Kütüphanelerimizde pek değişen bir şey yok!

Gölpınarlı’nın 1955 Ağustos’unda yazdığı bir yazıdan bu yana belli başlı kütüphanelerimizde pek değişen bir olmadığı anlaşılıyor..

Kütüphanelerimizde pek değişen bir şey yok!

 

Millî Kütüphane’ye -özellikle üniversitelerin açık olduğu dönemlerde- ne zaman gitsem, girişte aldığım yer numarasında mutlaka başka birinin oturduğunu görürüm (özellikle Süreli Yayınlar Bölümü’nde). Üniversiteli öğrenciler almışlar ders kitaplarını, defterlerini; bazen kulakta bir kulaklık, bir yandan dinlerken diğer yandan ders çalışıyorlar.

“Dert etme, koca kütüphanede elbette oturacak çok yer var” deyip meseleye kendi içinde bir çözüm üretebilirsiniz. Fakat istediğiniz kitap veya dergi, yarım saat - 45 dakika bekledikten sonra gelir ve bazı sayfalarından fotokopi alacaksanızdır. Bu durumda işiniz var demektir. Çünkü az evvel masanıza ders kitaplarıyla kurulmuş zevat bu kez da fotokopi kuyruğunda önünüzde ve arkanızdadır, ellerinde bazen bir iki ders kitabı ve mutlaka çalışkan bir arkadaşının derste tuttuğu notlardan müteşekkil ders defterleri… Sayfalar dolusu evrak… Bekle babam bekle. İşte buna katlanabilmek çok çok büyük bir sabır gerektiriyor. Çünkü zaman kaybediyorsunuz düpedüz.

“Her yeri talebe doldurmuş”

Aslında bu konudaki şikâyetlerimi Hece dergisinin Haziran 2005 tarihli 102. sayısında dile getirmiştim (s. 136-138). Fakat meğer yıllarca önce merhum Abdülbâki Gölpınarlı da aynı hususları dile getirmiş. Bu konudaki yazısına bir kütüphanede gazete taramaları esnasında rastladım: Vatan gazetesinde haftada bir yazdığı “Karşı Karşıya” başlıklı köşesinde “Medet, Medet” başlıklı bir yazısı yer alıyor.

Yazısına gençlerin kendi aralarında kullandıkları argo kelimelerden şikâyetle başlayan Gölpınarlı, bu kelimeleri sokakları değil, kütüphaneleri işgal eden gençlerden duyduğunu üzülerek belirtiyor ve ana mevzuya giriyor:Abdülbaki Gölpınarlı

Gidenler bilir, bütün kütüphaneler okuma yurdu hâlinde. Bazılarında bir masa, eski eserleri yani kütüphanede mevcut olan ve bilgi erbabı için âmme hizmetine vakfedilen kitapları okuyanlara ayrılmış. Ayrılmış amma yanı başındaki masalar gençlerle dopdolu. Küçük kütüphanelerde böyle bir yer de yok. Her yeri talebe doldurmuş. Kimisi gazete okur, kimisi beraber getirdiği mektep kitabından dersine çalışır, kimisi resimli bir mecmua bulmuş, sayfalarını haşır huşur karıştırarak havanın sükûnunu bozar. Hâsılı hiçbirinin kütüphaneyle ilgisi yok; hiçbirinin kütüphanedeki kitapların dilinden anladığı yok. Fakat bize yer bırakmıyorlar ya, bu kâfî.

Demek 1955’ten bu yana pek değişen bir şey yok: Millî Kütüphane’yi ‘araştırmacı’ sıfatıyla ziyaret eden birinin günümüzde de hemen aynıyla karşılaştığı bu manzaralar, hiç de yeni değilmiş.

Tabii Gölpınarlı sormadan edemiyor: “Kütüphaneleri teftiş eden müfettişler yok mu; bu hâli görmüyorlar mı? Bu gençlere okuma yurdu açacak makam hangi makamdır? Bir kere daha yazmıştım, bu derdi bir kere daha deşmiştim; duyan olmadı mı? Kütüphanelere gidemeyecek miyiz, okumaktan, yazmaktan feragat mı edeceğiz? Medet, medet…” (Vatan, 25 Ağustos 1955, s. 5).

