banner17

Karagül'den manifesto!

Fatih'teki Gençlik Kültür Merkezi'nde bu hafta sonu İbrahim Karagül konuştu. Bakın neler dedi:

Karagül'den manifesto!

İbrahim Karagül Fatih’teydi

Fatih’te bulunan Gençlik Kültür merkezi’nde 16 Ekim Cumartesi, İbrahim Karagül ile güzel bir iki saat geçirdik. Konu ‘Değişen Dengeler ve Türkiye’ idi. Konuşmacı, değişen dengelere, dış politikaya, sınır ötesine ‘bizim bakış açımızla’ bakabilen ağabeyimiz İbrahim Karagül olunca gitmemek olmazdı ne kadar yoğun olursak olalım.  İbrahim Karagül

Karagül, konuşmasına 1988’den beri beraber olduğu, Afganistan’da düşen uçakta hayatını kaybeden Bahattin Yıldız’ı anarak, onunla olan dostluğunu ve güzel ilişkisini, vefayı hatırlatarak başladı. Bazı şeyler kitap okumakla olmuyor: sımsıcak ilişkiler, ağabeylikler/ablalıklar.. Bunlar kitap ötesi durumlar. Kitabı aşan; yalnızca samimiyete dayalı güzellikler.. 

Evrensel bakış açısı yumuşamak değil tümünü değerlendirmek olmalı

‘Değişen dengeler ve Türkiye’ konusu genel bir konu olunca birçok şeyden bahsetmek de rahat olacaktı. Dilerseniz konuşmanın başlangıç cümlelerinin bir kısmını aynen alalım:

“Aslında biz 10 yıldır aynı şeyleri konuşuyoruz. Konuştuğumuz şey aynı şeyleri tekrar değil, dünyanın 10 yıldır nasıl değiştiği. Sadece Türkiye değil, tüm dünya bunu konuşuyor. Dünyada nasıl bir siyasal dönüş yaşandığı, küresel güç denilen mevzu, yeni güçlerin ortaya nasıl çıktığı… Bunları aşama aşama izliyor, günü gününe takip ediyoruz.”  

İbrahim Karagül

Evet, bunlar tam da evrensel düşünmenin sonucu olsa gerek. Sadece bulunduğu  ülkeyi ‘ulusalcı mantıkla’ takip etmektense, tüm dünyada neler olduğunu irdelemek önemli. Fakat Karagül’ün de dediği gibi ‘ithal etmeden elde etmek’ en önemlisi. Dünya ekonomik krizi nedir mesela, Çin neler yapıyor, Türkiye-AB ilişkileri nasıl ilerliyor? Bunlar hep başkaları tarafından belirlendi ve bize ithal edildi. Kendi benliğimizle irdelediğimiz takdirde o evrenselliği yakalamış oluruz.  

İbrahim Karagül

Atlantik’ten Pasifik’e: Dünya bizim!

Sorunu söyledikten sonra çözüm için bakın ne diyor Karagül: “ Genç yaşlı fark etmez. Türkiye, Müslüman dünya, coğrafya, tarih ve dünya algısını kendi düşünce sistemimizde şekillendirerek kendimize, geleceğe, dünyaya bir şeyler söylememiz lazım. Kendi düşünce biçimimizi geliştirmemiz lazım.”

Kendi yönümüzü belirlememiz için yapmamız gereken şeyler sade ve anlaşılır ama yapılmayan türden. Tarih algımızı, coğrafya algımızı, bugünü, geçmişi şöyle kapsamlı bir şekilde okusak, irdelesek birçok şey değişir. Atlantik’ten Pasifik’e kadar…  

İbrahim Karagülİnsanlık Orta Kuşak’ta kendini bulduğu için küresel güç, bu coğrafyaya hâkim olanın eline geçiyor. Hesaplar hep bu yönde. Batı, bu coğrafyaya ( Ortadoğu, Anadolu, Mezopotamya) özel senaryolar üretiyor. Seçim demokrasisi uygulanıyor yalnızca ve Batı Avrupa tipi demokrasi kendilerine özgü bir sistemdir. Buranın demokrasisi, sadece seçim yapılır ve onların hâkim olduğu otoriter yapıya dönülür. 

