Kalbin yaptığın zikre eşlik ediyor mu?

Akşemseddin Kültür Merkezi’ndeki İhya Okumaları programı üç hafta daha devam edecek..

Kalbin yaptığın zikre eşlik ediyor mu?

 

1996’dan beri faaliyetlerini sürdüren ve temel amaçları ilim öğretmek olan bir vakıf Dervişoğlu Vakfı… Aslında haberin asıl konusu onların gerçekleştirdiği ‘hakikati izah etme çabalarından’ yalnızca bir tanesi. Biz şimdilik vakıf hakkında bir kaç bilgi verelim, ardından da asıl konumuza giriş yaparız.

Fatih’te Akşemseddin Camii’nde

“Herşeyin, hizmetine yaratıldığı insan, en güzel şekilde yaratılmıştır. Yaratılış nedeni ise, yaradanını tanımak ve yaradılan tüm mahlûkata faydalı olmaktır.” Amaçlarını bu ufak cümle ile özetliyor vakıf ve ardından yapmak istediklerini uzun bir liste ile sıralamaya başlıyor. Bunların içinde her türlü ilim yuvası, sosyal faaliyet ve spor merkezi, hastahane, kimsesiz, dul ve yetim insanları yardım etmek için tesisler yaptırıp bunları işletmek de bulunuyor.Akşemseddin Camii

Vakıf en büyük icraatını 1994 yılında, Fatih’te, Hırka-ı Şerif Camii’nin 50 metre uzağındaki Akşemsettin Camii’ni restore ederek gerçekleştirmiş. Akşemsettin Camii hicri 859 (1455)’de Akşemseddin Hazretleri tarafından; cami, çilehane ve yan tarafında dinî ilimlerin okutulduğu mektep olarak yaptırılmış. Vakıf, caminin yan tarafındaki mektebe Akşemsettin Kültür Merkezi adını vermiş ve faaliyetlerini orada gerçekleştirmeye başlamış.

Bugünlerde kültür merkezinde her Pazartesi günü Hadis Sohbetleri, her Çarşamba günü Ahmet Bulut Hoca tarafından İhya Sohbetleri ve her Pazar günü Tefsir Sohbetleri yapılıyor. Biz Ahmet Hoca’dan İhya sohbetini dinlediğimizde, dersin sonunda yapımına başlanan Arnavutköy Kur’an Kursu ve Kültür Merkezi’nin de ufak bir tanıtımı yapıldı. Bina henüz yapım aşamasında ve kısa bir süre içinde inşaat tamamlanacakmış. Vakıf orada da faaliyetler düzenleyecek.

Ne kadar çok yerde namaz için secdeye varırsak…

Katıldığımız İhya sohbetinde Ahmet Hoca sözlerine dualarla başlıyor ve geçen hafta İhya’da bıraktığı “tesbihin faziletleri”ni açıklayan kısımdan okumaya devam ediyor.

Hüseyni adlı kadın sahabi Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) şu hadis-i şerifi rivayet etmiş: “Ey kadınlar! Tesbih, tehlil ve takdiri çokça yapınız. Sakın gafil olmayınız. Tesbih, tehlil ve takdir yaparken onları parmaklarınızla sayınız, çünkü parmaklar konuşucudur.” Bu hadiste açıklandığı gibi her tesbihinize parmaklarınız şahitlik edecektir. Aynı şekilde bulunduğunuz mekânlar da sizlere şahitlik edecektir. Farklı yerlerde namaz kılmanın hikmeti de budur. Ne kadar çok yerde namaz için secdeye varırsak, o kadar çok mekân bize mahşer günü şahitlik etmiş olacaktır.

Bu yüzden yaptığımız ibadetlere bolca şahit toplamamız gerekir. Tabii ki bu durum günahlar için de böyledir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) zina konusunda da dediği gibi ‘elin, ayağın, dilin ve gözlerin de zinası vardır.’ Sevaplar ve günahlar için hesaba çekildiğimizde bizim yerimize organlarımız konuşacaktır. İşte bu yüzden bizlere şahit olanların miktarı önemlidir.

Kalbin yaptığın zikre eşlik ediyor mu?

Ahmet Hoca, zikir hakkında yine benzer hadisler okuduktan sonra dinleyicilere dönerek, “bir önceki hadiste geçen ‘lâ ilâhe illallahü vallahü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ sözünü hep beraber tekrar etsek, hepimiz aynı sevabı alabilir miyiz?” diye sordu. Salondan “hayır” sesleri gelince, “neden?” diyerek bir soru daha yöneltti ve açıklamaya başladı. Yapılan zikirlerin sağlıklı olabilmesi için kalbin buna eşlik etmesi gerekir. Bu yüzden herkesin yaptığı ibadet aynı sevabı alamaz. Alınan sevapların arasındaki farklar insanların inançlarına bağlıdır.

Ahmet Bulut İhya Okumalarıİmam Gazâlî’ye göre üç çeşit zikir vardır. Bunlar dilin zikri, aklın zikri ve kalbin zikri. Öncelikle dil zikri sürekli tekrar edecek. Ardından akıl bunu kabullenecek, son olarak da kalp bunu hissedecek. İşte ancak bu şekilde yapılan zikir kişiye tam manasıyla tad verebilir ve onu ihlasa götürebilir.

Bu noktada insanların aklına çok yaygın bir soru takılabiliyor: “Ben bunların hepsini tesbihlerimde yapıyorum fakat dediklerinizi hissedemiyorum.” Aynı şekilde yaygın olan bir diğeri ise, “Namazlarımı sürekli huşu içersinde kılamıyorum, neden?” sorusudur. Bu soruyu soran kişi, istediği sonucu alamayınca da namazı bırakabilir. Fakat bu durumda yapılması gereken şey sabırla, sonuca ulaşıncaya kadar ibadetleri eksiksiz yerine getirmektir. Bu bakımdan aslında insan bir uzun yol koşucusudur. Bu yolda bir anda hedefe ulaşmayı beklemeksizin, sonuca ulaşıncaya kadar çalışmaya devam etmelidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde, 40 gün boyunca cami cemaatine devam eden Müslümana münafıklıktan ve ateşten beraati müjdelemiştir. Zikrin en büyük kuralı ise kalbi sürekli Allah ile meşgul etmektir yani sürekli tefekkür etmektir. Ancak bu sayede insan zikri kendisine tatbik edebilir. İnsan her işinde Allah’ın ona şah damarından yakın olduğunu düşünüyorsa bu kişi sevabların en büyüğüne nail olur. Zikri kalpte sabit tutabilmek için kişi her türlü haramdan uzak durmalıdır.

Akşemsettin Kültür Merkezi’ndeki İhya okumaları 3 hafta daha devam edecek ve ardından dersler uzunca bir araya girecek. Ne kadar yakalasak kârdır mantığıyla derslere katılmakta fayda olduğunu düşünüyoruz.

 

Abdullah Said Can haber verdi

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2012, 08:20
YORUM EKLE

banner19