banner17

Malatya, 44 yazar ve 44 küçük ressamla zamana not düştü

14 Ocak 2019 tarihinde Malatya'da, bir programla taçlandırdığımız "44 Kalem 44 Değerli Mektup” çalışması gönülce bir yol alıştır. Yazar dostlarımızdan, unutulmuş gelenek olan mektup diliyle, değerlerimizi hatırlatmalarını istedik. Nülüfer Zontul Aktaş bu güzel projeyi anlattı.

Malatya, 44 yazar ve 44 küçük ressamla zamana not düştü

Nice insanın samimiyet içinde nice çok topluluğa ulaştığını biliyoruz yaşam içinde. 14 Ocak 2019 tarihinde Malatya'da, bir programla taçlandırdığımız "44 Kalem 44 Değerli Mektup çalışması gönülce bir yol alıştır. Yazar dostlarımızdan, unutulmuş gelenek olan mektup diliyle, değerlerimizi hatırlatmalarını istedik.

Geçen yıl Şubat ayı içinde Malatya Atatürk Ortaokulu idarecisi iken böyle bir arzuyu paylaşmışlardı benimle, Hanifi Özdemir hocam ve Alaattin Aktaş hocam. Küçük bir ekiple yol aldık. Mektup yazacaktık ve cevap bekleyecektik. Şu an ki sıkıntılarımızı, ahvalimizi anlatan…

"Gelişen dünyada kaybolan değerlerimiz” içerikli mektuplar öğrenciler tarafından yazıldı. Gönül dostu yazarlara gönderildi.

Genç yüreklerden yazarlara mektup

Proje sonrasında hazırladığımız kitaba da aldığımız, yazarlara gönderilen öğrenci mektubu ise şöyleydi:

“Sayın yazarım...

Ben, on dört yaşındayım. İdare kelimesinin anlamını çok iyi bilip az ile yetinmekten mutlu olan bir kuşağın yetiştirdiği; ‘Bizim gibi yokluk görmesinler’ iyi niyetiyle her şey önüne sunulan ve hep daha fazlasıyla mutlu olunacağını sanan yeni neslin bir ferdiyim.

Ben, on dört yaşındayım. Okumayı yalnızca ders kitaplarını ezberlemekten sayan, kitap okumayı zaman kaybı olarak gören ama elindeki telefonla saatlerini harcarken en ufak bir vicdan azabı çekmeyen gençlerden sadece biriyim.

Ben, on dört yaşındayım. Merhamet, adalet, sevgi, saygı gibi kelimelerin sözlük anlamını bile tam olarak bilmeyen ama buna rağmen telefonun, tabletin her özelliğini ezbere söyleyebilen biriyim.

Ben, on dört yaşındayım. Yaşımdan büyük korkulara sahibim. Korkuyorum; çünkü imkânlarıma rağmen mutlu değilim. Korkuyorum; çünkü sevgiyle şımartılmama(!) rağmen karşılıksız sevginin bilincine eremedim. Korkuyorum; çünkü geleceğimden çok endişeliyim. İşte tam da bu yüzden bilmek istiyorum, çağ kapatıp çağ açan bir milletin gücünün altındaki maneviyatı. Anlamak istiyorum, bıyığı terlememiş çocukların yokluk içinde vatan uğruna yedi düvele kafa tutarken sahip oldukları inancı. Hissetmek istiyorum, yaşadığımız bu vatanın kuru bir toprak parçasından ibaret olmayıp canla başla, dualarla nasıl kazanıldığını ve görmek istiyorum, Çanakkale ruhunun hala içimizde var olduğunu. Bu yüzden siz kaleme alın lütfen… Öyle güzel şeyler yazın ki kaleminizden çıkan kelimeler, sadece kulaklarımıza değil, yüreğimizde de yer edinsin. Yazın ki kelimeler cümlenin bir öğesi olmaktan çıkıp hayatta bize rehber olsun. Anlatın lütfen… Cümleleriniz yüreklerimize dokunurken aynı zamanda geleceğe dair bir umut olsun. Yazmazsanız eğer iyiyle kötünün savaşında hep kötüler galip gelecek. Yazmazsanız eğer aydınlık bir gelecek yerini geçmişimize yakışmayacak bir karanlığa devredecek. Yazmazsanız eğer ilk emir olan ‘Oku!’ kulakları sağır, gözleri kör insanların elinde anlamından uzağa düşecek.

