Keşke bu kamp ortamını tüm yıla yayabilsek

Yedi Hilal’in gençler için düzenlemiş olduğu yaz kamplarına katılan en küçük hanım olarak çok istifade ettiğim bu güzel kamptan bahsetmek istedim.

Keşke bu kamp ortamını tüm yıla yayabilsek

 

26 Ağustos- 1 Eylül tarihleri arasında Yedi Hilal’in gençler için düzenlemiş olduğu yaz kampları vardı. Ben de Genç Müslümanlar kampına katılan en küçük hanım olarak çok istifade ettiğim bu güzel kamptan bahsetmek istedim.

Kampımızı Yedi Hilal’in güzide ablalarıyla Üsküdar İmam Hatip Lisesi’nin yurdunda yaptık. Bir haftalık süreç boyunca birbirinden güzel sohbetlerimiz oldu, yeni arkadaşlıklar kurduk, ezgiler, marşlar söyledik, hadis okuduk, her sabah Kur’an-ı Kerim ile güne başladık, teheccüde kalktık, dua ettik, yüzdük, pikniğe gittik, şiir okuduk. Daha sayamadığım neler neler yaptık.

Kampın başında hepimiz kendimize bir yazar ve onun bir kitabını seçtik. Ablalarımız ile birlikte her gün o kitapları okuyup tahlillerini yaptık. Bu kitaplar Sezai Karakoç’un Diriliş Neslinin Amentüsü, Hasan El Benna’nın Risaleler, Cahit Zarifoğlu’nun Bir Değirmendir Bu Dünya ve Aliya İzzet Begoviç’in Tarihe Tanıklığım kitapları idi.

Çoğumuz için ilk kitap tahlili olması hasebiyle heyecanlıydık. Fakat birlikte okuyunca okuduklarımızı anlama konusunda farklı tecrübeler yaşadık. Ben Sezai Karakoç okuma gurubundaydım. Gruptan bir arkadaş sohbet ederken “herhalde kitabı kendi başıma okusam bu anlamları çıkarmazdım” demişti. Birbirimizle fikir alışverişinde bulununca kitapları çok daha iyi anladık inşallah.

Güzel adamları en güzel anlatanlardan dinledik

Kamp boyunca çok müstesna konuklarımız oldu ve kıymetli konuşmalar dinledik. Zaman zaman kendimi bir haftalık bir sempozyumdaymışım gibi hissettim. Bu kadar değerli insanla bizi bir araya getirdikleri için Yedi Hilal‘e ne kadar teşekkür etsek az.

İlk konuşmacımız Mürsel Sönmez Ağabey idi. Kendisiyle Sezai Karakoç hakkında konuştuk. Hareketli üslubuyla Sezai Karakoç’un fikir dünyasına ilişkin pek çok bilgi edindik kendisinden. Dünyanın nereye gittiğini konuştuk. Mürsel Ağabey bize Türkiye’nin geçirdiği sert dönemleri ve bu dönemlerde yaşadığı anıları anlattı. Bu anılar kendisinde tatlı bir iz bırakmış olacak ki hiç de pişman olmamış yaptıklarından; gülerek anlattı bizlere de.

Ertesi gün Mehmet Lütfi Arslan Ağabey ile Yunus Emre’yi konuştuk. Hepimiz onunla yaptığımız konuşmadan çok keyif aldık. Susmayı öğrendik yeri geldiğinde. Tevazuu hiç bilmiyormuşuz meğerse… Mehmet Lütfi Arslan Ağabey Yunus Emre Divanı’ndan hepimiz için ayrı ayrı tefe’ül yaptı. Bu da bizim çok ilgimizi çekmişti.

Ahmet Murat ile yaptığımız söyleşi de ayrı bir güzeldi. Sezai Karakoç’u baştan sona anlattı bizlere, onun kitaplarını nasıl anlamamız gerektiğini konuştuk. Biz sorduk, o cevapladı. Gitmeden bizlere okuduğu şiirler de hem güzel hem anlamlıydı.

Çok değerli bir diğer konuğumuz da GİMDES Teknik Kurulu üyesi, baş denetçi Füsun Menteş Hanımefendi idi. Helal gıda hakkında pek çok bilgi veren Füsun Hanım’ın söyledikleri çok ilgimizi çekti. Yediğimiz, içtiğimiz şeylerin nasıl ortamlarda yapıldıklarını duyunca bu konuda kesinlikle taviz vermemeye karar verdik. Füsun Hanım anlatırken hepimiz harıl harıl not aldık. Her birimiz çevremizdekileri bu konuda bilinçlendirmeye kararlıydık. GİMDES’in bu konuda kesinlikle titiz olduğu bilinmeli.