“Bu, memnuniyetle kayda değer bir irfan kalkınmasını ifade eder”

Fakat Gölpınarlı bu yazısına dönemin Maarif Vekâleti’nden yani Millî Eğitim Bakanlığı’ndan bir açıklama-cevap yazısı almış ve yine Vatan gazetesinin 22 Eylül 1955 tarihli nüshasındaki köşesinde bu açıklamaya da yer vermiştir. O haftaki yazısının hemen peşinde yer alan bu açıklama ise şaşırtıcı görünmektedir:

Gazetenizin 25.8.1955 tarihli nüshasının 5 inci sahife, 6-8 inci sütunlarında “Medet, Medet” başlığı altında neşredilen yazı tetkik olundu:

Bu yazıda Kütüphanelerimizin kendi kitaplarından derslerine çalışmak isteyen talebe tarafından okuma yurtları hâline getirildiği ve bu yüzden kütüphanelerden istifade edeceklerin inceleme ve araştırmalarına gereği gibi imkân bulamadıkları bildirilerek bu duruma bir çare aranmasına lüzum gösterilmektedir.

Filhakika üniversiteler öğrencilerinden bazılarının kütüphanelerimizde boş kalmakta olan masalarda kendi derslerine çalışmalarına kütüphane idarelerince müsaade edilmekte ve bu müsaade Vekâletimizce de terviç olunmaktadır. Bununla beraber bu vakıa kütüphanelerimizin okuma yurtları hâline getirilmiş olduğu yolundaki iddiayı haklı gösterecek bir mahiyet arz etmemektedir. Çünkü bütün kütüphanelerimizde eski eserler üzerinde çalışacaklar için ayrı masalar tahsis olunduğu gibi Süleymaniye Kütüphanesi’nde de özel bir salon açılmıştır. Bundan başka kütüphanelerimizin tasnif faaliyeti ilerledikçe kütüphanelerimizden istifade edenlerin sayısı da gittikçe artmaktadır. Son bir sene içinde Beyazıt Umumî Kütüphanesi’nin depolarındaki kitaplardan istifade edenlerin sayısı istatistiklere ve kitap alma fişlerine göre günde ortalama 200-250 arasındadır. Bu, memnuniyetle kayda değer bir irfan kalkınmasını ifade eder.”

Eğer Millî Kütüphane’ye girerken aldığınız yer numarası işgal altındaysa…

Milli KütüphaneGörüldüğü üzere, 1950’li yıllarda, kütüphanelerde önceliğin araştırmacılara ait olduğu şeklinde bir anlayış bulunmamakta, üstelik öğrencilerin bu tavrı desteklenmekte ve hatta ‘tervicine’ yani yaygınlaştırılmasına Bakanlık eliyle müsaade bile edilmektedir. Çok şükür ki bugün böyle olmadığını hemen söylemeliyiz.

Eğer Millî Kütüphane’ye girerken aldığınız yer numarası işgal altındaysa, iki yol deneyebilirsiniz: İlki elinizdeki yer numarasını orada oturan öğrenciye gösterip kalkmasını uygun bir dille söylemek, olumlu bir sonuç aldığınızda meseleyi büyütmemektir. Alamazsanız veya bu yolu tercih etmezseniz yine meseleyi büyütmeyip kütüphane görevlilerinden yardım isteyebilirsiniz. Bunu yaptığınızda görevlilerin yardıma müheyya olduklarını göreceksiniz.

Peki daha girişte yararlanmak istediğiniz bölümdeki bütün oturulacak yerler ders çalışıcı öğrenciler tarafından ‘kapılmış’ ise ne yapacaksınız? Bu durumda turnikedeki düzenek sizi başka bir bölüme yönlendiriyor; yani yapabileceğiniz hiçbir şey yok…

Gölpınarlı’nın bu yazıyı kaleme aldığı 25 Ağustos 1955’ten bu yana kütüphanelerimizde ancak bir arpa boyu mesafe katedilebilmiş gözüküyor.

 

Yusuf Turan Günaydın “medet” dedi

Güncelleme Tarihi: 19 Ağustos 2012, 01:52
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13