Kibir insanı secde etmekten alıkoyar

Ali Ural’ın “Yazarlığın Saklı Bahçesi” söyleşi programında Nisan ayı konusu “Edebiyatın Şeytanları”ydı.

Kibir insanı secde etmekten alıkoyar

 

Ali Ural’ın Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde verdiği “Yazarlığın Saklı Bahçesi” söyleşi programında Nisan ayı konusu “Edebiyatın Şeytanları”ydı. Konuşmasına Mehmet Akif Ersoy’un “Anadolu’da bir köy/ Köyün içinde bir ev/ Evin içinde bir adam/ Adamın içinde bir şeytan/ Kezban, Kezban…” dizeleriyle başlayan Ali Ural, şeytanın isimlerini sıralayarak devam etti:

“Şeytanın birçok ismi var: Demon, Satan, Amon, İblis, Karanlıklar Prensi, Mebhistopheles, Lucifer, Beelzebub, Cennetten Kovulan… Bir de onunla ilgili yanlış bir bilgi vardır. Şeytanın önce melek olup sonradan şeytan olduğu. O bir cindir. Yüce Allah insanları ve cinleri kendisine kulluk etsinler diye yarattı. İnananları ve inanmayanları oldu. Mekke’de Cin Mescidinde Peygamberimiz cinlere namaz kıldırmıştır.”

Kibir insanı secde etmekten alıkoyar

Yazar, şeytanın aynı zamanda evrendeki düalizmin bir göstergesi olduğuna değinip her şeyin iki yüzünün olmasından, Allah’ın izin verdiği ölçüde bir çatışmanın yaşandığından söz etti. Hayatın kendisi olan edebiyatta da zıtlıklar, çekişmeler ve çatışmalar vardır. Edebiyatı, aykırı olanla yaşanan çatışmadan doğan bir tür olarak tanımlayan Ural, şeytanın tarih sahnesine çıkışındaki başkaldırıyı şöyle açıkladı:Ali Ural

“Kıyaslamada şeytanilik vardır. Şeytan da ateşten yaratıldığı gerekçesiyle Allah’ın yeryüzündeki halifesine secde etmeyip hoşnutsuzluk, razı olmayış sergilemiştir. Kendisini kıyaslamıştır. İblis’in yaptığından, secde mekânıyla alnımızın arasında kocaman bir kibrin varlığı çıkar. Bazısı o kibri ezer, alnını secdeye koyar; bazısı da ezemez ve kibir onu ezer.”

Dönüşün Allah’a olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’den ayet örnekleri veren konuşmacı, Allah’ın şeytana izin vermesinin, iki anlamda da dönüş kapısının açık olmasından olduğunu dile getirdi. Birinci dönüş ölümledir. İkinci dönüş ise ölmeden evvel yaşanır ki bu da tövbeyle olur. Sodom ve Gomore’nin günahlarında, Yusuf’un kardeşlerince kuyuya atılmasında, İsrailoğullarının altın buzağıya tapınmasında ve bunun gibi kötülük adına ne yaşanmışsa onda iblisin parmağı olduğunu belirten Ural, “Başımıza gelenler iblisin Âdem’e secde etmemesindendir” dedi.

“Hikmet müminin yitiğidir, nerede bulursa alır”

Avrupa’nın şeytanı yaygın bir motife dönüştürmesindeki rolü Haçlı seferleri ve Endülüs’ün kaybedilmesine biçen araştırmacı-yazar, Batı’nın Müslümanların sahip olduğu yaklaşık dört yüz bin kitabı devşirmesiyle ilmi, sanatı, simyayı ve büyüyü öğrendiğini belirtti. “Hikmet müminin yitiğidir. Nerede bulursa alır.” hadis-i şerifini naklederek, Batı’da kara büyünün yegane sahibi olarak da şeytanın kabul edildiğini aktardı. Bununla beraber şeytan algısının şekillenmesinde Martin Luther’in reformları da yadsınamaz.

O zamana kadar Latince olan İncil’in Almancaya çevrilmesiyle şeytan Almanca sözcüklerle tanıtılır: Evlilik şeytanı, moda, içki, dans ve zina şeytanı… Şeytan zaman zaman kişileştirilir. O dönem gücüyle Avrupa’yı korkutan Türk’ün şeytanın kendisi olduğu söylenir. Batı edebiyatında kimi dönemlerde edebiyatın amacının şeytanın gerçek yüzünü göstermek olduğunu eserlerden alıntılarla örnekleyen yazar, şeytan tehlikesine oldukça dikkat çekildiğini anlattı.

Dante, Goethe, Thomas Mann, Gogol, Tolstoy gibi yazarların eserlerindeki farklı şeytan motiflerini sunan yazar, konuşmasını İbn Arabi’nin Şeceretu'l-Kevn eserinde bulunan şeytanın Peygamberimizin meclisini ziyaretini konu alan hadisle sonlandırdı:

“İbn-Abbas’dan naklen Muaz b. Cemel anlatır. Bir gün efendimizin meclisine iblis gelir. İnsanları nasıl kandırdığını Allah’tan aldığı emirle anlatır. En çok sevmediği efendimizce sorulunca ‘En çok sevmediğim sensin.’ der. Sonraki sevmediklerini dindar genç ve şüpheli işlerden sakınan âlim olarak söyler. Sıralama, ihtiyacını kimseye söylemeyip sabreden fakir, şükreden zengin şeklinde devam eder. Kötü huyları ise yalan, gıybet, yalan yere yemin etmek, faiz yemek, namazdan uzak kalmak, zina etmek, sarhoşluk, büyücülükle uğraşmak, eşlerini boşamak olarak anlatır.”

 

Ceylan Ergin yazdı

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2013, 15:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ferhat Tekin
Ferhat Tekin - 6 yıl Önce

Ali Ural ciddiyetle takip edilmesi gereken bir fikir işçisi. İhmale gelmez.

banner19

banner13