banner17

Koca prof'tan iyi mi bileceksin?

Kimi zaman yayınevleri marka olmuş isimlere yaslanmayı tercih eder. Şu sıralar tam öyle bir devirde yaşıyoruz. Kemal Karpat birileri için tam bir marka!

Koca prof'tan iyi mi bileceksin?

Kemal Karpat’ın gecikmişliği üzerine 

Kemal Karpat’ın kitapları peşpeşe çevrilerek iki ayrı yayınevi tarafından yayınlanıyor. Bunların kimisi yaklaşık olarak 40-50 yıl öncesine ait makalelerin derlenmesiyle oluşturulmuş. Osmanlı’dan Günümüze Edebiyat ve Toplum’daki yazılar ise hocanın 2009’da yazdığı bir önsöz’ün dışında 1959 ve 60 yılına ait makaleleri içeriyor. Genelde eski eserlerin yeni basımlarında “üzerinden onca zaman geçmesine rağmen güncelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen …….. ” şeklindeki sunumlara alışığızdır. Maalesef Kemal Karpat hocanın bu kitabı için aynı şeyi söylemekte biraz zorlanacağız.  Kemal Karpat

Geniş içerikli makaleler

2009’da yazılmış olan Önsöz’deki söylem ve edebiyat toplum ilişkisine yaklaşım biçimi ile 1960’lara ait yazılar arasında bir değişiklik olmadığı görülüyor. Çünkü “roman yüzyılımızın en önemli yazı türü olmasına rağmen Türkiye’de henüz tam anlamıyla gelişmiş ve yerleşmiş bir yazı türü değildir.” tespitine önsöz’de yer veriyor yazar. “Bir gün dünya çapında kabul görecek Türk romanının yazarı aramızda” derken ümitvar; “Türkiye’de Nurullah Ataç gibi münekkitlerin bulunmasına rağmen gerçek anlamda bir edebiyat eleştirisinin” olmadığından dem vururken ise karamsar bir tablo çiziyor. Eleştirmen deyince Ataç, roman deyince de isimleri köy romanlarıyla anılan ve bugün eserleri bile basılmayan Mahmut Makal, Talip Apaydın, Kemal Bilbaşar gibi romancılar aklına geliyor Kemal Karpat’ın. 1960’larda dile getirildiğinde bile makul karşılanamayacak bu yaklaşımı 2009’da yazılan önsöz’de görüyoruz. Bizde romanın gelişmemesini orta sınıfın yokluğuna bağlayan sıradan görüşlerden tutun da edebiyatımızda kadının “ikinci sınıf bir yaratık” olarak görülmesine, edebiyat bilgi ve anlayışımızın eksikliğine, “gericilik”, “ilericilik” gibi tartışmalı kavramlara kadar pek çok harcıalem şey buluyorsunuz makalelerde. 

Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum, Kemal KarpatKarpat’a göre Cumhuriyet dönemi edebiyatı aydınların temel ilham kaynağı imiş. İkinci Yeni’nin ortaya koyduğu “kapalı  şiir” uzun soluklu olamazmış. En parlak devresini henüz yaratamamakla beraber romancılarımız milli roman yazma peşince olmalıymışlar. Köy Enstitüleri’nde yetişmiş olanlar, Türk köylüsünü ilerlemekten alıkoyan gericilikle savaşmışlar. Kasaba taassubun beşiği olduğu için edebiyatta köy öne çıkarılmalıymış. Kadınlar kasabaya geldikleri zaman çarşaf giyer (bu durumda çarşaf, gericiliğin ve taassubun simgesi oluyor galiba) dedikoduları önlemeye çalışırlarmış. İslam’da kasaba medrese yatağı olarak kuru akılcılık yolu ile bedevi kabilelere medeniyet yaymak istemiş ama tabiatla aklı ahenkli bir şekilde birleştiremeyerek kendi yarattığı kalıplar içinde donakalmışlarmış.  

Fecr-i Ati adlı edebiyat dergisi, ilk Türk romanı Cezmi ve 1950 öncesi Türk şiirindeki Sezai Karakoç gibi bilgi yanlışları dikkatten kaçmış olabilir. Ama bugün geçerliliğini yitirmiş tespitleri kabul etmek mümkün değil. Güncellenmesi, atılacak kısımların atılması bir zorunlulukken mal bulmuş mağribi gibi sarılınmış İngilizce metinlere.  

Bu bilgileri ve tespitleri düzeltmek kolay ama yayıncıların markalaşmış isimlerin etkisinden kurtulmalarını sağlamak çok güç görünüyor.  

 

 

İbrahim Alan dikkatli olmalı diyerek haber yaptı

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2011, 14:32
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20