Kurban edenin ihlası değerlidir Rabb katında

Kurban, bir yüzyıl bekledikten sonra bir oğula kavuşan ve o oğulu kurban etmesi istenerek sınanan bir babanın, hiç tereddüt içermeyen büyük bir teslimiyetiyle Halilullah oluş serüvenini yâd edebilmek ve bu kadim serüvene dâhil olabilmektir.

Kurban edenin ihlası değerlidir Rabb katında

 

Güzel işlere kendini adamış insanlar, nereye gitseler oraya renklerini verirler; gittikleri yerlerin yerleşik rengini değiştirirler. Benim ‘önemli kişiler listem’in başında gelenlerden birisi olan Tayfun Nasuhbeyoğlu ağabey, 2002 yılının başında memleketi Gümüşhane’den İstanbul Bayrampaşa Belediyesi’ne görev yerini aldırmıştı. Mesleği veteriner hekimlik olmasına rağmen, aynı zamanda, önceden beri zaten sürdürdüğü kültürel faaliyetlere de öncülük etmeye başlamıştı yeni mekanında.

Tayfun Nasuhbeyoğlu ağabeyin öncülük ettiği mühim işlerden birisi de, 08-09 Aralık 2007 tarihlerinde Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen Uluslararası Kurban Sempozyumu’dur. Bayrampaşa Belediyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizesiyle tertiplenen bu sempozyumla bir ilk gerçekleştiriliyordu. Programa Doğu’dan ve Batı’dan pek çok yazar, düşünce adamı, akademisyen, aydın ve entelektüel insanlar sunum için katılımda bulunmuş. Düzenleme komitesinde Prof. Dr. Şinasi Gündüz, Prof. Dr. Vecdi Akyüz, Prof. Dr. Yasin Aktay, Prof. Dr. Mehmet Görmez isimleri de öne çıkıyor.

Tüm bunların bilgisini, tabi ki Haziran 2008’de sempozyumun kitaplaşmış haline bakarak alıyoruz. Çok güzel bir baskıyla ciltli olarak konunun meraklısı okuyucunun faydasına sunulmuş. Kurban ibadetinin enine-boyuna masaya yatırılıp değinilmedik yönü bırakılmayan bu programa katkıda bulunan katılımcıların tümünün isimlerini ve konularını paylaşmak istersek, burada büyük bir yekün tutacaktır. Toplam sekiz oturumdan oluşan programda otuz beş kişi beyanatta bulunmuş. Bazılarının ismini ve konu sunum başlıklarını anmakta fayda görüyorum: Doç. Dr. Bünyamin Erul (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)-Hz. Peygamber’in Sünnetinde Kurban, Dr. Mohd. Mumtaz Ali (International Islamic University, Malezya)-Kurban: İnsanlığın Birliği İçin Mesaj ve Metod, Doç. Dr. Burhanettin Tatar (19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)-İslam’da Kurban Hadisesi Beşeri Düşünceyi Nereye Çağırır?, Orhan Kenasarı (Yazar)-Din ve Dindarlık Tartışmaları Arasında Kurban, Prof. Dr. Ramazan Kaplan (Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi)-Sezai Karakoç Şiirinde Hz. İbrahim, Abdulkerim Vekil (King’s Kollege, London)-Mübarek Kurban: Gayrimüslim Ülkelerde Yaşayan Müslümanlarda Kültür Dönüşümü, Nazife Şişman (Yazar)-Seküler Kültürde İbadetin Yeri, Prof. Dr. Jon Oplinger (University of Maine)-İsmail’in Çağrısı, İbrahim Altan (Deniz Feneri Derneği Genel Sekreteri)-Uluslararası Alanda Kurban Organizasyonu ve Uygulamalar.

“Dini Kaynaklar ve Kurban”, “Tarihi Açıdan Kurban”, “Kurban’ın Anlamı”, “Kurban ve Gıda Güvenliği”, “Sosyal Bir Fenomen Olarak Kurban”, “Türkiye ve Dünyada Kurban Tecrübesi”, “Küreselleşme, Ekonomi ve Kurban”, “Panel/Uluslararası Kurban Organizasyonu” başlıklarından oluşan 8 oturumluk bu takdire şayan uğraşının içinden, benim dikkatimi daha çok celbeden ve üzerinde durmadan edemediğim iki bölüm var; yazar Orhan Kenasarı’ya ait olan “Din ve Dindarlık Tartışmaları Arasında Kurban” ve yine yazar Nazife Şişman’a ait “Seküler Kültürde İbadetin Yeri” isimli sunumlar.

