Kazlıçeşme bu sefer de mustazafları ağırladı!

Peygamber Sevdalıları Platformu’nun İstanbul’da ilk defa düzenlediği Kutlu Doğum programında, onbinlerce katılımcı meydanı tekbir ve salavat nidalarıyla doldurdu.

Kazlıçeşme bu sefer de mustazafları ağırladı!

 

Müslümanların yaptıkları eylemleri ve büyük çaplı toplanmaları taradığımızda son yıllarda giderek büyüyen Kutlu Doğum programları serisi ile karşılaşıyoruz. Mustazaf-der’in, beraberindeki alt kuruluşlarıyla birlikte organize ettiği bu Kutlu Doğum programları, son 10 yılın en çok ses getiren ve sayıca en fazla insana hitap eden programları arasında üst sıralardaki yerini alıyor. Sonuncusu 6 Mayıs’ta, İstanbul Kazlıçeşme miting alanında düzenlenen bu programların Türkiye İslamcılığındaki yerini ve bugünün siyasal konjonktüründe geldiği anlamı çok önemsiyorum. Bu yüzden, serinin bu sene ilk defa düzenlenen İstanbul ayağına katılmak ve bu ruhu daha yakından yaşamak için Pazar günü Kazlıçeşme’deydim.İstanbul Kutlu Doğum, Kazlıçeşme

Herhangi bir katılımcı gözüyle şöyle bir baktığımda yaklaşık 60-70 bin kişinin katıldığını gözlemlediğim program, her ne kadar Diyarbakır İstasyon Meydanı ve Batman’daki dev mitingler kadar kalabalık olmasa da, İstanbul ve Ankara gibi merkezî illerde faaliyet yürüten çeşitli kuruluşların eylemlerine olan katılımla kıyaslandığında, katılımcı sayısı itibariyle amacına ulaşmış gözüküyor. Her konuşmacının heyecanından ve vurguladıklarından anlıyorum ki; var olan katılım onların da beklentilerinin üzerinde. Bu heyecanda, hitap ettiği kişi sayısı itibarıyla rüşdünü ispatlamış birçok siyasi yapıyı görmüş geçirmiş olan Kazlıçeşme’nin, bu sene ilk defa böylesi bir programa ev sahipliği yapıyor olması da etkilidir elbette.

Sadece tevhid bayraklı eylem

Program boyunca sadece tevhid bayraklarının dalgalandığına tanık oldukça içimiz hakikatli bir isyan ruhuyla doluyor. Ezgiler, ilahiler ve konuşmacıların ruh aşılayan üslubu değil yalnızca coşku uyandıran; katılımcı insanlar da hareketli mizaçlarıyla, sık sık tekbirler getirerek ortamdaki sevgi-coşku karışımı hissiyatımızı perçinliyorlar. Sıklıkla “essalatu-aleyk, vesselamu-aleyk” nakaratlarıyla sürdürülen salavatlara tüm katılımcıların şevkle iştirak ettiklerini görüyor ve biz de onlara katılıyoruz. Grup Özlem ve Grup Tillo’nun müzikleri içimizdeki hareketliliğin bir nebze olsun durulmasına izin vermiyor.

Diyarbakır, Batman ve diğer Doğu illerindeki programlarda konuşmaların ve ezgilerin çoğunlukla Kürtçe olduğunu öğrendiğimizde bir miktar şaşırıyoruz; çünkü Kazlıçeşme’de konuşmacılar Türkçe konuşuyor, ezgiler ve marşlar ise yarı yarıya Türkçe. Bu sebepten, bir kez daha anlıyoruz ki platform, dil mevzuunu programın gerçekleştiği bölgeye ve katılımcı kitleye göre çözümlüyor. Bu da, hareketin mücadelesini temellendirdiği ilkeleri bizim nezdimizde bir miktar olsun vuzuha kavuşturuyor. Cemaatin ileri gelenlerinden olan Mehmet Göktaş da programdaki konuşmasında can alıcı hususlara işaret ediyor.

