Kişi ihtiyarını kullanarak kemale nasıl ulaşır?

‘Ahlâkın Temelleri Üzerine Konuşmalar’ başlıklı seminer dizisinin ikincisinde İhsan Fazlıoğlu tebliğini sundu.

Kişi ihtiyarını kullanarak kemale nasıl ulaşır?

 

İlmi Etüdler Derneği (İLEM) ve İlim Kültür Eğitim Derneği’nin (İLKE) ortaklaşa yürüttüğü “Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar” başlıklı seminer dizisinin ikincisi İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) konferans salonunda gerçekleştirildi. İlk konferansta Tahsin Görgün açıklayıcı bilgileri bizlerle paylaşırken bu konferansta da İhsan Fazlıoğlu “Ahlâk Tekvînî mi, İtibârî mi?” başlıklı tebliğini sundu. Konuşması sırasında birçok konuya değinen Fazlıoğlu, sık sık günümüz yaklaşımlarının hatalarına dikkat çekerek ahlâk’ın ve felsefe’nin yanlış anlaşıldığını ve açıklandığını vurguladı.

Fazlıoğlu, çağdaş İslam felsefesinin teorik seviyesine yaklaşıldıkça kavram karmaşasının çok ciddi oranda arttığını vurgulayarak konuşmasına devam ederken en temel olarak ahlâk ile hukukun birbirine karıştırıldığını söyledi. Konuşmacıya göre günümüzde kullanılan ‘iş ahlakı, toplum ahlakı, uluslararası ahlak’ gibi kavramların tamamı yanlış anlaşılmaların ürünüdür. Ahlâk dediğimiz mesele özünde tamamıyla bireyseldir fakat tarihi süreçlere baktığımızda klasik literatürde olan bir çok kavramın başkalaştığı halde yine bu kavramın adının kullanılması gibi ahlâk kavramının da aynı dertten muzdarip olduğu bilinmektedir. Ahlâk denilen kavram zamanla birçok konuda hukukun yerini almış ve toplum ahlakı gibi kavramlar ortaya çıkmış. Fazlıoğlu’na göre toplumun ahlâkından değil ancak hukukundan söz etmemiz mümkün olabiliyor. Sosyal bilimlerin günlük dil ile yapılıyor olması, köşe yazılarında herkesin sosyal bilimlerin bir koluna işaret etmesi; bizim başta ilim olmak üzere ahlâk, felsefe gibi meselelerde kolayca söz söylememize olanak sağlıyor ki bu işin muhtevasını öğrenmemizi gerekli kılmıyor.

Ahlak: İnsanı hayra götüren ihtiyar

İhsan Fazlıoğlu ahlâk’ın tanımlarını yaparken insanın aklı ve nefsi bahislerine geliyor. Şu örnek ile konuyu açmaya çalışıyor konuşmacı: Yemek yeme arzusu kontrol edilmediği zaman insanın başına bela olabilir. Çok yersen ifrat, hiç yemezsen tefrit, bu durumun dengede olması gerek. Buna aklın iradeyi kontrol etmesi diyoruz. Bu isteği dengede tutacak olan şey aklın ihtiyarıdır. İhtiyar insanı hayra götürmek için vardır ki buna ahlâk denir. Dolayısıyla bütün ahlâk ilmi aslında kişiye ihtiyarını kullanarak kemale nasıl ulaşacağını öğretme işidir. Konuşmacı burada büyük bir ustalıkla insanın nefis ve ihtiyar arasındaki gelgitlerini açıkladı ve bu mücadelenin onun imtihanı olduğunu belirtti. Konu dâhilinde Kant’ın ahlâk felsefesini yorumlayarak, onun ahlâk felsefesinin bu klasik felsefenin sekülerize edilmiş halinden başka bir şey olmadığını belirtti.

İhsan Fazlıoğlu’nun değinmek istediği bir diğer husus ise genel kabul gören Batı merkezli ahlâk düşüncesi üzerine oluyor. Konuşmacıya göre Batının ahlâk üzerine yazdığı metinlerin çoğu bir temel göstermeksizin ahlâk kodlarını yeniden yazmaya çalışmıştır. Bunun sebebi temelin asgari bir vahyî zemin istemesidir ki özellikle 1960’dan sonra kaleme alınan seküler metinler bu vahyî öğretileri kabul etmeme üzerine kurulmuştur. Bu üstün temeli teolojiye dayandırmayı kabul etmeyen Batı; insanı aşan bir temelin ise tanrısız mümkün olmadığını bildiği için bugün ortaya içinin son derece boş, klasik literatürdeki vahyî derinlikten noksan bir ahlâk kavramı çıkmış oluyor. Bunun sonucu ise kamusal olanın ahlâki olduğu varsayımını doğuruyor ki, İhsan Fazlıoğlu konuşmasının başında bunun son derece yanlış olduğunu dile getirmişti.

Batının metafizik dediğimiz olguya ilan etmiş olduğu savaş, ahlâk meselesi başta olmak üzere, inanç, çıkar gibi durumlarda o denli yaygınlaşmaya başlıyor ki metafiziğin merkezi olan Almanya’da metafizik derslerinin okullardan kaldırılması durumuna kadar gelinebiliyor. Amerika’da ise böyle bir eğitim alanından söz etmemiz zaten mümkün değil. Fazlıoğlu’nun temel olarak kullandığı metafizik alanı kabullenmeyen toplumlar kamusal olanın ahlâki olduğu iddiası ile kendilerini avutmaya devam ediyorlar.

Bu seminer dizisinin ilk haberinde de değindiğimiz gibi, İLEM’in bültenlerinden ve web sayfasından, yapılacak olan seminerleri takip etmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

 

Abdullah Said Can haber verdi

Güncelleme Tarihi: 05 Ekim 2013, 12:47
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Saka
Saka - 6 yıl Önce

Hocanın son vakitlerde Efgani ve Abduh ikilisine dair söyledikleride kayda değerdi. İslam hikemiyatını ilk 400 yılla kapattıran ve sonraki tecrübeleri unutturanların bu iki ikili olduğunu ve İslam alemine çok büyük bir fenalık yaptıklarını söyledi. Malum ki muhterem hocanın ilgi sahasıdır, efgani ve tayfasının yok saydırdığı tarih dilimimiz,şahsiyetlerimiz.

banner19

banner13