banner17

Kurbanda niyet ve teslimiyet gözden kaçıyor

Prof. Ahmet Güç Bursa’da bir Kurban sohbeti gerçekleştirdi.

Kurbanda niyet ve teslimiyet gözden kaçıyor

 

Ülkemizde son zamanlarda Müslümanların dinî anlayışlarında bir değişiklik olduğu, bu değişikliğin de sahih İslamî anlayışın ve sahih İslamî yaşayışın içinin boşaltılarak modern hayatın gereklerine uygun bir biçime dönüştürüldüğü yönünde bazı tespitler var. Doğrusunu isterseniz, bu satırların yazarı da bu tespitlere hak vermekten yana.

Bu dönüşüme bir tarih vermek gerektiğinde de, bunun AKP iktidarıyla başladığı konusunda hemen herkes hemfikir. AKP’nin küresel bir senaryonun uygulayıcısı olarak iktidara getirildiğinden başlayarak bir sürü senaryo…

Hemfikir olunmayan nokta ise, bunun nedenlerinin ne olduğu. Bunun nedenlerinin ne olduğu konusunda muhtelif senaryolar var: Vatikan kaynaklı planlamalardan tutun da,  ABD’nin düğmeye basmasına kadar tüm küresel aktörlerin içinde yer aldığı senaryolar…

Ama sebep ne olursa olsun, toplumsal hayatımızda bazı değişiklikler var, bu kesin. Bu değişikliklerin göründüğü alanlardan biri de kurban… Kurban, kadim zamanlardan beri her toplumda olagelmiş bir ibadet biçimi. Kurban edilen şeyler ve kurban etme biçimleri değişse de, bir ibadet olarak hep varolagelmiş kurban.

Kurban, ülkemiz insanının belki de en çok iştirak ettiği ibadet. Ama sanki bu ibadette de niyetler değişmeye başladı gibi. Sanki kurban etinden yararlanma isteği, Hak rızasını kazanma niyetini zorlar mı oldu ne?!Ahmet Güç

Kurbanın ne olduğu ve nasıl olması gerektiği konusu, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisinde yetkin bir ağız tarafından, Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Güç tarafından anlatıldı. Kurbanın ne olduğu ve nasıl olması gerektiğine dair söyleşiden aldığımız notları paylaşıyoruz.

Kurban, tüm dinlerin ortak ibadeti

Prof. Dr. Ahmet Güç, kurban ibadetinin tüm dinlerde olduğunu ve bu ibadetin ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem ile başladığını söyleyerek söze başladı ve konuyla ilgili şunları aktardı: “Kurban ibadeti, Habil-Kabil olayından sonra başladı. Habil ve Kabil, tartıştıkları konuda kimin haklı kimin haksız olduğunu anlamak için Allah’a kurban sunmaya karar verdiler. Kimin kurbanı kabul edilirse, onun haklı olduğu anlaşılacaktı. Sürü sahibi olan Habil, en iyi hayvanı seçerek sundu. Kabil ise çiftçiydi ve o da zayıf taneli bir demet buğday sundu. Sunaklardan Habil’in kurbanı kabul edildi.”

Prof. Dr. Ahmet Güç, kurban parasının başkasına verilmesi gibi şeylerin kurban ibadetinin yerini tutmayacağını belirterek, bu konuda Müslümanların çok dikkatli olması gerektiğini ve kurbanın mutlaka kan akıtarak yapılması gerektiğini söyledi.

Kurbanın nesi önemli?

Daha sonra Prof. Dr. Ahmet Güç, Allah’ın bizim hiçbir şeyimize ihtiyacı olmadığının Kur’an’da zikredildiğini belirterek önemli olanın niyet olduğunu söyledi. Günümüzde sorunun belki de niyetlerin bozulması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Güç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Adem’den (as) beri süren bir ibadet olsa da, kurbanda asıl model Hz. İbrahim’dir.  Hz. İbrahim, her sene birçok hayvanı kurban eder, yine de kestiği kurbanları yetersiz görerek Allah için daha fazlasını yapmak gerek, dermiş. Bir seferinde de, ‘Bir erkek evladım olsa, onu bile kurban ederim.’ diyen Hz. İbrahim’e, ileri yaşında da olsa bir erkek evlat verir Allah.

