Kitaptan önce dergide yetişmeli!

Genç Akademi'de yeni bir Metin Karabaşoğlu dersi. Yeni notlar... Ders bitiminde birkaç soru da sorduk sizin için.

Kitaptan önce dergide yetişmeli!

Genç Akademi heyecanla devam ediyor. Metin Karabaşoğlu “Yazı Atölyesinde” 30 yıllık uğraşısında edindiği tecrübeleri aktarıyor. 3. Haftasına girdiğimiz Akademi’de Metin Hocamızın dersleri ayrı bir yer tutuyor. Çünkü karşımızda 25’in üzerinde kitabı yayınlanmış, birçok kitabın editörlüğünü yapmış, İz Yayınlarında ‘yayın danışmanı’ olmuş, şimdi ise Nesil Yayın grubunun genel yayın danışmanı olan, tecrübelerini bize aktarmak için gözleri ışıldayan bir adam var.

Metin Hoca çok mütevazi bir insan, oldukça kibar bir beyefendi. Şu kadar kişi gelmiş kompleksinde değildir. Ben bilirim, anlatır giderim, senin yaşın kaç ne biliyorsun, otur sıfır havasında hiç değildir. Konuşmasının arasına girip soru sorabilirsiniz sabırla dinler, dakikalarca size özel cevap verir.

Akbili vardır. Ders sonu bir sormak isterseniz kırmaz, size epeyce vakit ayırır. O güzel insandan ve 30 yılı aşkın tecrübelerinden bizim heybemize dolanları sunuyoruz. Bir de kısa röportajımız var, umarım faydalı olur.

Notlar aldık o dersten derse gelemeyenler için. İşte notlarımız:

Kitaptan önce ne gelir?Genç Akademi Logo

  • Dergi noktalı virgül, kitap noktadır. Kitaptan önce dergide yetişin.
  • Bloglar ‘ben yazarım’ havası veriyorsa zararlıdır.
  • Şiir yazmak ile, şiir gibi bir şey yazmak arasında fark vardır. “Fikirsiz şiir, temelsiz duvara benzer.” (Fuzuli) Şiiri sadece duygulu hâl ile yazmak tehlikelidir. Duygu yoğunlaşmasıyla yazdığınız yazılarda pek ilerleyemezsiniz. Bir yerde tıkanıp kalırsınız.
  • İlham yazının başlatıcısı olabilir. İlham geldiğinde, bu kadar önemli bir şeyi unutmam, gibi geliyor ama unutuluyor. Not alın!
  • Sadece ilham ile yazar olunmaz, ancak Mevlana gibi istisnaları vardır. Mevlana da yıllarca ilimlerle iştigal olmuş biridir, bir anda olmuş değil.

En iyi öğrenme biçimi nedir?

  • Yazmaktan daha iyi bir öğrenme biçimi bilmiyorum. Yazar; sürekli öğrenen insandır.
  • Yazar merak duygusunu asla yitirmemeli.
  • 100 sayfa okuyorsunuz 8 sayfa işinize yaramış 92 sayfa boşa gitmiş gibi geliyor ama aslında öyle değil, o 92 sayfa başka yazılarda ortaya çıkıyor, başka düşüncelere yardımcı oluyor. Belki üç yıl sonra ortaya çıkar belki de 30 yıl sonra. Okunan hiçbir şey boşa gitmez diyebilirim rahatlıkla.
  • Kemal Sayar beğenerek takip ettiğim yazarlardandır. Kendisine soruyorlar “Nasıl okuyorsunuz?” “Yazdıklarım beni bir yönde okumaya sevk ediyor” diyor. Tecrübeli kalemler bunu ifade eder, yazarı yazdıkları yönlendirir.

Yazarların blöfü!

  • Bazı yazarların blöf yapıyor oluşu üzüyor beni. Bilmediklerini görüyorum ama o konuda kalem oynatmaktan geri durmuyorlar. “Bu konuda bilgim yetersiz” diyemiyorlar. Bilmedikleri konularda çok iyi biliyormuş gibi konuşuyorlar, konuşmaları gerekiyorsa bile ‘emin olmadıkları’ dipnotunu düşmeliler.
  • Her yazı aslında bir kişiye yazılır. Yazarın hayali okuyucusu vardır. Arkasından ekrana bakan bir kişilik vardır. Yazar bir cümle yazar, hayali okuyucusu anlayamadığını söyler, yazar düzeltir, “buradan buraya nasıl geçtin ya?” der, yazar düzeltir. Farklı alanlarda yazarkenki üslubumuzun farklı olmasının nedeni budur. Her alanla ilgili hayali okuyucumuz farklı çünkü…
  • Yazar farklı mekanlara gidip gözlemler yapmalı, farklı kesimlerle irtibat kurmalı. İstiklalin arka sokaklarındaki birahanelere uğramasa da İstiklal’de de tur atmalı.
  • Hakikatin çocuğu olmak…
  • Bazen başlık için yazı yazılır, bazen yazı biter başlık bulmakta güçlük çekilir.
  • Yazının en önemli kısmı “giriş”tir. Yazının vitrinidir. İnternet çağındayız, birkaç saniye ayrılıyor yazılara, ilgisini çekerseniz okurun, okunursunuz.

