Maval okumak nerden çıkmış, anlattı

Ömer Tuğrul İnançer, Türk Edebiyatı Vakfı’nda konuştu, notlarımızı aldık.

Maval okumak nerden çıkmış, anlattı

 

Ömer Tuğrul İnançer Hoca’nın Türk Edebiyatı Vakfı’nda konuşma yapacağını duyunca bu sohbetin kaçmayacağını düşündüm. Hocanın o tok sözlerini dinlemeli ve alacağımı almalıydım ondan… Tasavvufi bir yönünün olduğunu bildiğim için eskiden beri muhabbet beslerdim ona… Bu sohbete gitmek benim için hem güzel bir insanı görmek anlamında önemliydi, hem de bilgi adına yeni bir şeyler kazanma anlamında önemliydi. Zira Hocanın iki cenahı vardı. Birisi aşkı, muhabbeti; ikincisi ilmi ve fikri…

Konferans salonuna gittiğimde salonun ağzına kadar dolu olduğunu ancak en öndeki bir koltuğun boş olduğunu gördüm. Herhalde kalıplaşmış protokol anlayışın tesirlerinden dolayı kimse oraya oturmamıştı. Ben de gittim oturdum. En son gelip en önde dinlemek bir nasip işi oldu…

Ömer Tuğrul İnançer Hoca’nın konuşması bilgilendirici olduğu gibi hem de bazı tartışmalara kapı aralanmasına vesile oluyor. Mesela İnançer Hoca diyor ki: “Allah’tan korkulmaz, Allah sevilir” Biliyorsunuz bu sözü kabul edenler var bir de buna itiraz edenler var. İki kesim de delillerini ortaya dökse de biz de bu meseleyi öğrenebilsek. Hocaları birbirine düşürmek gibi bir niyetle söylemiyorum ama kendisi bir meal yazarı olan Ümit Şimşek Hocamız kesinlikle Allah’tan korkulması gerektiğini söylüyor. Doğrusu ben de ona katılıyorum. Takvanın korku olarak çevrilmesi yanlış olabilir belki, ancak başka korku anlamına gelen kelimeleri de hesaba katmak gerek.

Sahabeler neden Mevlüt kandilini kutlamadı?

İnançer Hoca sohbetinin başında sahabelerin mevlit kandilini neden kutlamadıklarını şöyle izah etti: “Slogan bilgilerle hareket eden, yeterince araştırma yapmayan bir toplumuz. Hicretin bitiş tarihinin 12 Rebiyülevvel olduğunu çoğu insan bilmiyor. Efendimizin ahirete teşrif etmesinin de 12 Rebiyülevvel’de olduğunu da bilmiyor. Efendimizin dünyayı terk etmesinin tarihi de Rebiyülevvel... Efendimizin doğumu ile ilgili kutlamayı ilk yapacak olanlar kimler? Ashab-ı Kiram… Onların içinde Efendimizin doğumunu ve onun doğumu ile ilgili süruru hatırlayan on kişi çıkmaz. Ama bütün Ashab-ı Kiram onun 12 Rebiyülevvel’de aralarından ayrıldığını çok iyi biliyor. Onlar için 12 Rebiyülevvel tarihi Efendimizin dünyaya teşrif tarihi değil, aralarından ayrılış tarihi. Onun için kutlayamıyorlar. Bu anlayışı sahabeden alan tabiin, sonra tabiinden alan tebe-i tabiin de kutlamıyorlar.” Anladığım kadarıyla İnançer Hoca bu sözlerini “biz de kutlamayalım” anlamında söylemiyor. Sahabenin algısını anlatıyor. Bugünkü insanlar ise bu tarihi doğum günü olarak bildikleri için kutlamaları normaldir demek istiyor.

İslam Ansiklopedisi

İnançer Hoca İslam Ansiklopedisinin bu konuda yaptığı bir yanlıştan bahsederek şöyle diyor: “Daha sonraki yıllarda çeşitli merasimlerle kutlamalar yapılmış ama bu kutlamalar devlet protokolüne Fatımilerle girmiştir. İslam Ansiklopedisi gibi bir müracaat kitabımızda bile Resulullah’ın doğum günü kutlamalarına Fatımiler döneminde başlanmıştır deniliyor. Yanlış ifadedir. Fatımiler döneminde resmiyet kazanmıştır. Resmiyet kazanmış olması başlamış olması demek değildir. Çünkü devletler ahalinin yaptıklarını resmileştirmek görevindedirler. Ama bazı devletler ahaliye rağmen bazı şeyler yaparlar.” Hani halk bir günü kutlar devlet de bunu resmileştirir. Hani bazı ideolojiler de zorlar kutlatırlar kendi bayramlarını; hoca acaba bunu mu kastetti? Büyük ihtimalle öyle…

