Kimse İskilipli Atıf Efendi için 'hain' diyemez

Ahmet Yapıcı geçtiğimiz günlerde İskilip Atıf Efendi hakkında konuştu. Emin Atalay etkinlikten notlarını aktarıyor.

Kimse İskilipli Atıf Efendi için 'hain' diyemez

Kimi insanlar vardır ki, zaman içinde tanınırlar, bilinirler. Ama elbette bu insanların tanınıp bilinmesi için de anlatılması, hatırlanması/hatırlatılması gerekir. Meseleye böyle baktığımızda, tarih içinde kaybolmuş gibi görünen ve ama esasen tarihe mal olmuş insanları, “sivil toplum kuruluşu” adı verilen kurumların gün yüzüne çıkartması ve yeni nesle tanıtması gerekmektedir.

İlim, Kültür ve Rahmet Derneği (İKRA) tam da bu maksatla “Âlimlere Vefa Programları” ismiyle düzenlediği ve artık geleneksel hale gelen faaliyetlerinden 9.sunu merhum İskilipli Atıf Hoca’ya ayırdı. Program 15 Ocak 2016 Cuma günü Esenler Belediyesi Nikâh Salonu'nda gerçekleştirildi. Programın açılışında Abdulgafur Levent’in Kur’an tilaveti vardı. Ardından dernek başkanı Mehmet Çelik selamlama konuşması yaptı. Sunucu, Ahmet Yapıcı’yı mikrofona davet etti. Daha önce de “Âlimlere Vefa Programları”nda sunum gerçekleştiren Ahmet Yapıcı’yı tanıyanlar meraklı göz ve kulaklarla sahneye kilitlendiler.

Ahmet Yapıcı, konuşmasına teessüf duyduğu bir konuyu beyan ederek başladı: “Arkadaşlarıma Atıf Efendi’yi anlatacağımı söyleyince, hem de ilahiyatçı kökenli olan kimi arkadaşlar 'Yahu o hainden başka anlatacak adam mı bulamadın?' dediler. Bu ne kadar üzücü bir şeydir biliyor musunuz? Üzücü olan sadece İskilipli Atıf Efendi’yi hain sanmak veya saymak değildir. Belki asıl üzücü olan, kişinin resmi tarih ile insanları yargılamasıdır.”

Ahmet Yapıcı konuşmasına şöyle devam etti: “Sadece İstiklâl Mahkemesi zabıtları ve idam kararının metni okunsa bile, kimse İskilipli Atıf Efendi’ye 'hain' diyemez. Sadece 'resmî tarih' ve resmî tarih putuna tapanlar hain diyebilir! Ben yaklaşık 10 ders kitabı yazdım. Bu ders kitaplarını yazmak için de yüzlercesini okudum. Tüm bu kitaplar resmi tarih gözlüğü ve mantığıyla yazılmıştır. Bu kitaplarda 1920 öncesi karanlık çağı, 20’den sonrası ise modern evliyalar dönemi olarak anlatılır.

Âtıf Hoca tartışmalı olabilir, ama önyargılı yaklaşmak tartışmalı olmaktan daha kötüdür. Benim kanaatim şudur: Âtıf Hoca bir insandır ve mazlumdur. Âtıf Hoca’nın yaşadığı tarih bir yıkılış ve kuruluş tarihidir. 1875 yılında doğmuş ve 51 yaşında iken 1926 yılında idam edilmiştir. Osmanlı’nın yıkılışı ve Cumhuriyet’in en şiddetli ve zulüm dolu dönemlerini görmüş ve yaşamıştır. Âtıf Hoca sıradan bir insan değildir. Bugün profesör ünvanına denk olan müderris ünvanına sahip bir âlimdir. Ama yerinde duramayan bir âlimdir. Hiçbir zaman edilgen/pasif olmamış, hep etkin/aktif bir hayatı olmuştur. Haksızlığa prim vermemiştir. Bir dönem müderris müfettişliği görevini ifa etmiştir ki, bu görev bugün YÖK Başkanı ünvanına denk bir görevdir. Âtıf Hoca, ilk sendikal mücadeleyi de vermiş bir müderristir: Müderris ve hocaların maaşları verilmeyince, onların haklarını aramış ve müderrislerin maaşlarını almasını sağlamıştır. Tabii bu faaliyeti sebebiyle de Şeyhülislâm tarafından görev yeri değiştirilmiş yani sürülmüştür!

31 Mart Vak’asına karıştığı iddiasıyla yargılanır ve 1,5 yıl hapiste yatar. 1,5 yıldan sonra ise suçlamayla bir ilgisi olmadığı anlaşılır ve kendisinden özür dilenerek beraat kararı takdim edilir.”

Benim memleketim, yurdum burası

Âtıf Hocanın Kurtuluş Savaşındaki yerine de temas etti Yapıcı: “ İskilip Atıf Hoca Müderrisîn Cemiyeti'ni kurmuştur. Bu cemiyet daha sonra Teâli-i İslâm Cemiyeti olarak hayatına devam eder. Âtıf Hoca demek, Teali-i İslâm Cemiyeti demektir. Cemiyetin üyeleri dönemin önemli âlim şahsiyetleridir: Bediüzzaman ve Mustafa Sabri Efendi bunlardan iki örnektir. Cemiyetin kuruluş gayesi ilmi-dini eğitime destek olmaktır. İlk eylemleri Yunan işgaline karşı bildiri yayınlamak olmuştur. İstanbul hükümeti, Anadolu’da işgalcilere karşı çarpışan hükümet ve çalışmanın gayrimeşru olduğuna dair cemiyetten fetva ister. Ancak fetva Âtıf Hoca’nın da bastırmasıyla verilmez ve 'bizim işimiz siyaset değildir' diyerek reddedilir. Buna rağmen talep edilen fetva, cemiyet verilmiş gibi uydurularak yani korsan bir şekilde yazılır ve Anadolu’da dağıtılır. Âtıf Hoca bunun için haindir işte! Korsan bir fetva sebebiyle haindir!

