banner17

Kadınlar iş hayatında başarılı olamadı

Prof. İbrahim Öztürk Bursa’da Birlik Vakfı’nın konuğuydu. ‘Türkiye büyük rüyalar görmeli’ diyen Öztürk’ü dinledik..

Kadınlar iş hayatında başarılı olamadı

 

Prof. Dr. İbrahim Öztürk, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi. Kendine özgü bir tarzı olan, cerbezeli bir akademisyen. Bir köşesine çekilip de, “olan bitene karışmam” diyenlerden değil. Türkiye’nin ve dünyanın gidişatını izleyen, bu gidişat üzerine kafa yorup gidişatın dününe dair analizler ve yarınına dair projeksiyonlar geliştiren biri.

Prof. Dr. İbrahim Öztürk, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin konuğuydu. 4 Mayıs tarihli Cuma Meclisi’nde, önümüzdeki yıllarda nasıl bir dünyanın şekilleneceği ve şekillenen bu dünyada Türkiye’nin yerinin ne olacağına dair ‘gelecek okumaları’nı, Birlik Vakfı’nın seçkin üyeleriyle paylaştı. İlginç ve kuşkusuz güzel bir geceydi. Öztürk Hoca’nın esprilerinin geceye renk kattığını eklememek, ona haksızlık olur. Prof. Dr. İbrahim Öztürk sohbetinin satır başları şöyle:İbrahim Öztürk, Birlik Vakfı Bursa Şubesi

Avrupa, bir medeniyet olarak işlevini bitirdi

Şunu görmek gerekir ki Türkiye şu anda önemli bir kavşaktan geçiyor. Bu kavşağı geçerken Türkiye, bir trenin son vagonuna atlamaya çalışıyor. Atlamaya çalıştığı bu vagonun adı: Avrupa. Şu soruyu da sormak gerek: Bu tren nereye gidiyor? Cevap şu: Hiçbir yere! Çünkü Avrupa, bir medeniyet olarak işlevini bitirdi denebilir.

Avrupa’ya giden Osmanlı aydınları romancı olup döndü

İnsanlık tarihinde 1200’lü yıllara baktığımızda şunu görüyoruz: Dönemin medeniyetinin kurucu unsuru ve sürdürücüsü Çin, yükselen değerleri ise Endülüs Emevileri ve Abbasiler. Dönemin barbarları ise, Batı kıtası, yani Avrupa.

Batılı tarih yazıcıları bu gerçeği teslim etmekte zorlanırlar. Çin medeniyetinden söz etmek onlara zor gelmez ama gerçekten de çok göz alıcı bir medeniyet olan Endülüs Emevileri’ni görmezden gelirler. Bu medeniyetlerinin hayatlarını sürdürme sürelerine baktığımızda, yaklaşık 600 senelik bir zaman dilimiyle karşılaşırız.

1800’lü yıllara gelindiğinde ise fotoğrafın değiştiğini görürüz. Bu yılların medeniyeti artık Avrupa’dır. Dönemin barbarı ise Çin’dir. Tüm dünya devletleri, Avrupa medeniyetini anlamak için bu kıtaya aydınlarını gönderir. Osmanlı da Avrupa’ya aydınlarını gönderir ama Avrupa’ya giden Osmanlı aydınları ya komitacı olup döner ya da romancı…

Osmanlı’nın külleri üzerine kurulan yeni Cumhuriyet de, günün geçerli paradigması gereğince materyalist bir projeydi. O günün parlayan medeniyeti Avrupa gibi olmayı amaçlıyordu. Bu proje gereğince, toplumumuzun beyni formatlandı, köklerimizle bağımız koparıldı. Unutulmamalı ki “İstikbal köklerdedir!”

Batı bize referans olamazdı. Çünkü medeniyetimizin kurucu unsuru aynı değil bir kere. Biz, dünyanın geçiciliğine inanıp ahlakın en güzel erdem olduğuna inanan Doğu medeniyetinin çocuğuyuz. Batı ise dünyaya böyle bakmaz. Dolayısıyla aramızda doku uyuşmazlığı var. Bu sebepten de Batı bize referans olamaz.

İbrahim Öztürk, Birlik Vakfı Bursa ŞubesiKemalizm, Avrupalılaşma projesinin adıydı ve günümüzde Avrupa çökünce, Kemalizmin de anlamı kalmadı.  Şu anda Türkiye, Avrupa adı verilen trenin son vagonuna bir şekilde binip bir sıçrama yapmaya çalışıyor ama görmek gerekir ki, kadim zamanlarda 600 seneyi bulan medeniyetlerin ömrü, Avrupa için 200 sene sürdü ve Avrupa, bir medeniyet olarak iddiasını yitirdi artık.

