banner17

Kul olmanın yolu Allah'la iyi geçinmektir

Balaban Tekkesi Kültür Evi, hattat Hasan Çelebi’yi konuk etti.Özge Sena Bigeç, Çelebi'nin sohbetinden notlarını aktarıyor.

Kul olmanın yolu Allah'la iyi geçinmektir

Balaban Tekkesi Kültür Evi, saygıdeğer büyüğümüz hattat Hasan Çelebi’yi konuk etti. Hat ustasından bu defa hayatın ve hayâ’ın nakşını dinleyecektik. Hattın değil Hakikat’in inceliklerini anlatacaktı. Ve belki de lisân-ı hal ile “Hakikatiniz yok ise Hattınız yoktur” diyecekti.

Üstad Çelebi, Balaban’a selam ve tebessüm ile girip, vakit namazını edâ için evvela Mescid’i teşrif ettiler. Birçok kesimden insan, kendisinin ilminden istifade etmek için salonda yerini almıştı. Pür-dikkat Pîr’i dinlemeye koyulduk; “Kişinin en önemli nasihat vereceği yer kendisidir.” diyerek söze başladı. “İnsan iki kişiye karşı yalan söyleyemez. Biri Allah. Diğeri kendi nefsi. Yaptıklarımızı melekler yazar. Niyetlerimizi de Cenab-ı Hak gözetler. Kul olmanın yolu Allah’la iyi geçinmektir. İyi geçinmek de emirlerine riayet etmekle olur.”

Allah’ın seninle arası iyi”

Suret-i hattan hakikat-i Hakk’a davet ediyordu Çelebi. İnsanın 25 yılda teknolojiyi en ince detaylarına kadar öğrenip hayatının merkezine almasına, mamafih, asırlardır dünya hayatına hüküm süren ilahi kelamın hangi surelerinde hangi hadiselerin anlatıldığını dahi bilmemesine içerliyordu. Üzüntüsünü şu tesbitiyle dile getirdi: “Kur’an'ın yalnızca suretiyle meşgul olunuyorsa (hattı ne güzel, tezhibi de güzel yapılmış bâbında) Allah’la aramız iyi değil demektir. Allah’ın seninle arası iyi. Bunu nimetlerinden anlıyoruz. Biri bir iyilik yaptığı zaman teşekkür ediyoruz. Karun gibi 'ben yaptım' zihniyetine kapılırsan ahirette de rahmetinden mahrum kalırsın.”

Tohum bahsi de ayrı bir tefekkür konusu idi. “Tohum” dedi Üstad, “iki taraflıdır. Ancak tek bir tarafı patlayıp gün yüzüne çıkar. Biz tohumları toprağa gelişigüzel atıyoruz. Bu tohum gün yüzüne çıkacağı tarafı nasıl biliyor?!”

Nimetin şükrü nimetin cinsinden olmalı

Sohbet Allah’ın ilmi üzerinden seyir almıştı. Çelebi, ilmin kesbî ve vehbî boyutundan bahsetti. Kesbî ilim çalışılarak elde edilen idi. Vehbî ilim ise Cenab-ı Hakk’ın kula ilham aracılığı ile ihsan ettiği ilim.

İlmin akabinde konu nimetlere şükür bahsiyle devam etti. Nimetin şükrü nimetin cinsi ile olmalıydı. Mercedes’i olan bir insan şükrünü de aracı üzerinden göstermeliydi. Bir öğrencisinin teklifinden de bahsetti Hat Üstadı. Öğrencisi Suriyeli yetimlere bağışlanmak üzere bir sergi açılmasını istemiş, Çelebi’nin de pek hoşuna gitmişti bu teklif. Böylelikle hat sergisi de şükrünü nimetin cinsi ile eda edecekti.

Üstad Hasan Çelebi, bir sanatkârın nasıl olması gerektiğini de yaşantısı üzerinden gösteriyordu. Sohbette adı neredeyse hiç anılmayan hat sanatı, Üstad’ın, ahlâkî yaşamı meslekî yaşamın önünde tuttuğunun resmi gibiydi. Sohbet bittiğinde salonda hiç kımıldama yaşanmadı. Zira büyük insanların sessizliği de güzeldi. Bu şekilde sohbet biraz daha uzadı. Kendisi kalkmadan salondan kalkıp giden olmadı. Dinleyiciler arasında Güney Afrika’dan gelip Üstad’ın öğrencisi olan mütebessim genç Muhammad Hobe de vardı. Görünen oydu ki Üstad, sanatıyla da tevhid, birlik hakikatine hizmet ediyordu.

 

Özge Sena Bigeç, bir güzeli andı

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2015, 10:30
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20