Mehmet Göktaş Hocanın konuşmasından bizde kalanlar

Konuşmasının başında İstanbul’u aziz kılanın İslam’ın nuru olduğunu vurgulayan Mehmet Hoca, Fatih’in ve Asım’ın nesilleri ile birlikte Selahattin’in neslinin de Kazlıçeşme meydanında olduğunu söyledi. Oradaki kalabalık bir daha evlerine ve camilere hapsedilemeyecekti. İslam, toplumsal hayattan sökülemeyecekti. Rasulullah’ın bir gün unutulacağını söyleyenlere, ona “ebter” (soyu kesik) diyenlere bu mahşerî kalabalığı göstermesi için Rabbe dua ettikten sonra, O’nun adının yayılması için orada bulunanların her türlü bedeli ödemeyi göze alacağını ekledi. “İslam’ın öngördüğü hayat nizamını İstanbul Kutlu Doğum, Kazlıçeşmeevlerimize, kampüslerimize ve en ciddi meclislerimize taşıyacağımızın sözünü veriyoruz.” diyen Mehmet Hoca, havz-ı kevserde buluşmak üzere kalabalığı Allah’a emanet edip konuşmasını sonlandırdı.

Allah bize bir hayat gönderdi, yaşamak için

Birçok eylemin aksine, Mustazaf-der yaptığı eylemlerde katılımcıların gazını almak yerine, onlardan hayat boyu zalimlerin değil Hz. Muhammed’in yolunu sürdüreceklerinin sözünü alıyor. Kazlıçeşme’de, Diyarbakır’da, Batman’da ve Türkiye’nin birçok merkezinde Mehmet Göktaş Hocanın deyimiyle adeta yeniden bir biat tazeleniyor. Bu minvalde İstanbul Mustazaf-der Başkanı Said Şahin’in söyledikleri dikkate değer: “Allah bizlere iki şey gönderdi. Bir kitap gönderdi okumak için ve bir hayat gönderdi yaşamak için; o da Muhammed(a.s)’ın hayatıdır.”

Onların bu programlar vesilesiyle yapmak istedikleri bu hayatı yaşanılır kılmak ve Rasul’ün hayat tarzını tüm yanlarıyla insanlığa ulaştırmak. Onlar, sadece merhametiyle değil, aynı zamanda adalet tanımıyla, zulme başkaldırısıyla ve mazlumun hakkını savunan tavrıyla da Allah Rasulünü hatırlatmak istediklerinden ötürü, - hem kutlu doğumlarda, hem diğer buluşmalarında- İslam’ın sosyal alandaki sözünü de faaliyetlerine yansıtmayı beceriyorlar. Bu tavırlarından ötürü, Müslümanların adil bir nizam tahayyüllerini yavaş yavaş kaybettikleri bir coğrafyada, Mustazaf-der’in Peygamber Sevdalıları Platformu olarak yapmaya çalıştığını, eleştirilecek yönleri olmasına rağmen çok anlamlı buluyorum.

Müslümanlardaki gözle görünür ilgisizliğin tahmini sebebi içinse geçmişe bakmalıİstanbul Kutlu Doğum, Kazlıçeşme

Bununla birlikte, Peygamber Sevdalıları Platformu’nun bu kadar geniş kitlelerce sahiplenilen Kutlu Doğum programlarının Müslümanlara ait olduğu bilinen medya kuruluşlarında makes bulamamasının sebebini Türkiye Hizbullahı’nın geçmişine dair karanlık ve bir o kadar bulanık hatırlarda aramak bence en makulü. Bu karanlık yaşanmışlıkların oluşturduğu çekinceler zincirinin kırılması için yine en büyük vazife hareketin aktörlerine düşüyor. Cemaatin, kendi geçmişine dair paklayıcı bir açıklama veya reddiye yapmasını Türkiye İslamcılığındaki nezih yerini almasında başat gereklilik olarak görmekle birlikte, Batı’da neşvü nema bulan diğer camiaların da son yıllarda yaşanan değişikliklerin ve geçmişten farklılaşmanın farkına varmalarını bir “olmazsa olmaz” addediyorum.

Rabbimize teslim olmanın zulme isyanı da beraberinde getirdiğini bizlere bir kez daha bu Kutlu Doğum programlarıyla hatırlatan Peygamber Sevdalıları Platformu’na teşekkürü ederim. Allah’ın selamı mustazafların üzerine olsun.

 

Fuat Kına oradaydı

Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2012, 14:53
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13