Kur'an çalışmaları 10 yıldır sürüyor

Sakarya Dayanışma Derneği Kış Dönemi çalışmaları devam ediyor. Derslerin amacı Kur’an’ı anlama ve yaşamsallaştırma çabalarına katkı sağlamak.

Kur'an çalışmaları 10 yıldır sürüyor

Marmara Depremi sonrası platform olarak kurulan ve depremin etkilerinin, yaralarının ve acılarının iyice hafiflediği günlerde faaliyetlerine kurumsallaşarak devam etme kararı alan Sakarya Dayanışma Derneği, Kur’an Çalışmaları’nı 10 yıldır sürdürüyor.

Bu çalışmalar, Kur’an’ı anlama çabasına katkı sağlamak ve insanların vahyin mesajı üzerinde daha sistemli düşünmesine yardımcı olmak amacıyla yapılıyor. Surelerin nüzul sırasına göre okunarak, anlamları üzerinde durulduğu çalışmayı doğrudan bir tefsir süreci gibi görmemek gerekiyor. Dersler, farklı tefsir kaynaklarından yararlanılarak yapılıyor ve “Nasıl bir Allah tasavvuru? Nasıl bir peygamber tasavvuru? Nasıl bir  kitap tasavvuru?” gibi sorular etrafında dönüyor.

Ayetlerde anlatılmak istenen ama tarihsel süreç içinde çok fazla malûmatın ve yorumun gölgelemeye başladığı temel mesajın nasıl daha doğru yorumlanabileceği sorusunun peşinden gidiliyor. Nüzul sırasına göre yapılan çalışmalar genellikle Kadrican Mendi tarafından yürütülüyor. Bugüne kadar bir kez tamamlanan ve son üç yıldır ikinci kez ele alınan surelerde temel kavramlar ve kıssaların ortaya koyduğu ilkeler üzerinde yapılan değerlendirmeleri, karşılıklı soru-cevaplar takip ediyor.

Sabırla direnmek lazımSakarya Dayanışma Derneği

Sakarya Dayanışma Derneği, Kış Dönemi çalışmalarını ise yeni adresinde sürdürüyor. Vahyin tevhid ve adalet mücadelesi bütünlüğü içinde değerlendirildiği derslerde son olarak Nahl 33.-62. ayetleri işlendi.

Surede Mekke’nin tahrif edilmiş inançlara sahip dindar toplumunda doğru bir Allah tasavvurunun inşa edildiğini belirten Kadrican Mendi, ayetleri okurken öne çıkan sabır, ilim ve fitne kavramları üzerinde durdu.

Kur’an’daki sabır kavramının genel bağlamda direnmek anlamını içerdiğini ifade eden Mendi, “Sabır başa gelenlere yapacak bir şey olmadığı düşüncesiyle boyun eğmek değildir. Sabır, doğru bildiği yeri terk etmemektir. Örneğin, Allah’ın Resulü, Mekki dönemde birçok girişimlerde bulunuyor, açılımlar yapıyor ama ilk aşamada çoğu zaman istediği sonuçları alamıyor, yani başarıya ulaşamıyor. Fakat çabasından vazgeçmeyerek sabırda diretiyor. Mekki dönemdeki sabır anlayışı bu yönüyle istenen başarı elde edilemediğinde dahi direnmeye devam etmek gerektiğini ortaya koyar, bugünkü gibi pasif kalarak adeta başa gelene katlanma gibi bir anlam içermez.” dedi.

Bilgi “keşf”edilebilir mi?

Nahl Suresi işlenirken gündeme gelen bir diğer konu ise ilim meselesi idi. Kur’an’da bilginin kaynağı hakkında zahir ya da batın gibi ayrımlar olmadığına dikkat çeken Kadrican Mendi, vahyin bildirdiği bilgi ve müşahede aleminde duyularımızla algıladıklarımızdan oluşturduğumuz bilginin dışında keşf yoluyla elde edilebilecek bir bilgiden bahsedilmediğini söyledi.

“Vahiy, temel kavramlar (vahiy, tevhid, şirk, nübüvvet, ilahlık, kitab) ve konularda gerekli bilgiyi verir. İnsanları da akletmeye, tefekküre çağırarak dikkatlerini müşahade alemine yöneltir. Sadece belli insanlara nasip olabilecek, akledilerek mahiyeti kavranamayacak, müşavere edilemeyecek bir bilgi kaynağına bahsetmez. Böylece bilginin kaynağı üzerinde iktidar kurulmasına da mani olarak, herkesi akletmeye, düşünmeye, öğüt almaya davet edip, sorumlu tutar. Kur’an da bu açıdan zikirdir, yani anlayarak tartışarak, düşünerek ve istişare ederek hatırlamak, hatırlatmak…”Sakarya Dayanışma Derneği, Kadrican Mendi

Fitne, mümini dindardan ayırır

Nahl Suresi’yle ilgili çalışmada son olarak fitne kavramına değinen Kadrican Mendi fitnenin, gerçek altını hilelisinden ayırt etmek için ateşe tutma anlamına da geldiğini ve bu sebeple insan davranışlarının gerçek mahiyetini ortaya çıkarma açısından fitnenin önemli bir imtihan olduğunu söyledi.

Mekki dönemde de Hz. Peygamber’in çıkışının yerleşik söylemi ve mevcut düzeni bozduğunu, insanların da davranışlarını bu çıkışa göre gözden geçirmek zorunda kaldığını belirten Mendi, böylece dindarlarla müminlerin birbirinden ayrıldığı bir süreç yaşandığını belirtti.

“Sistemi sorgulamayan, statükoya karşı çıkmayan, düzene karışmaksızın yaşayan ve dini psikolojik bir rahatlama aracına dönüştüren dindarlar, bir fitneyle karşılaştığında hemen kolay yolları salık verir, uzlaşma yolu ararken, müminler direnerek sabretmeyi tercih ederler. Dolayısıyla fitne, ortalama dindar ile özünü koruyacak müminlerin birbirinden ayrıldığı bir imtihan sürecine dönüşür.” dedi.

28 Şubat sürecinin de Türkiye’deki İslami mücadele bağlamında önemli bir fitne olduğunu hatırlatan Kadrican Mendi, o süreçte kimi insanların yasaklara ve baskılara karşı inancını savunmak yerine emirlere uyumlu anlayışlar, fıkıhlar geliştirdiğine dikkat çeken Mendi, oysa sistemin de zaten böyle bir dindarlıkla sorununun olmadığını ifade etti.

Bugüne kadar Cuma akşamları yapılan dersler, bu dönem itibariyle Pazar günleri, saat 12.30’da yapılıyor. Kur’an Çalışmaları, Ocak ayının ilk dersinde Nahl Suresi’nin kalan dersleriyle devam edecek.

 Beytullah Önce haber verdi

 

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2012, 23:53
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13