Kurbanın kanı ve canı değil, kurban edenin ihlası değer taşıyor Rabb katında

Orhan Kenasarı’ya göre, İslam’ın dışındaki dinlerin çoğunda kurbanlıklar, genellikle insanların faydalanması da yasak olan, tümüyle Allahu Teala’ya sunularak terk edilen şeyler olmaktadır. Belki İslam’ın kurban ibadetinin en özgün yanlarından birisi de, ibadet konusu olan kurbanlıkların insanlığın yararına sunulmasıdır. Allahu Teala’nın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığının en iyi şekilde gösterildiği bu uygulama, kuşkusuz kurbanın toplumsal sonuçlarını bir kat daha artırmaktadır. Kurban’a Allah’ın değil, kurbanı sunanın ihtiyacı vardır. Zira Kurban’daki asıl espri olarak, onların kanlarının ve canları değil, kurban edenin ihlası değer taşıyor Rabb katında.

Yine Kenasarı’nın hatırlattığı üzere, bizim toplumumuzda yerine getirilme konusunda en çok titizlik gösterilen dinî vecibenin kurban ibadeti olduğu apaçık bir gerçekliktir. Ne kadar ilginç bir durum değil mi? Sonuçta, kurban farz değil, vacip olan bir ibadet olduğu halde, rağbetin bu kadar fazla olması, üzerinde durulmaya değer bir konu olsa gerek. Maddi durumları elverişli halde olmamasına rağmen, borçlanarak bu ibadeti yerine getirmeye çalışan insanlar azımsanmayacak miktardadır. Keşke namaz gibi, cihad gibi, infak gibi ve adil olmak gibi ibadî durumlara da aynı hassasiyet gösterilmiş olsa.

Orhan Kenasarı, her Kurban Bayramı’nda kurbanı kendine talep eden medyaya ve özünü kaybetmiş, içi boşaltılmış kurban anlayışına değinmeyi de unutmamış. Televizyonların bayramın birinci günü, özellikle de büyükbaş kurbanını kesim yerine götürürken elinden kaçıran ve yakalamak için yer yer polisten ve itfaiyeden yardım isteyen insanların koşuşturmalarını mizah konusu olarak uzun uzun sunmasının arkasına, hayvanların Müslümanların elinden ne kadar eziyet çektiğini gösterme gayretlerini saklanması da ayrı bir vehamet olarak çıkıyor karşımıza maalesef. Son olarak yazar Kenasarı, her fırsatta tatil beldelerinde soluğu almanın derdine düşenleri, kurban gibi bir ibadetin kapsadığı bayram günlerini tatil olarak algılayanları ve kurbanlarının etlerini konu-komşuya, muhtaçlara, kimsesizlere dağıtmak yerine, uzun süreli kullanımlar için kendilerine stoklayanları uyarmadan da edemiyor.

Bir babanın, Halilullah oluş serüvenini yâd edebilmek ve bu kadim serüvene dahil olabilmek

Nazife Şişman’a göre ise; kurban deyince, çoğumuzun aklına artık kınalanan koçlar gelmiyor. Kılı kırk yararak en güzeli, en sağlıklısı seçilen, birkaç gün öncesinden ihtimam gösterilmeye başlanan, gelinler gibi süslenen, canını vermeden önce bizden bir can olacak denli ünsiyet kurduğumuz, oyalı bir mendille kapatılıncaya kadar ölümün mahzunluğunu bir ayna gibi yansıtan gözlerine bakarak tefekküre dalınan varlıklar değildir artık kurbanlıklar. Seküler dünyada, hunharca bir katliamın, cahilce bir uygulamanın ‘kurban’ları daha ziyade vitrinlerde pazara sunuluyor. Şişman, ifadelerinde, bir yüzyıl bekledikten sonra bir oğula kavuşan, insanlığın ikinci atası olmakla müjdelendikten sonra o oğulu kurban etmesi istenerek sınanan bir babanın, hiç tereddüt içermeyen büyük bir teslimiyetiyle Halilullah oluş serüvenini yâd edebilmek ve bu kadim serüvene dâhil olabilmenin, ancak bütün yapay atmosferlerin dışına çıkmakla mümkün olduğunun altını çiziyor.

Yoğun ve samimi gayretlerin ürünü olduğu anlaşılan bu sempozyumun, kitaplaşmış bu halinden yola çıktığımız zaman, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; bu eser, kurban ibadetini içine alan belki de en kapsamlı çalışma özelliğini taşıyor. Böylesi bir organizenin fikir ve eylem babası olduğuna ve sahne gerisinde durmayı tercih ettiğine adım gibi emin olduğum Tayfun Nasuhbeyoğlu Ağabeyim’i tekrar hayırla anmayı ve bütün vesile olanlara buradan teşekkür etmeyi bir vazife bilirim.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Ekim 2013, 10:27
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13