Ahmet GüçNiyet ve teslimiyet

Bu olayı herkesin bildiğini, bu yüzden de ayrıntıya girmeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Ahmet Güç, Hz. İsmail’in kurban edilmesinde gözlerden kaçan şeyin, babanın ve oğlun teslimiyetleri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ahmet Güç, konuyla ilgili olarak şunları aktardı:

“Allah, oğlunu çok seven ve onun üstüne titreyen bir baba olan Hz. İbrahim’e, oğlunu kurban etme sözü verdiğini rüyasında birkaç kez hatırlattı. Bu uyarılardan sonra Hz. İbrahim, Allah’a teslimiyetin uç noktalarından birini göstererek oğluna durumu anlattı.

Burada Hz. İsmail’in de iman ve itaati biraz gözlerden kaçıyor aslında. Bir insanın en değerli şeyi canıdır ve Hz. İsmail de, Allah uğruna o canı vermekte tereddüt etmemiştir. Bu incelik gözlerden kaçmamalı ve kurbanın mahiyetini kavramak için hep hatırda tutulmalıdır.”

Hz. İsmail’in kurban edilmesinin verdiği dolaylı mesaj

Hz. İbrahim’in yaşadığı Mezopotamya bölgesinde, o zamanlar yaygın olan bir yanlış kurban anlayışının da olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Güç, Hz. İsmail örneğiyle insan kurban etmenin yanlış bir şey olduğu mesajının insanlara verildiğini şöyle anlattı:

“Hz. İbrahim’in Mezopotamya belgesinde M.Ö. iki binli yıllarda yaşadığı tahmin ediliyor. O dönemlerde, yöneticilerden ve varlıklı insanlardan biri öldüğünde, gittiği yerde ona hizmet etsinler diye onun hizmetçileri de kurban ediliyordu. Allah, Hz. İsmail’in şahsında, insan kurban etmenin yanlış olduğunu, onun yerine hayvan kurban etmenin yeterli olacağı mesajını o dönemde yaşayanlara vermiştir.”Ahmet Güç

Hıristiyanlarda ve Yahudilerde kurban inancı nasıldır?

İlahi dinlerden olan Hıristiyanlık ve Yahudilikte de kurban inancının olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Güç, bu dinlerde kurban inancının zamanla nasıl ve neden değiştiğini şu sözlerle anlattı:

“Yahudilikte ‘kurban mutlaka bir mabette ve sunakta kesilmeli’ anlayışı vardır. Bu sunağın bulunduğu yer de, Hz. Süleyman’ın inşa ettirdiği Beytulmakdis’tir. Beytülmakdis’in yıkılmasından sonra Yahudiler, ‘kurban ibadetini yapacağımız sunağımız yok, mabedimiz yapılıncaya kadar kurban kesemeyiz’ deyip kurban kesmekten vazgeçtiler.”

Hıristiyanların düşüncesinin ise daha farklı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Güç, bunu şöyle anlattı: “Hıristiyanlara göre çarmıha gerilen Hz. İsa, aynı zamanda bir kurbandır da. Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın tüm Hıristiyanların kurban ibadeti yerine kendini kurban ettiğine inanır ve bu yüzden de kurban kesmezler.”

Kalabalık bir dinleyici topluluğun olduğu sohbet, soru cevap faslıyla devam ettikten sonra damaklarda hoş bir tat bırakarak sona erdi.

 

Ahmet Serin, kurbanın yakınlaşma vesilesi olmasını dileyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Ekim 2012, 02:55
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20