Siz, bize hayata ışık olacak cümleleri öğretin. Akşam yemeklerinde bir araya gelen aile fertleri sadece karınlarını değil; güzel bir sohbetle ruhlarını da doyursunlar. Anneler bebeklerini uyuturken telefondan bir melodi açmak yerine ninnilerle tatlı rüyaların kollarına bıraksınlar. Bizler sanal âlemin oyunlarında kendimizi kaybetmek yerine akranlarımızla koşturup gerçek bir çocukluk yaşayalım. Yaşlı büyüklerimiz, eski günleri özlemle anarak ölümü beklemekten vazgeçip ömürlerinin kalan günlerini aile meclislerinde saygı ve sevgi görerek geçirsinler. Ancak böyle olursa yeniden kazanabiliriz yitirmekte olduğumuz değerleri. Böylelikle aydınlatabiliriz geleceği. Siz yazın… Yazdıklarınız bizim rotamız olsun… Yazın ki durgun bir suya atılan küçük bir taşın suyu dalgalandırdığı gibi yayılsın iyilikler ruhumuza…

Bu mektubu siz değerli büyüğüme Malatya Atatürk Ortaokulu`ndan yazıyorum. Okulumuzda değerler eğitimi kapsamında ‘Değişen Dünya Kaybolan Değerlerimiz’ temalı ‘44 Kalem 44 Değerli Mektup’ isimli bir proje başlattık. Bu projede sizlerden gelecek mektupları hayal dünyamızla resmederek kendi çalışmalarımızla harmanlayıp dergi formatında çıkarmak istiyoruz. Daha sonra sizlerden gelen mektupları ve resimlerimizi daha çok hemşerimize ulaştırmak için bir sergi açmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki yalnızca okuyarak kurtulabiliriz boş vermişliğimizden. Yalnızca okuyarak daha az zararla çıkarız içinde bulunduğumuz yangın yerinden.

Bu yolda siz değerli büyüklerimizin yardımı ve desteğiyle değerli bir adım atmak dileğiyle…

Saygı ve muhabbetlerimizle”

Nurullah Genç’ten çocuklara cevap…

Bu mektuba gelen cevaplardan biri de Nurullah Genç'e aitti.

O da gençlere şöyle seslenmişti. Kısa ve öz bir mektuptu.

“Çocuklara ve çiçeklere mektubumdur

Besmeleyle başlarım söze ki, Rabbimin adının hürmetine şöyle seslenebileyim:

Siz ey çocuklar…  

Çiçeklerisiniz dünyanın ve sizin gülümsemediğiniz bir dünya hıçkırığa mahkûmdur.

Siz ey çiçekler...

Çocuklarısınız dünyanın ve sizin açmadığınız bir bahçe talan edilmiş demektir. Biliyorum ki, sizinle buluşamayan bir hayatın renkleri bozulmuş, ufukları viran olmuştur. Çünkü sizinle anlaşılır hale gelir sözün ve sessizliğin güzelliği. Sizinle kıymetini daha bir kavrarız çirkinliğe bulaşmamış olmanın, insanlara haksızlık etmemenin, kan dökmemenin, kandırmamanın, iftira etmemenin, dedikodu yapmamanın, ölçüyü ve tartıyı bozmamanın, kuyu kazmamanın, hayvanları üzmemenin, kir olup sızmamanın, kurşuna dizmemenin, ahlaksızca yazmamanın o güzel mânâsını. Sizinle taşırız sözü güzelliğe, özü berraklığa, közü güllerin yapraklarına. Sizin ağladığınız bir evrenin kalbi asla gülemez. Sizin ziyan edildiğiniz bir âlemin kapıları ebedi karanlığa açılır.

O yüzden ey çocuklar, bu mektubu okuduktan sonra beni de aranıza alın ve eskiyen hâlimin içinden çocuk yanımı çıkararak tutun ellerimden. O yüzden ey çiçekler, dönün yüzüme yüzlerinizi ve birazcık kirlenmemiş bir yanım kaldıysa insanlık adına, bütünleşin onunla.

Ben sizden yaş olarak büyüğüm ama siz benden daha doğrusunuz.

Siz benden daha merhametlisiniz.

Siz benden daha utangaçsınız.

Siz benden daha vefâlısınız.

Siz benden daha duyarlısınız

Siz benden daha korkusuzsunuz.

Siz benden daha âdilsiniz.

Siz benden daha...

Siz benden...

Daha....

...

Sizi seviyorum ey çiçekler.

Ve ey çocuklar sizi seviyorum...

Nurullah Genç”

Mektuplar için yapılan resimler

Tüm mektuplar gelince her mektuba bir resim çizdi Atatürk Ortaokulu’ndan yavrularımız. Resim öğretmeni Serap Soyer önderliğinde gece gündüz büyük bir gayretle ortaya çıkarıldı resimler, küçük ressamlar tarafından.

Amaç şuydu; gençler mektupları hayal dünyaları ile resmedip, kartpostala dönüşmüş bir mektup sunacaktı okura. Bu birleşim büyük yankı uyandırdı okuyucunun elinde.

