Kaside-i Bürde Grekçe'ye bile çevrilmiş

Prof.Dr. Mahmut Kaya, Üsküdar'da Kaside-i Bürde'ye dair bir sohbet gerçekleştirdi. Ömer Yüceller sohbete dair notlarını aktarıyor..

Kaside-i Bürde Grekçe'ye bile çevrilmiş

Kaside-i Bürde asırlardır dilden dile, elden ele aktarılan; en güzel Sevgili'ye söylenen uzun bir naattır. Kaside-i Bürde adı altında yeni bir şiir tarzı bile oluşmuş zaman içinde. Fakat en çok bilinen ve karıştırılan iki Kaside-i Bürde, Ka'b bin Züheyr ve Muhammed Busurî'ye ait.

Geçtiğimiz Cumartesi günü H Yayınları'nda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Anabilim Dalı başkanı Prof.Dr. Mahmut Kaya Kaside-i Bürde'ye dair bir sohbet gerçekleştirdi.

Kaside-i Bürde'ye başlamadan önce çay ikram edildiğinde Mahmut Hoca Beyazıt'taki meşhur Beyaz Saray İş Hanı'ndaki hatıralarından bir kısmını anlattı. Enderun Kitabevi'nden, merhum İsmail Özdoğan'dan bahsetti. Tabii ki anlattıkları çaydan kaynaklıydı ama şiirle alâkalıydı. Hoca'nın şiire olan kâbiliyeti okuduğu her mısradan belli oluyordu. Prof.Dr.Saim Yeprem ile çay üzerine olan bir anısını paylaştı, Saim Yeprem'in "Çaynâme"sini ve buna karşı yazdığı tehzili okudu. Daha sonra bu tehzile karşılık vermiş Saim Yeprem. Mahmut Hoca buna yine bir tehzil yazmış. Sonra başka zevât-ı kirâm da dahil olmuş bu tatlı atışmalara. Epey gülmemize sebep olan bu muhteşem şiirleri okumanızı tavsiye ederim.

Kasidede bir bölüme kadar muhayyel bir sevgiliden bahsediliyor

Mahmut Kaya, büyük şairlerin hepsinin en güzel şiirlerini Peygamber Efendimiz için yazdığını söyledi. Küçük yaştan itibaren Arapça ve üniversitede Farsça öğrenen Kaya, Arapça ve Farsça pek çok şiir okuduğunu fakat Peygamberimize dair en güzel şiirlerin Türk şairler tarafından yazıldığını belirtti. Daha sonra Kaside-i Bürde'den ve iki müellifinden bahsetti. Malum olduğu üzere, ataları da şair olan Ka'b bin Züheyr şöhretli bir şairdir. Azılı bir İslam ve Peygamber düşmanı iken, Peygamber Efendimiz tarafından katli emredilmiştir. Kardeşi Büceyr ise bir Müslümandır. Kardeşinin kendisine yazdığı bir mektup üzerine Ka'b, yaptıklarından ve yazdıklarından ötürü pişman olmuştur fakat hakkında ölüm emri olduğu için korkmaktadır. Ka'b, Müslüman olmaya karar vermiştir.

Medine'ye gidip bir dostunun evinde kalır gizlice. Akıl danışır ve dostunun söylediklerini uygular Ka'b bin Züheyr. Sabah namazından sonra Efendimiz'in yanına gider, "Ka'b yaptıklarından pişman olmuş ve Müslüman olarak af dilemeye gelmiştir. Size getirsem affeder misiniz?" der. Efendimiz "evet" der ve Ka'b bu kişinin kendisi olduğunu itiraf ettikten sonra o meşhur kasideyi okur. Kasidede geleneksel olarak bir bölüme kadar muhayyel bir sevgiliden bahsediliyor ve 35. beyitten itibaren ise İslamiyet ve Peygamber Efendimiz ile ilgili kısım başlıyor. Kasidenin asıl adı Kaside-i Baned Suad iken, Peygamber Efendimiz'in teveccühü ve bu kaside sonunda sırtındaki hırkayı çıkarıp Ka'b bin Züheyr'in omuzlarına koyması ile Kaside-i Bürde olarak şöhret bulmuştur. Muaviye, Ka'b bin Züheyr'e bu hırka için 10.000 altın teklifinde bulunmuş, Ka'b ise "dünyaları versen de kabul etmem" karşılığında bulunmuş.

