banner17

Kemal Eraslan Hoca Ahmed Yesevi'yi Anlattı

Prof. Dr. Kemal Eraslan Hoca, Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nnde Hoca Ahmed Yesevi ve Divan-ı Hikmet üzerine bir sohbet gerçekleştirdi.

Kemal Eraslan Hoca Ahmed Yesevi'yi Anlattı

Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nin 23’üncüsü 3 Mayıs Perşembe günü Yeni Dünya Vakfı’nda gerçekleştirildi. “Hoca Ahmed Yesevi ve Divan-ı Hikmet” başlıklı toplantının takdimini Mehmet Nuri Yardım yaparken; konuşmacı olarak Hoca Ahmed Yesevi’ye bir ömür adayan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi ve Türkoloji dünyasının tanınmış bilgini Prof. Dr. Kemal Eraslan katıldı. Kemal Eraslan, ziyaretinde bulunduğu Ahmet Yesevî türbesiyle ilgili hatıralarını anlatarak konuşmasına başladı. Programa Eraslan’ın farklı dönemlerde talebesi olmuş birçok Türkolog da katıldı.

Yesevi Hazretleri, helâl lokmaya önem vermiştir

Ahmed Yesevî Hazretlerinin inanç dünyamızdaki büyük yerine işaret eden Kemal Eraslan, Ahmed Yesevi’yi okuduğumuz zaman dört unsurun öne çıktığını belirtti ve bunları açıkladı: “Allah inancı, bağlılık ve sevgi. Peygambere aşırı saygı ve sünnetine uyma. Züht ve takva yani ibadeti yerine getirme ve dinin yasak ettiği şeylerden kaçınıp, onlara yaklaşmamak, günah korkusu. Helal lokma sahibi olma yani kendi emeği ile geçinme.”

Bu sebepten sufilerin bir kısmının kasap, bazısının ekmekçi, bazısının kerpiç döküp bazısının kerpiç kestiğini ifade ederken, helal lokmanın önemli bir nokta olduğunun altını çizdi. Hoca Ahmed Yesevi’nin de kaşık yapıp satarak, kaşıkçılıktan rızkını temin ettiğini ifade etti. Dinine bağlı, Peygambere aşırı saygı ve sevgisi olan, mürşit kişilere olan rağbeti anlatan Eraslan, sözlerine şöyle devam etti: “Ahmed Yesevi Hazretleri, ‘Ben yirmi yedi yaşında mürşidimi buldum. der. Yirmi yedi yaşına kadar yetişmiş değil. Mürşidi kim; Merv’de yaşayan Yusuf-u Hemedanî’dir. Özelliği, aşırı züht ve takva sahibi oluşudur, şeriate bağlılığı ve bundan taviz vermeyişidir. Çok büyük bir Hanefi fakihi, çok büyük bir mutasavvıf. Yesevî yirmi yedi yaşında Merv’de onunla karşılaşıyor ve ‘Asıl Hocamı buldum.’ diyor. Onun telkin ettiği züht ve takva esaslarına bağlanıyor.”

Yesevi Hazretleri neden bu kadar çok sevildi?

Eraslan, Yesevi Hazretleri’nin sadece züht ve takva sahibi bir kimse olmadığını, aynı zamanda sosyal yönünün de kuvvetli olduğunu belirtti. Onun sosyal aksaklıklardan müşteki, sahte ilim ve din adamlarından, menfaatle fetva verenlerden sık sık şikâyet eden birisi olduğunu ifade etti. Bu yönü ile Yesevî’nin âdeta devrinin sosyal tenkitçisi olduğunu belirtirken, Anadolu’da uzak olduğumuz için bunun sosyal tesirini çok yaşayamadığımızı söyleyerek ekledi: “Orta Asya’da yaşayan Müslüman Türkler, çok daha kuvvetli şekilde bu tasavvuf inancını yaşayıp, Yesevi’ye bağlılıklarını çok kuvvetli bir şekilde devam ettirmişlerdir. Yesi şehrindeki türbesi, Türk dünyasından gelen ziyaretçilerle doluyor. İnsan o türbede bambaşka duygularla doluyor. Hazreti Peygambere olan büyük muhabbetinden dolayı, 63 yaşından sonra hayatı fazla görüp, çilehaneye çekilir ve ömrünü orada tamamlar. Timur’un takdirini, saygısını kazanmıştır. Timur, türbesini restore ettirmiştir.”