Dünyada en çok naat Türkçe…

Dünyada en çok naatın Türkçe olduğunu söyleyen İnançer Hoca bu konuda şunları söyledi: “Dünyada Arapça konuşan Müslüman sayısı Müslümanların yüzde yirmisidir. Müslümanların yüzde yirmi ikisi Türkçe konuşur. En kalabalık grup Urduca konuşan Pakistan ve Hindistan Müslümanlarıdır. Yüzde on beş civarında Malezya ve Endonezya Müslümanlarıdır. Yüzde sekiz civarında da Svahili dili denen Afrika dilleridir. Arapça konuşan insanların yüzde yirmi ikisini teşkil eden Türkler, bütün dünyadaki Müslümanların yazdığı naat-ı şeriflerin yüzde yetmişini Türkler yazmıştır. Bu bizim edebiyatımızın bir ince özelliğidir.”Ömer Tuğrul İnançer

Musiki haram mıdır?

Musiki konusunda yetkin bir isim olan Ömer Tuğrul İnançer Hoca musikinin helal mi haram mı tartışmasını yapanlara şaşırdığını söyleyerek bu konudaki görüşlerini şöyle özetledi: “Musiki haram mıydı helal miydi diye hala konuşan cahiller var. Bilal-i Habeşi ile Abdullah Ümmü Mektum’u hatırlayalım. O kadar sahabenin içinde Habeşli bir köle ve İki gözü görmeyen bir âmâ… Ama onların nasıl bir sedaları var biliyor musunuz? Efendimiz bile ara sıra ‘erihni ya Bilal’ diyor. Yani beni ruhlandır diyor.”

“Maval okumak diye bir tabir var. Onun aslı “mavel”dir. Anadolu’daki çobanlarımız kaval çalarlar, Arabistan’daki çobanlar da “mavel” okurlar. Deve doğum yapamadığı zaman çobanın gelip ona mavel okuduğunu bizzat ben gördüm. Deve bile musikiden anlıyor… Harama helal diyenin hükmü nedir? Bir adam içki helal değildir dese nedir hükmü? Kafirdir; bitti… Allah’ın haram demediğine haram diyenin hükmü nedir? Yirmi dört saat Mekke’den yayın yapan televizyon kanalları var. Frekansını başka yere ayarlayınca da bilmem ne filmi var. Şimdi televizyon haramdır diye kim diyebilir? Niçin kötüye kullanma ihtimali vardır diye bir kurumu yok ediyorsun. Musiki haram filan değildir. Doğru kullanıldığında cennete götürür, Allah’ın rızasına götürür. Eğri kullanıldığında Allah’ın her nimeti gibi felakete götürür.”

Kur’an’da yok deme modası

Bir de “Kur’an’da böyle bir şey geçmiyor” deme modası çıktı. Bunu söyleyenlere Kur’an’da namazların rekât adetleri yazıyor mu diye sorun bakalım. Kur’an’da lafzen rekât adetleri yazmaz. Lafzen yazmıyor ama ona işaretler var. Onu da bizim gibi cahiller anlamaz. Bütün dünyevi meselelerde ehliyete muhtacız, ama manevi meselelerde hepimiz kendi kendimizi ehil zannediyoruz. İhtisasını yapmamışsan anlayamazsın. Af buyurun buraya bir beygir getirsek nallamak icap etse ne yaparız? Hepimiz okumuş yazmış, kimimiz üniversitede hoca olan kimseleriz. Ama nal çakmak konusunda bir şey bilmeyiz. Manevi meselelerde hüküm vermek bir nallamak kadar bile ihtisasa ihtiyaç göstermez mi?”

Allah’tan korkmayın aziz kardeşlerim!

“Takva”nın korkmak demek olmadığını söyleyen İnançer Hoca bu konuda şunları söyledi: “Kim demiş ittika kelimesi kokmak diye… İttika Allah’ın hatırını kırmaktan çekinmek demek. Korkunç mudur ki korkuyorsunuz? Allah güzeldir, sevgilidir, o sevilir. Sevgilinin güvenini kaybetmek, hatr-ı şerifini incitmek; bundan korkulur. Ama Allah’tan korkulmaz. Allah’tan korkmayın sevgili kardeşlerim, Allah’ın rızasını kaybetmekten korkun. Onun hatırını saydıklarının –başta Resulullah olmak üzere- onların hatırını kırmaktan korkun. “

Ehl-i Beyt kimdir?