Busurî'nin kasidesinin üzerine 113 şerh, 58 tane tahmis yazılmış

Bir diğer Kaside-i Bürde müellifi Muhammed Busurî ise Mısırlı bir bürokrattır. Hayatı boyunca Hazreti Peygamber için naatlar yazar. Hayatının sonlarına doğru felç olur. Bir gece Busuri rüyasında Efendimiz'i görür. Efendimiz kendisine hitap eder ve "Busurî, benim için yazdığın kasideyi okur musun?" der. Busuri ise "Efendim, hayatım boyunca size kaside yazdım, hangisini emredersiniz?" der. Efendimiz de ilk beyti okur: "E min tezekküri cirânin bi zî selemin/ Mezecte dem’an cerâ min mukletin bi demin". Efendimiz 160 beyiti hafifçe sağa sola sallanarak dinler. Sırtından hırkasını çıkarıp Busurî'nin üstüne örter, sağ eliyle de vücudunu sıvazlar.

Şair birden uyanır ve havaya fırlar, gözyaşları döker ve bakar ki felcinden eser kalmamıştır. Busurî sabah namazına gider, yolda biri kendisine der ki; "Peygamber için yazdığın kasideyi verir misin?". Busurî şaşırır, "Hangisini?" der. "Bu gece Efendimiz'in huzurunda okuduğun kasideyi" diye cevaplar karşısındaki. Busurî bu kasideye "el-Kevâkibü'd-dürriyye fî medhi hayri'l-beriyye" adını verir ve bu kaside de diğer meşhur kaside gibi zaman içerisinde Kaside-i Bürde olarak zikredilmeye başlanır.

Mahmut Hoca'nın tespitine göre bu kasidenin üzerine 113 şerh, 58 tane tahmis yazılmış. Nazireler, tağşirler, haşiyeler ve diğerleri de cabası... Şiir pek çok dile çevrilmiş, Grekçe'ye bile.

Kaside on bölümden oluşmakta. 12 beyitlik ilk bölüm tegazzül şeklinde ve Peygamber'e özlemi dile getiriyor. 13 beyitlik diğer bölüm nefsten şikayet, 23 beyit Peygamber'e övgüden bahsediyor. Diğer bahisler ise Peygamber'in doğumu, mucizeleri, Kur'an'ın faziletleri, Mirac, cihad, dua, ümit...

Mahmut Hoca henüz yeni bir üniversite talebesiyken kasideyi çevirmeye niyet eder. İlk sekiz beyiti çevirdikten sonra hocası Prof. Dr. Nihat Mazlum Çetin'e gösterir. Nihat Hoca "Mahmut, bu orijinalinden daha güzel" diyerek çeviriye devam etmeye teşvik eder.

Mahmut Kaya tüm bunlardan sonra kasideyi kendi çevirisinden okuyarak, yer yer de Arapçası'nı tekrar ederek şerh etti. Atıfları, anlatılmak isteneni, ayetlerle bağlantıları açıkladı.

Bir yandan ne mutlu ki, bir yandan da maalesef ki Mahmut Hoca'nın "Kaside-i Bürde'yi Türkçe Söyleyiş" kitabı yine tükenmiş. Sanki bir el yazması titizliğiyle hazırlanan bu kitabı tekrar tekrar, daha da fazla basması için Damla Yayınevi'ne bir çağrıda bulunalım.

 

Ömer Yüceller haber verdi

Yayın Tarihi: 20 Haziran 2014 Cuma 10:56 Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2018, 14:05
banner25
YORUM EKLE

banner26