Dünün süper devletleri olan Avrupa devletleri ve ABD, herkesin kabul ettiği üzere, çöküş sürecindeler. Üstelik de Avrupa’nın çöküşü, çok trajik olarak Yunanistan’ın çöküşü ile tescillendi. Demokrasinin beşiği olan Yunanistan’da demokrasinin askıya alınıp teknokratlar hükümeti kurulması deneyimini yaşadık.

Çok ortaklı şirket modelleri Müslümanların geliştirdiği bir projeydi

Türkiye’de yakın zamanda yaşanan çok ortaklı şirket modelleri, aslında çok önemli bir deneyimdi ve Türkiye’nin tüm dünyanın karşısına çıkıp da “Buyrun size model!” diyebileceği bir gelişmeydi. Ne var ki bu modeli geliştirenlerin Müslüman olmaları ve o aşamada yaşanan Müslüman düşmanlığı, dünya kalkınması için yeni model olabilecek bu gelişmenin önünü kesti. Çok ortaklı bu yapılanmaların içtenliğinden kuşku duymamak gerek. Bunlar Müslümanların samimi çabalarıydı ama ne yazık ki harcanan bir proje oldu o çalışmalar.

Türkiye büyük rüyalar görmeli

Son on yılda Türkiye’de çok ciddi ve olumlu gelişmelerin olduğunu görüyoruz. Bunu inkâr etmemeli. Ama bu yetmez. Türkiye büyük rüyalar görmeli. Bir uzak görüşlülük eksikliğinden söz edilebilir. Buna en somut örnek, otomobil konusundaki gelişmeler. Mesela Türkiye, artık yaşlanmış olan otomobil sektörüne, mevcut teknolojinin takipçisi olarak girmeye çalışıyor. Böyle yapmamalıydı. Ufkunu geniş tutmalıydı. Mesela, sürücüsüz otomobil ya da gerektiğinde uçabilecek otomobil yapma projesi peşinde koşmalıydı. Bu projelerin rüyalarını gören ülkeler var ve ancak büyük rüya görenler büyük işler başarabilir.

Önümüzdeki dönemde toplumların kalkınmasının lokomotifi olacak sektörler belli. Bu sektörler, Batı’nın tahrip ettiği şeyleri onarmaya yönelik sektörler olacak. Bunu görüp bu alana yatırım yapanlar, tarih sahnesinde bir sıçrama yaşayabilir. Bu sektörler şunlar: Küresel ısınma, çevre tahribatı, emtia ve gıda, yaşlanma sorunları…

Şimdi ülkeler kadınlar anne olsun istiyor

Modern iktisat bize kadının işgücünün kullanılmadığı bir ülkenin kalkınamayacağını söyledi. Ama günümüzde bu paradigma değişti. Şimdi ülkeler, kadınlar anne olsun istiyor ama rahata alışan kadınlar da bu rahatlıktan ödün vermek istemiyor. Evinde Fatihler büyütecek anne olamayan kadınlar, yazık ki iş hayatında da başarılı olamadı. Günümüzde kadın, evinden çıktı. İş hayatında başarılı olamadı, evine de dönemedi. Sokakta kaldı. Önümüzdeki dönemde, Fatihler doğuran kadın modeli, gündemimizde ciddi şekilde yer alacak bir modeldir.

 

Ahmet Serin aktardı

Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2012, 11:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sergül Vural
Sergül Vural - 7 yıl Önce

Kendi adıma, "Günümüzde kadın, evinden çıktı. İş hayatında başarılı olamadı, evine de dönemedi. Sokakta kaldı. " cümlesini kabul etmem imkansız. Türkiye'de çalışan kadını yok saymak büyük bir haksızlık. Akademisyeninden meslek erbabına kadar başarılı çok kadınımız var iken onları görmezden gelmek, başarılarını görmemek, yok saymakla eşdeğerdir. İlaveten bunu toplulukların önünde konuşmak büyük vebaldir. Ehline...

ziyaretçi
ziyaretçi - 7 yıl Önce

dillere sakız olmuştur hep. "fatih yetiştiren anneler..." sultan fatih kaç kere annesini gördüyse artık... değil annesini babasını ne kadar gördü osmanlı sultanları...

banner8

banner19

banner20