belki de ümmetin birliğine güzel bir vesile olur alemlere rahmet olan Rasulü ortak bir dille anmak-anlatmak.

banner19

banner13