Hoca’ya hain demek kolaydır; ancak o vatanını seven bir insandır: Balkan âlimler birliği kendisine 'buraya gel, hocamız ol, başkanımız ol' diyerek kendisini çağırmış ama Hocaefendi, 'benim memleketim, yurdum burası' diyerek talebi reddetmiştir. Yine aynı şekilde Fransız müsteşrikler çıkardıkları dergide yazması için çok yüksek bir telif ücreti teklifiyle gelmelerine rağmen, Hoca, 'sizin hilelerinize alet olmam' diyerek bu ücreti de reddetmiştir. Hoca, donanmanın güçlenmesi için, bu işin hayır ve sevap yönlerini anlatan makaleler kaleme alır ve bu sebeple de donanma komutanlığı tarafından beratla taltif edilir.

Merhum kendisine bir hedef koyarak '10 yılda 50 kitap yazacağım' diyerek çalışmaya başlamıştır ve ama 3. kitabını müteakip idam edildiği için bu arzusunu gerçekleştirememiştir.”

İskilipli Atıf Hoca nasıl idam edildi?

Ahmet Yapıcı, Atıf Hocanın 'Frenk Mukallidliği ve Şapka' risalesi ve idamı hakkında ise şunları söyledi: “30.08.1925’de Atatürk Kastamonu’ya şapka ile gider. 2 ay sonra da 'şapka kanunu' çıkar. Bugünün en zenginlerinden olan ve Vakko markasıyla başörtüsü üreten Vitali Hakko 'Şen Şapka' markasıyla Panama’dan gemilerle şapka ithal eder. O dönemde devlet memurlara şapka kredisi vermektedir. Şapka da şaşılacak derecede pahalıdır. O dönemde bir şapka, bir memurun iki aylık maaşına denktir. Bir ölçü olsun diye söyleyeyim: Bir reşat altın 845 kuruş iken, bir şapka 14 liradır. Şapka takmak o kadar mühimdir ki, şapka takılmadığı takdirde kafalar uçmaktadır. Bu sebeple de kafayı yerinde tutmak için şapka giyilmektedir. Şapka o dönemde bir semboldür. Şapka ile kıble değişmiştir.

Hoca da bu şapka kanunu sebebiyle yargılanır. Yargılayanlar ise hukuktan ve hukuk mantığından bihaber ve bigane olan İstiklâl Mahkemeleridir ki, bunların en tehlikelisi de Ankara İstiklâl Mahkemesidir. Hoca, yukarıda söylediğimiz ve 50’ye ulaşmasını planladığı çalışma çerçevesinde 'Frenk Mukallidliği ve Şapka' risalesini kaleme almıştır. Netameli bir dönemde, keskin bir eser yani… Eser, kanundan çok önce çıkmıştır; çıkmıştır çıkmasına da bunu mahkemeye anlatmak imkânsızdır.

Hoca, kitabı sebebiyle yargılanır ve beraat eder. Ancak tam evine gönderilecekken, Ankara İstiklal Mahkemesi 'bir de biz yargılayalım' diyerek Âtıf Hoca’yı alır. Delilsiz, hukuksuz, vicdansız bir yargılamayı müteakip hoca idam edilir. Cenazesi asılı bulunduğu yerde 2-3 gün kalır. Daha sonra naaşı ailesine de verilmez; Ankara’daki Kimsesizler Mezarlığı'na defnedilir.

Mezarını dönemin Hatay Milletvekili Dr. Mehmet Sılay bulur. Ama tam tamına 8 yıl bitmez bir enerjiyle arama sonucunda: 2000 yılında bir merakla arama başlar, ta ki 2008 yılına kadar. Hocanın mezarı 2008 yılında bulunur. Mezarın bulunuş hikâyesi de çok enteresan ve acıdır. Dr. Mehmet Sılay tüm belgelere bakar, baktırır ama bir şeye ulaşamazlar. Olayın şahitlerine ulaşırlar nafile! Nihayetinde mahkemenin zabıt katiplerinden Fehmi Efendi’nin 90 yaşlarında olan oğluna ulaşırlar. Meseleyi bir de ona açarlar. Fehmi Efendi’nin oğlu, babasının her Perşembe akşamı bugün Şafak Parkı olan kimsesizler mezarlığına giderek falanca noktada durduğunu ve bir fatiha okuyarak döndüğünü, kendisine de 'oğlum burada bir âlim yatmaktadır. Mutlaka benden sonra buraya Perşembe akşamları gel ve bir fatiha oku' vasiyetini ettiğini söyler. Gerçekte o mezar Âtıf Hoca’nın mezarıdır. Dr. Sılay tüm engellemelere rağmen ve gizlice –çünkü Âtıf Hoca, Genelkurmay kayıtlarında halâ 'hain'dir- belirtilen yeri açtırır, kemikleri arabasının bagajına doldurur, yine tüm engellemelere rağmen DNA testini yaptırarak, o kemiklerin Âtıf Hoca’ya aidiyetini kesinleştirir.”

Bir dönemin mazlum şehitlerinden biri olan Atıf Hocayı anlatan Ahmet Yapıcı’nın yaklaşık 1 saat süren konferansı ilgili ve meraklı bir katılımcı topluluğu tarafından ve program sonuna kadar salondan 1 kişi dahi olsun çıkmaksızın pürdikkat dinlendi.

 

Emin Atalay notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 18 Ocak 2016, 11:38
YORUM EKLE

banner19

banner13