Bizi çok etkileyen konuşmalardan biri de Zeki Bulduk’un konuşması idi. Kendini dinleten üslubu ile bizlere Malcolm X’i anlattı. Onun dava şuurunu günümüze nasıl taşımamız gerektiğini konuştuk.

Malcolm X’i anlatan diğer bir konuşmacımız ise Ahmet Mercan idi. Kendisi Malcolm X’in yaşamından örnekleri bugüne taşıyarak Müslüman aile yapısından bahsetti. Evliliklerin çabuk bitmesi, aile içi iletişimsizlik, gençlerin evlenmek istememesi gibi rahatsızlık duyduğu konular üzere sohbet ettik. Ayrıca bize hedeflerimizi iyi belirleyip bunları yazmamız, kafamızda bir resim çizerek onlara ulaşmak için çabalamamız gerektiğini söyledi.

Yedi Hilal’in başkanı Mustafa Enesoğlu ile Hasan El Benna’yı ve Müslüman Kardeşler’i konuştuk. Türkiye’de Müslüman kimlik oluşturmak için daha yapacak çok şeyin olduğunu vurguladı.

Halit Bekiroğlu ve Taha Kılınç ağabeyler de bize Şeyh Ahmed Yasin’den bahsettiler. Filistin davasını konuştuk. Ahmed Yasin’in buradaki rolü ve mücadelesi hakkında sohbet ettik.

Diğer değerli konuklarımızdan ikisi ise Mustafa Nezihi Pesen ve Nureddin Durman idi. Nureddin Durman bize Cahit Zarifoğlu’nu, Sezai Karakoç ‘u ve yedi güzel adamı anlattı. Onlarla arasındaki muhabbeti, berber dükkânındaki doyumsuz sohbetleri konuştuk. Mustafa Nezihi Pesen’den de bir şiir dinlemeyi ihmal etmedik.

Kampın sonunda bize dinimiz ile önemli bilgiler veren baş vaize Emine Leman Uslu’ya ve yine gelip bizle sohbet eden Dr.Fatma Öngel’e teşekkür ederiz.

Zaman zaman gelip bizimle muhabbet eden, bizi konuşturmaya çalışan ve “nasıl güzel bir Müslüman oluruz?”, “Türkiye’de Müslüman kimliği nasıl oluştururuz” sorusunu soran Asım Gültekin Ağabeye de teşekkür ederiz.

Hiç bitmesin istedik

İlk defa böyle bir kampa katıldığım için ve tam olarak nasıl olacağını bilemediğimden dolayı, kampın verimli geçip geçmeyeceği hakkında da tereddütlerim vardı. Fakat kamp öyle güzel ve dolu dolu geçti ki süresi bizlere az bile geldi, doyamadık. İnşallah seneye biraz daha uzun olur.

Kampımızı 31 Ağustos Cumartesi akşamı Sezai Karakoç Parkı’nda şiir okuyup ezgi söyleyerek tamamladık. Kendisini ve ezgilerini dinlemeyi çok sevdiğimiz güzel insan Taner Yüncüoğlu’nun da aramıza katılıp bizimle birlikte olması bizim için bu kampın en güzel hediyesi oldu.

Bir temenni sadece…

Üzerinden iki ay geçmiş olmasına rağmen birlikte okuduğumuz kitaplar ve üzerine konuştuklarımızı, yazarlar üzerine yaptığımız sohbetleri unutamadığımı ve özlediğimi fark ettim. Keşke okullarda da böyle etkinlikler yapılabilse. Sezai Karakoç’u, Cahit Zarifoğlu’nu ve bizim için önem arz eden, muhakkak okumamız gereken yazarların kitaplarını arkadaşlarımızla birlikte okusak ve kitap hakkında uzun sohbetler edip, düşüncelerimizi birbirimizle paylaşabilsek. Sadece kocaman bir senenin bir haftasında değil de, bütün bir senemiz tıpkı kamp gibi verimli geçebilse…

 

Ayşe Afife Karaaslan unutamadığı kampı yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2013, 10:39
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13