Vaktin yarısı ‘giriş’e gidiyor

  • Giriş paragrafının kısa olması iyi olur.
  • 30 yıldır yazıyorum, bir yazı bir saatimi alıyorsa yarım saati giriş kısmına gidiyordur. Yazı hayatımın ilk yıllarında günlerce giriş kısmı için uğraşıyordum.
  • Yazıyı bitirdikten sonra yazımızın okuru olmalıyız. Uzaklaşıp, biraz ayrı kalıp, demlenmeye bırakıp, sonra bir okur gibi okumalıyız yazıyı.
  • Bazıları yazının şehvetine kapılıp yazıyı çok uzatıyor, kelimelerle çok oynuyor. Eksiklik kadar önemli bir problem de fazlalıktır.

Dersten sonra kendisine birkaç soru yönelttik…

Ne okuyorsunuz?Metin Karabaşoğlu, Melekleri Ürkütmeden

Editör çalışması yaptığım bir kitap var Bediüzzaman ile alakalı, onu okuyorum. Bir de Şah-ı Nakşibendi’yi anlatan bir kitabı okuyorum.

Yakın zaman için ne gibi planlarınız var?

Efendimiz’in hadislerinden örneklerle, “Peygamber hakikatin dengesini nasıl kurmuş ve bu noktada bize nasıl örneklik ediyor?” sorusuna cevap arayan deneme üslubunda ama araştırma yönü olan bir çalışma içerisindeyim.

Günlük hayatınız nasıl geçiyor?

Yoğun kelimesi çok kullanıldığı için kullanmak istemiyorum. Çok meşgul geçiyor, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Okumalarım var, işim bu zaten. Günümün tamamı, yazmıyorsam okumakla geçiyor.

Akşamüzeri okumayı seviyorum

Özellikle okumak için seçtiğiniz vakitler oluyor mu?

İstanbul şartlarında yollar, okumak için ideal oluyor. Onun haricinde özellikle akşamüzeri vakitlerini seçiyorum.

Aynı anda 6-7 kitap okuduğunuz oluyor mu?

Genelde öyle oluyor okumalarım, çantamda birkaç kitap bulunuyor.

Dergi ve gazete okumalarınız nasıl oluyor?

Yüzeysel. İncelemek için şöyle bir bakıyorum, o da internetten oluyor genelde.

Sürekli takip ettiğiniz köşe yazarları var mı?

Şu yazarı sürekli takip ediyorum dediğim yazar yok. Ağırlıklı olarak baktıklarım var. Kitabı için editör çalışması yaptığım oluyor, onların yazılarını takip ediyorum.

Karabaşoğlu ne dinliyor?

Ne tür müzikler dinliyorsunuz?

Okuyucularımız şaşıracaklar, müzik olarak Rock dinliyorum. En fazla Pitbull ve Cat Stevens  dinliyorum. Onların da bazı parçalarını. Stevens’ın eski Rock müziklerini dinliyorum. Bunun haricinde değişik hafızlardan Kur’an dinlemek çok hoşuma gidiyor.

Sizi en çok ne heyecanlandırıyor?

Yeni bir şeyler öğrenmek. 3 yaşında bir çocuktan da olsa, avamdan da olsa yeni bir şeyler öğrenmek heyecanlandırır beni.

 

Yusuf Temizcan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2011, 15:51
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hümeyra Özdemir
Hümeyra Özdemir - 8 yıl Önce

Çok önemli, çok güzel ve birçok insanın ilgisini çekecek bir haber/notlar olmuş..
Özellikle bu çalışmaya gelmeyi çok çok çoook isteyip de katılma ihtimali olmayanlar için büyük bir nimet bu notlar..
lütfen, lütfen devamı gelsin..lütfen..

deniz
deniz - 8 yıl Önce

bizim gibi katılma imkanı olmayanlar için faideli oluyor notlar. ulaştıranlardan ve dahi emegi gecenlerden Allahuteala razı olsun. selam ile

hilal buğan
hilal buğan - 8 yıl Önce

merhaba
ben de bu tarz atölye çalışmalarını çok seven fakat düzenli takip
edemeyen biriyim.notları yayınlamaya devam ederseniz sevinirim.
selam ve dua ile...

banner19

banner13