banner17

Konya'dan da gül kokusu geldi

Adem Saraç Hoca bir Kutlu Doğum etkinliği için Konya'daydı..

Konya'dan da gül kokusu geldi

Adem Saraç, Karatay Kardelen Kültür ve Sanat Derneği’nin düzenlemiş olduğu “Kutlu Doğum” etkinliği için Alaeddin Keykubat Salonu’ndaydı o gece.

Adem Saraç ve çocuklar
(+)

Selam ve muhabbetle başlayan bu gönül ortamı –malum, Nisan ayının da bereketiyle- daha bir güzelleşti. Ehil insanların bu türlü güzel ve istifadeli konuşmalarına katılmak bizlerin şöyle bir silkelenmesine vesile oluyor. İşte bunlardan bir tanesindeydik yine.

Gül mevsiminden notlar

Nisan ayı, gül mevsiminin başladığı, gülün bizi kendi kokusuna çağırırken bir yandan da muhabbete gark ettiği bir aydır. Ve bu güzide ayda bu tarz etkinlikler yetmese de, uzakları yakınlaştırmak, samimiyetin devamı için bahaneler hazırlamakta birebirdir.

O hafta sonumuzu da Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi ve yazar ağabeyimiz Adem Saraç için ayırdık. Saraç, “Gül Mevsimi”nden ve Gül Peygamberimiz (sav)’den bahsedip; yer yer güldüren, yeri geldiğinde düşündüren ve bereketi ile istifade ettiğimiz konferansında nelerden bahsetmedi ki…

14 asır öncesinden bugüne

Bugün, bütün insanlık âlemi hangi inancı yaşarsa yaşasın veya yaşamazsa yaşamasın; hangi konumda-durumda olursa olsun; ekonomik olarak, sosyal olarak, siyasal olarak, ne kadar önde görülürse görülsün, insanımız ciddi boyutta bir buhran hayatı yaşamaktadır.

Adem Saraç
(+)

Mükemmelleşmiş yaşantımızı çekilmez halden kurtarıp, yeniden yaşanır bir hale getirmek için hayatı var edenin, hayatı nasıl yaşanacağını en güzel şekilde ve sadece emir boyutuyla değil; en aşağıdan en yukarıya nasıl çıkılacağını göstermesi açısından O’ndan almamız gereken bir örnek vardır.

İnsanlığı eğiterek, yıldız toplum olan “sahabe-i kiram”ı yetiştiren; sahabe-i kiram’ın yetişme tarzıyla-şekliyle ümmetinin yetişmesi için bütün asırlara hitap eden; her çağın, her dönemin problemlerini en rahat bir şekilde çözen, hayatı problem haline getirmeden güzelleştiren Güzeller Güzeli, İki Cihan Güneşi, Kainatın Efendisi Peygamberler ve Gönüller Sultanı Hz. Muhammed (sav)’in o nur eteğine tutunduğumuz zaman yolumuzu asla şaşırmadan, gözümüz ve gönlümüz arasındaki bağlantıyı koparmadan, Hakk’ı gören, Hakk üzere yaşayanlardan oluruz.

Derdimiz nedir?

Asıl derdimiz Kuran’ı Kerim’le tanışmıyor oluşumuz. Kim en çok neyi okursa, onun kitabı o’dur. Ve dahası; kıymetliye kıymet verilir, öne alınır. O da ( Kuran’ı Kerim de) öne alınmalıdır.

Hani demiyor mu İkrime -Peygamber Efendimiz (as)’ın en büyük düşmanı Ebu Cehil’in oğlu. Eşinin kutlu sahabelerden olduğundan habersiz– eşine hitaben: “Ümmü Hakim! Yıllarca eşim olan seni tanıyamıyorum. Ne oldu sana? Yüzüne başka bir renk gelmiş, sesine başka bir ahenk gelmiş, gözlerine başka bir derinlik gelmiş, seni böyle güzelleştiren nedir?” Ümmü Hakim’in cevabı ibretlidir: “Senin kaçtığındır İkrime, beni böyle güzelleştiren.” Bizim körü körüne 21 yıl karşısında durduğumuz, savaştığımız şey. Allah’ın kitabı.

Mükellef olduklarımız

İslam kime nasip olursa, o kişi aynı zamanda onu güzel anlamak ve anlatmak sorumluluğunu da yükleniyor. Bu sadece hocaların işi değildir. Her Müslüman “bir yılda” en az “bir kişi” kazanmakla mükelleftir.

 

 

 

Nurcan Kara aktardı

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2010, 21:24
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20