Değerlerimiz toplumsal dinamiklerimizdi bizim. Bizi birbirimize bağlayan, güçlü kılan hayatımızda ki nice güzel şeyin zemini. Bayramlar, hasta ziyaretleri, hediyeleşme, sevgi, saygı, birlik beraberlik, vefa, emanet daha nice değerimizin varlığıyla mutlu ve huzurlu yaşadık. Güvende olduk. Mahalle, komşuluk kültürü, çevremizin derdiyle dertlenme, mutluluğuyla sevinme ben merkezli yaşamdan uzak tuttu bizi.

Değerlerimizi mektup diliyle yeni nesillere aktaran kıymetli yazarlarımız çok büyük bir emeğin altına imza attılar. Hiç bir karşılık beklemeden şehrimde bu çalışma için gönülce bir araya geldiler. Birbirini uzaktan tanıyan yazar dostlarımız yakın köprüler kurup nice çalışmanın da zeminini oluşturdular. Hakeza her mektubu kalbiyle beyniyle özümseyip sanata döken yavrularımız da çok kıymetli bir emeği sundular zamana.

Her mektup gönül dünyamızda farklı bir yankı buluyordu.

Çalışmalar bir kitapla ölümsüzleştirildi

Çalışmaların kitaplaşması aşamasında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat maddi manevi desteğini esirgemedi. Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı İhsan Gençay, Kültür Müdürü Süha Hotar, Şube Müdürü Mükremin Yağbasan ve Muhammed Furkan Güven'in büyük gayretiyle yaklaşık bir yılın sonunda mektuplar, resimleriyle birlikte kitap olarak elimize ulaştı.

91 bin dev ortaokulu ve Öğretmenler Ortaokulu'nun da dahil olmasıyla, proje daha da güçlendi. Bu aşama da Vahap Arıkan müdürümüze teşekkürü bir borç biliriz.

Her satırı,  her çizgisi emek olan bu kitap bir programla taçlandı. Malatya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 44 yazar Malatya 'ya davet edildi.

İl Milli Eğitim Müdürümüz Ali Tatlı, yardımcısı Behçet Bakır ve Battalgazi İlçe Müdürümüz Recep Bulut'un gayretleriyle de belirlediğimiz okullara; gelen 38 yazar,  "kaybolan, kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi" konuşmak üzere yola koyuldular.

Okul idareci ve öğretmenleri seferber oldular, misafirperverliği en güzeliyle hissettirdiler yazar dostlarımıza. Yazarlarımız şehrimize gelmeden önce müdürlerimizle de hazırlıklar yaptık. Program heyecanı hepimizi sarmıştı. Ve beklenen 14 Ocak günü kahvaltı programı valimiz Aydın Baruş'un konuşmaları ile başladı, belediye başkanımız, il milli eğitim müdürümüzün konuşmaları ile devam etti. Kıymetli ağabeyimiz şair yazar Mustafa Özçelik projenin önemi ve içeriğine yönelik konuşmasını yazarlar adına yaparken gayretlerimizin devamlı olmasına dair bilgiler verdi.

Malatya valimiz yazarlarla ayrı ayrı selamlaşıp Malatya 'ya özgü hediyeler sundu. Okul müdürleri yazarlarımızı aldılar okullarında ağırladılar. Yüzlerce öğrencimiz bu hasbihale okuluna gelen yazarla iştirak etti. Sonrasında sanat sokağında müze gezileri bunları takip etti. Öğleden sonra ise mektup programı içeriğine geçildi.

Açılış konuşmasını Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat yaparken proje koordinatörü olarak şahsım çalışma aşamalarından bahsettim. Malatya  sanat merkezindeki program, çocuklarımızın yaptığı resimlerden oluşan sergi, değerlerimizi anlatan sunumlar, yazarlarımızın konuşmaları, basılan kitapla imza töreni ve plaket sunumlarıyla son buldu. Şehri kısada olsa gezme imkanı bulan kıymetli yazarlar yeni nesille unutulmaz hatıralar bıraktılar. Akşam saatlerinde ise Kernek Külliyesinde şiir muhabbet çay ve kayısı vardı. 14 Ocak günü bir bahar sıcaklığı kuşandı.

Kitabın önsözünde değindiğim halleşmek bu programla hayat buldu. Neslimizin, geçmişle günümüz arasında köprü olan yüce gönüllere ihtiyacı var. Sunduklarımız onların gönüllerinde bin misli ile boy verecektir. Yazarlarımız, projeye katkıda bulunan meslektaşlarım ve adını burada zikredemediğim emeği geçen herkese çok teşekkürler. Yine değerli karikatürüyle kitaba katkı sunan Hasan Aycın’a ve dizgisinde emeği geçen Muhammed Güven’e  de teşeşkürü borç bilirim.

Nice sosyal projenin sanat yoluyla çoğalması temennisiyle…

Nilüfer Zontul Aktaş

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2019, 13:46
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20