Malezyalıların niyeti bir başka imiş!

Doç. Dr. Servet Bayındır, İLEM’de faizsiz bankacılığı, tarihini ve günümüz uygulamalarını anlattı.

Malezyalıların niyeti bir başka imiş!


 

İlmi Etüdler Derneği’nin düzenlediği İslâm iktisadı seminerlerinin üçüncüsü 1 Ekim Cumartesi günü İLEM’in Üsküdar’daki binasında yapıldı. Dört hafta sürecek olan serinin üçüncü programı; Prof. Dr. Ekrem Erdem ve Dr. Mehmet Asutay’ın seminerlerinin ardından İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Servet Bayındır’ın “Faizsiz Bankacılık Sisteminin Genel İşleyişi” başlıklı semineri oldu.

Tevrat, İncil ve Kuran’da faizServet Bayındır

Servet Bayındır dolu dolu geçen seminere “borç üzerinden elde edilen gelir” diye tanımladığı faiz ile ilgili olarak Tevrat, İncil ve Kuran’da geçen hükümleri anlatarak başladı. Tevrat’ta faizin meşru görüldüğü tek yerin “Yahudi olmayanlara faizle borç verilebileceğine dair”  istisnai bir bahis olduğunu söyleyen Bayındır, yine söz konusu bölümün Yahudiler tarafından yapılan şerhinde faizin insanı yavaş yavaş zehirleyen bir yılan sokmasına benzetildiğinden ve bu yüzden Yahudilere kardeşlerini bir yılan gibi sokmamaları gerektiğine dair öğütler verildiğinden bahsetti.

Servet Bayındır, Nisa suresinin “Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.” mealindeki 160 ve 161. ayetlerinin ise  Tevrat’taki bu istisnai hükmün tahrif edilmiş bir hüküm olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Hristiyanlık’ta yasak(tı)

Kur’an’dan ve hadislerden de birçok örnek veren Bayındır, Hıristiyanlıkta da faizin 1574’e kadar yasak olduğunu, bu tarihten sonra Calvin’in gayretiyle helal olarak kabul edilmeye başladığını anlattı. Servet Bayındır hoca, faizin Bakara suresinin 278 ve 279. ayetlerinde “Allah’a ve resulüne savaş açmakla” eş tutulmasının sebebini diğer günahların bireysel ya da çok küçük kitleleri etkileyen günahlar olmasına karşın, faizin toplumsal sorunlara yol açması olarak açıkladı.

Tabung Haji: Hacca gitmek için yatırım fonu

Tarihsel olarak bankacılığın ve faizsiz bankaların gelişiminin de anlatıldığı seminerde Osmanlı’da kurulan tüm bankaların -yerli ya da yabancı sermaye olsun- faizli bankacılık yaptığından bahsedildi. Bankaların parayı birikim yapanlardan alıp ihtiyacı olanlara, yatırım yapacaklara dağıtma, bu iki grup arasında aracı olma fonksiyonunu yerine getiren ilk İslâm duyarlıklı kurumlarınsa beyt’ül mal, sarraflar ve cehbezler olduğu da değinilen konulardan biriydi.

Tapung HajiOsmanlı’da bankaların yukarıda anlatılan fonksiyonunun kısmen para vakıfları, esnaf, eytam ve orta sandıkları ile karşılandığını söyleyen Bayındır,  20. yüzyılda başka ülkelerde var olan benzer uygulamalardan örnekler verdi. Hindistan’da daha çok “karz-ı hasen” geleneğine dayalı olarak gelişen yardım fonu, Mısır’da Posta Tasarruf Fonu ve Malezya’da  bir çocuğun doğar doğmaz açılan bir hesap ile biriktirilen paralarını yatırım yoluyla arttırıp çocuk 20’li yaşlara gelince hacca gitmesini sağlamak amacıyla kurulan “Tabung Haji” adındaki yatırım fonu, verilen örnekler oldu.

İlk faizsiz banka

Çağdaş manada ilk faizsiz bankanın 1963’te Myt Gymr adıyla Mısır’da Ahmet en-Nacar tarafından küçük bir kasabada kurulduğunu ve yine “karz-ı hasen” geleneği ile buradaki Müslüman esnafın kalkındırıldığını söyleyen Servet Bayındır, bu bankanın birkaç yıl sonra Cemal Abdülnasır tarafından kapatılmasına rağmen İslâmın hassasiyetlerine uygun olarak bankacılık yapılabileceğini ortaya koyduğunu ve bugünkü faizsiz bankaların temelini oluşturduğunu anlattı.

Faizsiz bankaların işleyiş düzeninin ve İslâm’a uygun düşmeyen özelliklerinin anlatılmasının ardından seminer planlanandan uzun sürmesine rağmen sorularla son buldu.

Son semineri kaçırmayın!

Dr. Mehmet Asutay’ın seminerinin ardından katıldığım bu ikinci programdan da oldukça zengin bilgilerle çıktım. Müslümanların alternatif meydana getirmekle var olanı İslâmîleştirmeye çalışmak arasında gidip geldiği ve İslâm’ı sosyal alanda söz sahibi haline getirebilecek, günümüze dönük en mühim meselelerden olan ekonomi meselesini dikkatle irdeleyen bu seminerlerin ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum.  Seminerlerin sonuncusu 8 Ekim saat 15’te Doç. Dr. İshak Emin Aktepe tarafından “Faiz ve Finansman İhtiyacı Bağlamında Günümüz İslam İktisadı Uygulamaları” başlığı altında verilecek. İlgililere katılım için kayıt yaptırmaları gerektiğini de hatırlatmakta fayda var.

Ayrıntılı bilgi için www.ilmietudler.org sitesi ziyaret edilebilir.

 
Görkem Evci haber verdi

Yayın Tarihi: 02 Ekim 2011 Pazar 02:19 Güncelleme Tarihi: 09 Ekim 2011, 20:30
banner25
YORUM EKLE

banner26