Manayı bizzat tecrübe edip dile getirmiş

Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi idareci ve akademisyenleri, bu hafta da Sun’ullah Gaybî’nin türbesinde toplandı ve şairi andı. Hümeyra Mermer haber veriyor..

Manayı bizzat tecrübe edip dile getirmiş

 

Üniversitelerin, bilim yuvası olmasının yanı sıra kuruldukları şehrin kültür hayatını araştırmaya ve o kültürel hayat içindeki eserleri insanlığa, özellikle de genç nesillere aktarmaya yönelik görevleri de vardır. Bu açıdan bakıldığında üniversiteler; sanat, kültür, tarih ve edebiyat gibi değerlerin insanlarla buluşturması açısından bir kilit görevi görür. Bu kapsamda, Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi akademisyenleri olarak, Kütahya’nın manevi değerlerini halkımızla buluşturmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer aldı.

Mâlum olduğu üzere Kütahya, tarihinde pek çok ilim ve hikmet insanının yetişmesine beşiklik yapmış illerimizden. Şeyhî,  Ahterî, Sun’ullah Gaybî, Abdullah Hakkı, Abdülhalim Germiyânî, Ahmedî, Ahmed-i Daî gibi değerli şahsiyetlerle öğrencilerimiz arasında bir köprü kurmanın insanî vazifemiz olduğunun bilincindeyiz. Bunun için D.P.U İlahiyat Fakültesi idareci ve akademisyenleri olarak tarihimizle buluşma adına, her hafta yapılmakta olan sohbet zincirine, bu hafta da Sun’ullah Gaybî’nin türbesinde toplanılarak bir halka daha eklemiş olundu. Prof. Dr. Ömür Ceylan’ın ifadesiyle “Sun’ullah  Gaybî  mütehassısı” dekanımız sayın Prof. Dr. Bilâl Kemikli Hocamızın da teşrifleri ile Sun’ullah Gaybî’nin türbesinde Fatiha okundu. Kısa bir konuşmanın ardından sohbetimize devam etmek üzere Şeker Camii’ne geçildi. Burada Sun‘ullah-ı Gaybî: Hayatı- Eserleri- Şiirleri, Sun‘ullah Gaybi Dîvan-ı İlahiyat: Seçmeler gibi önemli kitap çalışmalarına ve şair hakkında birçok makaleye imza atan Prof. Dr. Kemikli Hocamız tarafından Sun’ullah Gaybî anlatıldı.

İbnü’l-Arabî gibi mutasavvıfları çok iyi tetkik etmiş

Mutasavvıf bir şair olan ve “Gaybî” mahlasını kullanan, Kalburcuzade Sun‘ullah Gaybî el Kütahyavî’nin doğum tarihi hakkında kesin bir bilgi olmadığını söyleyen, Kemikli, Gaybi’nin 1624-1629 yılları arasında Kütahya’da doğduğu ve temel eğitimini burada tamamladığını düşünüldüğünü belirtti. Gaybî, eğitimini tamamlamak için İstanbul’a gitmiş ve 1649’da Aksaray Oğlanlar Tekkesi Şeyhi İbrahim Efendi’ye intisap ederek hilafet almış. Silsileleri Zâhid el- Geylanî’de birleşen Halvetîlik ve Melâmîlik tarikatlarına bağlı olan Gaybî, 1655’te mürşîdi İbrahim Efendi’nin vefatından sonra Kütahya’ya dönmüş. Bunun onun hayatında ikinci bir dönemin başlaması açısından önemli olduğunu söyleyen Bilal Kemikli, Gaybî’nin vefat tarihi hakkında da kesin bir bilgi olmadığını ancak 1676’dan sonra vefat ettiğine dair görüşler olduğunu ifade etti.

Sun‘ullah Gaybî, eserlerini tasavvufî konularda yazdığından, Türk tasavvuf edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biridir. Gaybî, şiirlerinde felsefî tasavvufa dair en girift konuları bile “sehl-i mümtenî” yani herkes tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek ve sade bir üslupla işlemiş. İnsan, varlık, aşk vb. konularda Yunus Emre, Hacı Bayram Velî, Mevlânâ gibi şairlerle Gaybî’nin düşüncelerinin paralellik arz ettiğini de ekledi Bilal Hoca.  Daha da önemlisi az evvel isimlerini zikrettiğimiz şairlerden de öte, hem bu şairlerden ilham almış, hem de manayı bizzat tecrübe ederek bu tecrübelerini dile getirmiş.

Bilal Kemikli ayrıca, onun şiirlerinin dikkatli bir şekilde okunduğunda, İbnü’l-Arabî gibi diğer mutasavvıfları da çok iyi tetkik ettiğinin görüldüğünü, bütün bunlara ilave olarak, şiirlerinde şairimizin zamanının çok üzerinde ahlakî ve ilmî görüşlere sahip olduğunun fark edildiğini ifade etti. Zira kendisi tarikatından dolayı “zındık, mülhit” gibi ithamlara maruz kaldığından, bütün bu ithamlara cevap verecek, adeta karşısındaki kişileri susturacak derecede ilmî ve edebî eserler kaleme almış.

Mesela şair, Sünnî olduğunu ispatlamak için “Hüdâ Rabbim” manzumesini kaleme almış. Şairimiz bu manzûmesinde İslâm dininin ve imanın şartlarını açıklamış. Bu manzume asırlar boyunca Anadolu topraklarında okunarak çocuklara temel dini bilgiler kazandırılmış. Hatta bu manzumede, imanın şartları, subutî sıfatlar; namaz, abdest, gusül ve teyemmümün farzları gibi itikadî mevzular da anlatılmış. Ayrıca, şahsına ve tarikatına yapılan eleştirilere cevap vermek amacıyla Akâid-  Nâme, Risâle-i Redd-i Hulûl ve Risale-i Hâlvetiyye ve Bayrâmiyye gibi risâlelerini de kaleme almış.

Bilal Kemikli, Gaybî’nin mensur eserleri de olduğunu, bu mensur eserlerin ise hem içinde bulunduğu tasavvuf okulunun esasları ve tarihine, hem de döneminin dinî sosyal tarihine kaynaklık etmesi açısından önemli olduğunu belirtti.

Kemikli, son olarak Gaybî’nin eserlerinden bazılarını saydı: Sohbet- name, Bî‘at- nâme, Keşfü’l Gıtâ, Rûhu’l Hakîka, Dîvan, Huda Rabbim, Mekârimü’l Ahlak, Akâid- nâme v.d

Şairin hayatına ve eserlerine dair konuşulduktan sonra, Dîvan’ından beyitler okunup mütalaa edildi. Hoş bir sohbet havasında geçen mütalaa sonrası Kütahya’nın ne denli büyük bir mutasavvıf şairi yetiştirdiği kanaatine varıldı. Böylece Sun‘ullah Gaybî gibi tarihin saklı tuttuğu değerli şahsiyetleri tanıma yolundaki yolculuğumuza dinamik bir akademik kadro ile devam etmenin önemi tekrar anlaşılmış oldu.

 

Hümeyra Mermer haber verdi

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2013, 11:28
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
H. Ahmet GÖKÇE
H. Ahmet GÖKÇE - 6 yıl Önce

Bilal Kemikli hoca, güzel işler yapıyor. "Akademisyen"likle "Hoca"lık arasındaki farkı biliyor, bildiriyor/hissettiriyor. Rabbim güç kuvvet, sıhhat afiyet versin, onunla yürüyeceklerin sayısını artırsın.

banner19

banner13