Bir coğrafya uyanıyor 

Bu coğrafyada bir uyanış olduğundan bahsetmeye başlayınca İbrahim Abi, ben şöyle gerildim ve daha dikkatle not almaya başladım. Dile bile kolay değil bu bahsi geçen ‘uyanış’. Bir bilinçlenme, bir bilinç aydınlanması var bu coğrafyada. Salt İslami uyanış olarak değil, bir ideolojik bakış açısıyla değil de bilinç aydınlanması olarak değerlendirmemiz lazım.

“1. Dünya Savaşı sırasındaki olayları daha dikkatli analiz ediyorsak, eğer eski dönemlerin hatıratları insanlarımız tarafından tercüme ettirilerek okunuyorsa, eğer bugün en çok okunan kitaplarda Osmanlı vurgusu varsa burada bir aydınlanma, bir sorgulama var demektir.” Evet, bunlar beklediğim güzel cümlelerdi. Çok iyimser gibi görünüyor aslında ama bu bir kendimizi yeniden keşfetme dalgası olup ne olursa olsun önüne geçilemeyecek şiddette baş gösterdi artık.  

Siz 1917’yi okuyun 

İbrahim Karagül konuşmanın bundan sonraki kısmına, başta bahsettiği coğrafya ve tarih okumalarını nasıl yaptığını bizlere de tavsiye ederek şu şekilde anlattı: “ Balkanlarla ilgili, bu coğrafyayla ilgili, Ortadoğu’yla ilgili, Asya’ya doğru, Karadeniz’le ilgili, İran’la ilgili.. Neresi olursa olsun hiç fark etmez ilgilendiğim bir alana bakmadan önce bu bölgenin özellikle 1. Dünya Savaşı ve sonrasından başlayarak tarihini okuyorum. Ne olmuş? Onu görmeden, bundan sonra ne olacağına dair bir cümle söylememiz dahi mümkün değil. Eğer mümkün gibi görünüyorsa o, başkalarının tanımıyla konuşmak olacaktır. Popüler söyleme ayak uydurmak yani. O zaman biz, geçmişten hareketle günümüze bakmak zorundayız.”

1917: İngiliz askerleri Bağdat'ta

Karagül, tarih okumaları için de şöyle iddialı bir tavsiyede bulundu: Yalnızca 1917 yılını okuyalım, dünyayı daha iyi tanırız. 1916 veya 1918 demeyip de 1917 yılını okumamızı tavsiye etmesi oldukça dikkat çekiciydi. 

Demokrasi karın doyurmuyor! 

Aktarılması  gereken bir başka husus ise Batı’daki demokrasinin irdelenmesi oldu. Zira Batı’nın demokrasisi, refah dolu yaşamlarının sonucunda rahatlıkla uygulanabilir bir sistem. Refah düzeyleri bir düşsün, Batı’da demokrasi diye bir şey kalmayacağını söyledi. Zaten o yüzden Batı, bir yere savaş açmadan, oraya fiili saldırıda bulunmadan evvel orayı karıştırıyor. Sonra da demokrasini olmadığı iddiasıyla olayların ardı arkası kesilmiyordu. Bu bana o kadar mantıklı geldi ki. Adamın karnı doymuyorsa, demokrasi ona ne yapacaktı sanki, öyle değil mi? Demokrasi karın doyurmuyor. 

Karagül; toplumların, şu an iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyleyerek şöyle belirtti: ya Batı’nın dayattığı sisteme entegre olmalı ya da sorunları beraberce aşılmalı.  

Yunanistan'da İsrail protestosu

Genel hatlarıyla konuşma bu minvalde geçti. Tırnak içindeki cümleler İbrahim Karagül’e ait. Tırnak içine alınmayan kısımlar, konuşmadan benim çıkardığım hususlar. Konuşmadan sonra İbrahim ağabeye Dünyabizim’den bahsettiğim de, ‘tabi ki bildiğini’ belirtti.  

Gençlik Kültür merkezi’nin zaman zaman düzenlediği, önemli adamları, müstesna şahsiyetleri çağırdığı konuşmaları takip etmek lazım. Daha önce Abdurrahman Arslan, Raid Salah, Atasoy Müftüoğlu’nun da konuşmacı olarak katıldığını (ayrı ayrı programlar bunlar) belirtmekle niçin takip edilmesi gerektiğini açıklamış oluruz herhalde. Bundan böyle sizleri Gençlik Kültür Merkezi’nin etkinliklerinden haberdar etmeye çalışacağız.  

 

Esad Eseoğlu uyku dönemi bitmeli dedi

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2010, 13:37
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20