Prof. Dr. Kemal Eraslan konuşmasının ilerleyen bölümünde şunları söyledi: “Ahmed Yesevi çok seviliyor. Niçin? Halk neden çok seviyor? Bir kere çok temiz bir Müslüman, dürüst bir Müslüman. Emeğe değer veren bir Müslüman. Doğruluğu, dürüstlüğü, iyiliği telkin edip, kötülüğün karşısında duran bir insan, böyle bir insan asırlar geçse de değerinden kaybetmez, insanlar tarafından sevilmeye devam eder.”

Ülkemizde Yesevi’yi ilk inceleyen kişinin Fuat Köprülü olduğunu söyleyen Kemal Eraslan, sözlerine şöyle devam etti: “Gerçekten Türk kültüründe yeri doldurulamayan çok büyük bir âlim. Tek başına bir deha ve muazzam bir güç. Türk Edebiyatını, dilini, tarihini vakıf idaresini, Bizans ile olan ilişkilerimizi ilk olarak çok güzel anlatan Fuat Köprülü’dür. İlk defa edebiyatımızda Yesevî’yi en geniş şekilde anlatır.

Ahmed Yesevî gibi dürüst insanların telkinleri, insana güç veriyor, kuvvet veriyor. O bütün talebelerini dünyanın dört bir tarafına göndererek İslam’ın yayılmasını sağlamıştır. Onu tanıyınca, ‘hikmet’lerini okuyunca hayatın manasını daha iyi anlıyorsunuz. Yesevî Hazretlerine her zaman çok dua edelim. Bizde Ahilik yolunu kuran Ahi Evran da Ahmed Yesevî’nin mürididir.”

Töreye bağlılık ve bir ideale sahip olmak

Osmanlı’nın büyük bir medeniyet kurduğunu ve adaletle hükmettiğini ifade eden Prof. Dr. Kemal Eraslan, şöyle dedi: “24 Oğuz boyu içinde varlık gösteren ve Türk Birliği’ni kuran Kayı boyudur. Kayı boyunun öne çıkması ve Türk birliğini kurmasındaki etken, töreye bağlılık ve bir ideale sahip olmaktır. Oğuzname’de işaretler vardır. ‘Bir yere yerleşmezsek yok oluruz.’ diyor. Türkler üç grup halinde yaşıyor. Oğuz boyları da bu üç gruptan biri. Biri doğu grubu, doğu grubunu temsil eden Uygurlar, bugünkü Çin’e bağlı Uygurlar ve devamında Özbekler. İkinci grup batı grubu. Batı grubunun temsilcisi Oğuzlar ve Türkmenler, aslında Türkmen ve Oğuz aynı, İslamiyet’ten sonra Müslüman olan Oğuzlara Türkmen demişler. Daha sonra Oğuzlar da Müslüman oluyor. Üçüncü grup ise Kuzey grubu, bu grubun temsilcileri de Kazaklar, Kırgızlar, Türklerin gücünü ilk defa birleştiren, tek idare altında toplayan Göktürkler. Göktürklerin dağılmasına sebep Çinlilerin çeşitli siyasi manevralarıdır.”

Orta Asya’nın tarih sahnesindeki yeri üzerinde duran Eraslan; 11 ve 12’nci asırda Orta Asya’yı batıda değiştiren en büyük gücün İslamiyet olduğunu belirtirken, dinin en büyük birleştirici unsur olduğuna dikkat çekti. Eraslan, İslam tasavvufunun da 11. asırda doğduğuna dikkat çekti.

Ahmed Yesevî türbesini Türkiye’nin yaptırdığına dikkat çeken Kemal Eraslan, Fuzulî türbesinin de yine devletimiz tarafından yaptırılmasının iyi olacağını hatırlatarak sözlerine son verdi. Dinleyicilerin katkı ve soruları ile devam eden ve ilgi gören program, çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.

 

Hülya Günay

Fotoğraflar: Muhsin Karabay

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2018, 12:09
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20