banner17

Kavramlar bizim değil, zihinler işgal altında

Yeni Dünya Düzeni nasıl bir şeydir? Ülkemiz için ne anlam ifade etmektedir? Bu konuları Dr. Gürsel Dönmez Bursa'da bir etkinlikte anlattı. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Kavramlar bizim değil, zihinler işgal altında

Bulundukları coğrafya ülkelerin de, insanların da kaderini belirler. Hele bu ülkeler bir de dinlerin neşet ettiği, tarihe yön veren medeniyetlerin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyorsa, bu durum daha da geçerlidir. Bu durum, ülkeleri hem önemli kılar hem de zorluklarla baş başa bırakır.

Türkiye, işte böyle bir coğrafyada bulunuyor. Hem ülkeler için birçok hayati şeyin bulunduğu hem de her stratejik yolların kesiştiği bir coğrafya onun coğrafyası. Dinler, onun bulunduğu coğrafyadaki elçilere inmiş; birçok önemli medeniyet onun bulunduğu coğrafyada tarihe iz bırakmış. İşte bu sebeplerden Türkiye, zor bir coğrafyanın ülkesidir. İşte tam da bu yüzden Türkiye, hem üzerinde bin bir hesabın yapıldığı bir ülkedir ve yine tam da bu yüzden kendisinden bin bir umut beklenen bir ülkedir. Kaderi, onu sıradanlaşmakta uzak tutmaktadır. Bu kader, onun sakin yaşamasına engeldir. Bu kader, onu güçlü olmaya mecbur kılmaktadır.

Bir yanımızı gündelik hayatın dağdağası kuşattığı için pek fark etmiyoruz ama dünya yeni bir savaş yaşıyor. Bu savaş, eskiden olduğu gibi topla-tüfekle yapılmıyor. Daha rafine yöntemler kullanılıyor bu savaşta. Hatta sınırlarla oynamaya bile gerek kalmadan yapılıyor.

Ne mi yapılıyor? Bir ülkeyi çökertmek için petrol fiyatları ucuzlatılıyor mesela. Başka bir ülkeyi çökertmek için de o ülkenin en güçlü sektörüyle ilgili kafalar karıştırılıyor ve o sektör çökertilerek bir ülkenin bileği bükülmek isteniyor. Ya da dost görünen düşmanlar üretilerek bir ülkenin kaderine bir gecede inanılmaz algılarla el konulmak isteniyor.

Kim ne derse desin, bunun adı savaştır. Ve dünya o savaşı kıyasıya yaşıyor şimdi. Kartlar yeniden karılıyor bu dünyada ve sınırlar yeniden çiziliyor. Bu savaşın kalbi, bizim de içinde yaşadığımız coğrafya. Yeni bir düzen kurulduğu söyleniyor birçok kişi tarafından. Bu Yeni Dünya Düzeni nasıl bir şeydir? Ülkemiz için ne anlam ifade etmektedir? Bunlar, hep merak edilen konular.

Bu konuları hem yetkili hem de ehil birinin ağzından dinleme fırsatı bulduk Birlik Vakfı Bursa Şubesi'nin Cuma Meclisi'nde. Meclisin konuğu, Başbakanlık Dış İlişkiler Başdanışmanı Dr. Gürsel Dönmez’di.

Dünya çok büyük değil artık

Dr. Gürsel Dönmez, kavramlar dünyasından söz ederek başladı konuşmasına ve konuşma ilerledikçe konu kendi mecrasında akmaya başladı.Dünya dediğimiz zaman gözümüzde çok büyük bir şey canlanmıyor artık.” diye başladı konuşmasına Dr. Gürsel Dönmez ve şöyle sürdürdü sözlerini: “Dünya varsa eğer, bir de dünyalılar olmalı. Bu dünyalıların bazıları bu dünyada bu dünya nimetleri için yaşar, bazıları da bu dünyada misafir olduğunu bilip daha büyük idealleri gerçekleştirmek için yaşar. Dünya dediğimiz gezegende insandan önce de yaşayan varlıklar vardı. Ama dünyayı bir kavram olarak algılayan insan oldu. Bilmeliyiz ki kavram varsa kuram da olur. Kuramlar kurumları doğurur ve bunlar için ise hep kural gerekir. Kuraldan bahsedildiği anda düzenden bahsediliyor demektir zaten. Demek ki şu dünyada düzen bir insan ile başladı ve insan olduğu sürece de bu düzeni kurma, bu düzeni değiştirme çabaları da hep olacak.”

Herkes kendi düzenini kurmak ister

Dünya düzenini değiştirme çabalarının hiç eksik olmadığını söyleyen Dr. Gürsel Dönmez, günümüz dünyasını hazırlayan tarihsel perspektifin Fransız İhtilali’yle başladığına dikkat çekerek konuyla ilgili şu sözleri söyledi: “Dünya yerinde durmuyor. Ona düzen sağlayacak birileri hep ortaya çıkar. Günümüz dünya düzeninin ilk işaret fişeği, Fransız İhtilalidir. Bu ihtilalle birlikte Batı, dünyaya düzen kurma konusunda iddia sahibi olmaya başlarken Osmanlı da dünya düzeni iddiasından vazgeçmektedir. 1. Dünya Savaşı, bizim bu iddiadan vazgeçişimizin tescili olur, Osmanlı tarih sahnesinden silinir. Gerçi daha sonra Türkiye kurulur ama Türkiye fiili olarak değilse bile zihnen işgal altındadır.”

Zihnimiz işgal altında

Dr. Gürsel Dönmez, modernizmle birlikte işgallerin farklılaştığına dikkat çekerek konuyla ilgili şunları anlattı: “Zihnimizin işgal altında olup olmadığını anlamak istiyorsak sahip olduğumuz bilgilerin kaynağına bakacağız. Ekonomi, iktisat, sosyoloji vb. konularındaki bilgilerimizin kaynağı Batı olduğu sürece, biz kendimizi ne kadar Müslüman olarak tanımlarsak tanımlayalım, zihnimiz işgal altındadır. Hem şu anda bu mecliste bulunan insanlar bu işgalin farkında oldukları için buradalar ve bu konuyu konuşuyorlar. Bizim endişelerimiz var ve bu endişe bizi bir yerde durmaya itiyor. Bir dünya içindeyiz, bunu biliyoruz ama bu dünya bize yabancı, bunu da görüyoruz. Demek ki bizler kendi dünyamızı kurmak zorundayız. Zaman zaman bu dünyayı kurma çabalarımız da oldu aslında. 1970’li yıllar, bu zihni işgale direnenlerin seslerini duyulacak şekilde yükseltmeye başladığı yıllardır. Ama bu yükselen ses, 28 Şubat darbesiyle susturuldu bilindiği gibi.”

Soru ve cevaplarla devam eden sohbetin sonunda Dr. Gürsel Dönmez’e vakfın plaketi takdim edildi.

 

Ahmet Serin bildirdi

Güncelleme Tarihi: 13 Kasım 2015, 10:02
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20