Ömer Tuğrul İnançer Hoca ehl-i beytin kim olduğu konusunda da yanlış bilgiler olduğunu söylediği konuşmasında bu konuda şunları ifade etti: “Peygamber Efendimizin kızı, mübarek damadı ve iki torununu ehli beyt-i Mustafa olarak algılamak yanlıştır ve eksiktir. Bu zat-ı kiram hamse-i ali abadır. Ehl-i beyt-i Mustafa’ya her şeyden önce validelerimiz girer. İnsanın en yakını zevci veya zevcesidir, çocuğu değildir. Münasebetsiz bir yerinizde çıban çıksa çocuğunuz ve anneniz bakamaz. Ama karınız bakar. Onun için ehl-i beyt-i Mustafa’nın birinci kategorisi validelerimizdir. Daha sonra evlatları gelir. Daha sonra Peygamber Efendimizin zevcelerinin eski eşlerinden olan çocukları yani Efendimizin üvey çocukları gelir. Hz Hale’yi bilen var mı? Bu ismi koyuyoruz çocuklarımıza; çok iyi ediyoruz. O, Hz Hatice’nin birinci zevcinden doğan kızıdır. Hz Hatice ile de Efendimiz evlendiği için artık edeben evladı olan kızıdır. Bir erkek çocuklu bir dul hanımla evlense, o dul hanımın kızı artık o adamın nesidir? Kızıdır, bitti... Peygamber Efendimizin zevcelerinin bunun gibi eski kocalarından olan çocukları var. Ehl-i beytte bu üvey evlatlardan sonra damatlar gelir. Hz. Osman ve Hz. Ali gibi… Sonra kayınpederler gelir. Hz Ebubekir ve Hz Ömer gibi… Tabi torunları da ehl-i beytin içindedir. Torun deyince sadece Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin değildir torunları… Muhsin neci, Ümmü Gülsüm neci? Ne münasebet? Niye iki tanesiymiş… Gülsüm Binti Ali hicretin on yedinci senesinde Hz Ömer’le evlendi. Hz. Ömer aynı zamanda Hz Ali’nin damadıdır.”

Velilerin gözüne bakılmaz

Ömer Tuğrul İnançer Hocanın sözlerine katılmayabilirsiniz, onu sevmek de zorunda değilsiniz, ancak bendeniz onun muhterem bir şahsiyet olduğuna inananlardanım. Ayrıca da bilen bilir, kendisi tasavvufi anlamda bir emaneti taşımaktadır. Bizim geleneğimize göre bu emanete hürmeten onu taşıyana hürmet etmek vardır. Dolayısıyla bilinçli olan halkımız o zatlara her zaman hürmet etmiştir. Ancak bir de cühela takımı vardır ki onlar da hürmet edeyim derken ölçüyü kaçırmışlardır. Fakat bize her zaman hüsn-ü zan yakışır.

Başta da söylediğim gibi konferans esnasında güzel bir insanı görmüşken onu dikkatle dinleme adına gözümü bu zattan bir an bile ayırmamıştım. İçimden de onunla ilgili bazı şeyler geçiriyordum. O esnada şöyle bir şey söyledi: “Velilerin gözüne öyle bakılmaz, yüzün yerde olur, ara sıra bakarsın. Bakmaya dayanamazsın. Bir de gaflet gözlüğü varsa, bakarsın... Onun için gözünü dikme…” Bu sadece konferansta geçen bir cümle idi… Bana özel söylenmemişti ama bana da bir ders olmuştu. Dersimizi alıp boynumuzu eğdik…

Yine içimden “bu zatı Allah için sevdim” diye geçirirken o şöyle söyledi: ”Büyüklerimizi sevemeyiz sevgili kardeşlerim. Sevgi su gibidir, yukarıdan aşağı akar, aşağıdan yukarı çıkmaz. Onlar bizi sevdikleri için biz onları sevebiliriz. Gönlümüzde Efendimizle ilgili bir muhabbet hissediyorsak, gözümüz buğulanıyorsa, içimiz sızlıyorsa, gırtlağımıza bir şey takılıyorsa, vallahi ve billahi da bizi seviyordur.” Bundan sonra zannedersem yoruma hacet kalmadı…

 

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 26 Şubat 2012, 03:39
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
esin
esin - 7 yıl Önce

çok hoş bir yazı ellerinize sağlık.ömer hocanın kendıne has bir uslubu var .

Kasım Soydaş
Kasım Soydaş - 7 yıl Önce

Hz. Peygamberin (AS) :Sen ehli beytten değilsin. Dediği hanımlarını Bu kavrama dahil etmek doğru değil.Sahih hadis kitaplarında,tefsirlerde Hz. peygamber Ümmü Seleme annemiz ile Aişe validemizin :Bende ehli beyttenmiyim ya Resulallah? Sorusuna Hayır diye cevap verdiği apaçık iken böyle söylemek doğru değildir.

banner19

banner13