banner17

Kitabelerin kazınmasına dair kanun çıkmış

Beyazıt’ta kitap fuarı söyleşilerinde Beşir Ayvazoğlu Beyazıt’ın derin tarihini anlattı.

Kitabelerin kazınmasına dair kanun çıkmış

 

Geçtiğimiz gün Beyazıt Meydanı, hem kitap fuarının ziyaretçileri, hem ikindi namazı akabinde camiden çıkan cemaat, hem de oranın zaten hiç değişmeyen mutad kalabalığıyla hıncahınç iken ana caddeden meydana doğru çıkan merdivenlerin sağında, küçük bir çadırın içinde toplanmış elli-atmış kişi, kitap fuarı söyleşilerinde Beşir Ayvazoğlu’nu dinlemek için oradaydı. Ayvazoğlu, Beyazıt’ın Roma Devri’nden başlayarak günümüze dek yaşadığı değişimi hem fizikî, hem toplumsal, hem de imar yönüyle ortaya koyan “Üçüncü Tepede Hayat: Beyazıt Meydanı’nın Derin Tarihi” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

Bir defa, en başta söylemek lazım ki, milyonluk bir şehirde reklâm ve ilan edilen bu faaliyet için elli kişiyi zor alacak bir çadırın ayarlanmasına bizim aklımız ermedi, bu niçin böyleydi, bilemiyoruz tabii. Çadır, dinleyicileri almadı ve yarımızdan çoğu ayaktaydık. Orasını belediye yetkililerine sormak lazım.

Tahribat listelere sığmazBeşir Ayvazoğlu

Beşir Ayvazoğlu evvela Beyazıt meydanının tarihinden girdi anlatmaya. Konaklar, köşkler, eski yollar… Bir ara söz gelip tarihî Sahaflar Çarşısı’na da dayandı. “Bu Sahaflar Çarşısı ilk baştan beri burada değildi. İstanbul’un, 19. yüzyılın sonlarında geçirdiği meşhur depremlerinden birinde Kapalıçarşı da büyük zarar görmüştü. Bu Sahaflar Çarşısı evvelden Kapalıçarşı’nın içinde idi. Onun zarar görmesinden sonra buraya taşındı.”

Tarihî eserlerimizden bahsedilir de laf hiç yakıp yıkmaya gelmez mi? Ondan da bahsetti Ayvazoğlu. “Geçen asrın başlarında çok tarihî eser yıkmışız, çok eseri tahrip etmişiz. Bu da geçmişimizi reddedişimizden kaynaklanıyor. Sadece bu güzergâhtaki (eliyle Divanyolu’nu işaret ediyor.) yıkılmış eserleri alt alta sıralasak uçsuz bucaksız bir liste olur. Bunları kaybetmişiz hep.”

Tarihî binaların üzerindeki kitabe ve tuğraların kazınmasına dair kanun

Ayvazoğlu şöyle devam etti: “Cumhuriyet devrinde bir kanun çıkıyor. Garip bir şey. Tarihî binaların üzerindeki kitabe ve tuğraların kazınmasına dair kanun. Sanki bu kanunu bekliyormuş gibi hemen işe koyulan yöneticiler var. Başlıyorlar iştahla kitabeleri kazımaya. Şimdi Türk Edebiyatı Vakfı binası olarak kullanılan Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi’nin kapısına dikkatli bakın; kitabenin yarısının kazınmış olduğunu görürsünüz. Onun sağlam kalan yarısını Osman Nuri Ergin kurtarmıştır. Oradan geçerken bir bakıyor; yapılan iş felaket. Hemen birkaç makama başvuruyor, birkaç adamla görüşüyor o kitabeyi kurtarmak için. Kurtarıyor ama yarısını. Diğer yarısı çoktan kazınmış oluyor. Dikkatli bakarsanız İstanbul’da çok var böyle kitabesi, tuğrası kazınmış bina. Yakın tarihte böyle bir avuç aydın var, çok şey borçlu olduğumuz.”

Beşir Ayvazoğluİstanbul sizinle konuşur

“Eğer bu şehirde dikkatli gezerseniz, güzel yürürseniz İstanbul’la konuşabilirsiniz.” diyor Ayvazoğlu, “Yürürken gördüğünüz ağacın çitlembik mi çınar mı kestane mi olduğunu bilirseniz, baktığınız binanın geçmişini, geçirdiği maceraları okumuşsanız o bina ile konuşabilirsiniz. Bu, sanatın insana ilham ettiği hayal gücüdür. Ben bütün bunları gençlere anlatıyorum ama şaşırıyorum; gençler hiç hayret etmiyorlar. Hayret etmeyen bir eda ile bakıyorlar bana.”

Son yıllarda tarihî eserleri restore etme ve sahip çıkma eğiliminin arttığını da belirten Ayvazoğlu, millet olarak tarihimizi sırtımızda taşımak zorunda olduğumuzu ve bu taşımanın yük değil, bizim için bir motor güç olduğunu ekliyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “Ufuklar atlamak isteyenler, ayaklarını bir yere basmak zorundadırlar.” sözünün bunu anlattığını söylüyor.

Birkaç soru ve söz hakkının ardından meclis hitama eriyor. Beşir Ayvazoğlu, büyük meydandaki diğer programa geç kalınmaması için konferansını bitiriyor ama damağımızda da bir sürü tat bırakıyor.

 

Sadullah Yıldız, üstadı hayranlıkla dinledi

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2012, 12:02
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
sezgül
sezgül - 6 yıl Önce

cumartesi günü, ben de dinledim beşir hocamı. burda haberinin görülmesi ve ayrıca notların paylaşılması sevindirdi beni. teşekkür ediyorum, elinize sağlık.

Agah Emre
Agah Emre - 6 yıl Önce

Şu Ahmet Hamdi Tanpınar'ı bir yere de sokmasanız olmaz mı arkadaş?

banner8

banner19

banner20