Kader konusuna Ehli Sünnet'in bakışı nedir?

Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Tevfik Yücedoğru, Bursa’da “İnsan ve Kader” başlıklı bir söyleşide konuştu..

Kader konusuna Ehli Sünnet'in bakışı nedir?

 

Kader konusu, insanın en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Bu merak, neredeyse varoluşumuz kadar eski bir merak. Ama merak edilen konu fizikî dünyanın değil de metafizik dünyanın konusu olduğu için, hiçbir zaman da herkesi tatmin edecek ortak bir yanıt bulunması mümkün değil gibi görünüyor.

Tevfik Yücedoğru, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı öğretim üyesi. Aynı zamanda Birlik Vakfı Bursa Şubesi yönetim kurulu üyesi. Tevfik Yücedoğru, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin 3 Mayıs gecesi düzenlenen Cuma Meclisi’nin konuğuydu. Konusu da kışkırtıcı bir konuydu: “İnsan ve Kader”

İlgi çekici bu konuyu, alanında yetkin bir akademisyenin ağzından dinlemek ufuk açıcı olacaktı. Böyle düşünen sadece ben değilmişim ki, salon doluydu. Tevfik Yücedoğru, akademisyen olmanın verdiği zihnî disiplinle, konuyu derli toplu bir şekilde anlattı bir saat boyunca. Sohbetten akılda kalan izlenimleri derledik.

Tevfik Yücedoğru, kader konusunun sahabe tarafından da merak edilip Hazreti Peygambere sorulduğunu söyledi ve bu olay sonrasındaki gelişmeleri şöyle anlattı: “Sahabeden bazıları Hazreti Peygambere kaderden sormuşlar. O da ‘Sizden önceki ümmetlerin helaki bu konuyla fazla uğraşmaktan oldu.’ şeklinde cevaplayıp bu konunun konuşulmasını istemediğini belli etmiştir. Bu olaydan sonra sahabe bu konuyu tekrar açmamıştır.”

Muaviye’nin akıl yürütmesi ve kader konusu

Tevfik Yücedoğru, kader konusunun Müslümanların gündemine koyu bir şekilde girmesine yol açan olayı şöyle anlattı: “Hazreti Peygamberin vefatından sonra, Muaviye, Hazreti Ali’nin hilafetini tanımadı. Sıffin’de, elli bine yakın Müslümanın ölümüne yol açan bir iktidar savaşı yaşandı. Bu savaş ve bu savaş sonrasındaki olaylar, İslam düşünce tarihi için bir dönüm noktası oldu. Hilafetini ilan eden Muaviye’ye karşı birçok sahabe onun hilafetini tanımadı. Mesela Hazreti Zübeyir’in kurduğu devlet de Muaviye’yi tanımadı ama Muaviye ve taraftarları bazı hilelerle onları yok etti.

Bu kargaşa anında Muaviye, geniş katılımlı bir toplantı yaptı ve bu toplantıda şu soruyu sordu: ‘Allah’ın istemediği hiçbir şey gerçekleşebilir mi?’ Sahabe ve toplantıda bulunan diğer ileri gelenler ‘Hayır, gerçekleşmez!’ cevabını verdi. Bu cevap üzerine Muaviye, ‘O halde, şu anda ben, sizin başınızda halifeyim ve bunu Allah istemeseydi, engelleyebilirdi. Demek ki bu, onun da takdiri.’ der ve kader konusunun fitilini ateşler. Bu olaydan sonra Müslümanlar ‘Muaviye’nin halife olması ilahi takdir midir, değil midir?’ sorusuna yanıt aramak için kader konusuna tam olarak dalarlar.”

Allah müminden ne ister?

Tevfik Yücedoğru, Müslümanların Allah ile ilişkisi konusuna da değinerek mümin-gayb ilişkisi hakkında şunları anlattı: “Allah, müminlerin gayba iman etmesini ister. Bu söz, sadece bir güvene dayanır, başka hiçbir dayanağı yoktur. Mümin ‘Ben bu sözü söyleyene inanıp güveniyorum.’ der ve inanır. Yani tek dayanak, sözü söyleyenin kimliğidir. ‘O, yalan söylemez.’ der ve inanırsınız. Müminler de bunu kabul etmek zorundadır yoksa onlar iman etmiş olmazlar. Mesela Allah ‘Yeryüzünde her şey Allah’ı zikreder.’ der. Bizim bunu anlamamız, kanıtlamamız mümkün değildir. Ama sadece Allah böyle dediği için buna inanırız. Yani, gayba inanırız. Ya da Allah ‘Zekat verirseniz mallarınız artacak.’ der. Matematik olarak tam tersi oluyor görünse de, mümin buna inanır. Gayba iman, Allah’a ve Peygamber’e güvenmek demektir.”

İnsanın tercih ettikleri ve tercih etmedikleri

İnsanın mükemmel şekilde yaratıldığının ve kâinattaki her şeyin de insan için var olduğunun altını çizen Tevfik Yücedoğru, insanın iki şekilde davrandığını şu sözlerle anlattı: “İnsan iki şekilde davranır:

1. Zorunlu olanlar. Bunlar, ne zaman ve nerede doğacağımız, cinsiyetimiz, ömrümüzün süresi vb. konulardır. Bunlar, insan iradesinin müdahalesi olmayan konulardır. İnsan, ölümden sonra bu konulardan hesaba çekilmeyecektir.

2. İradeli davranışlar. İnsanların hesap vereceği davranışlar bunlardır. Çünkü burada insan, Allah’ın teklifine muhataptır ve bu teklifi seçip seçmemekte özgürdür.

Ama asıl soru şudur: İnsan iradeli fiillerini yaparken buna Allah müdahale eder mi, etmez mi? Bir felsefî ekol olan rasyonalistler ‘İnsanın davranışlarına müdahale olmaz.’ der. Mutezile düşüncesi de bu görüştedir. Ama bazı düşünce akımları, Allah’ın fiillere müdahil olduğunu düşünür.”

Kader konusuna Ehli Sünnet’in bakışı nedir?

Tevfik Yücedoğru, İslam düşünce akımları içinde konunun çok tartışıldığını ve bu konuyla ilgili çeşitli görüşlerin olduğunu söyleyerek kader konusuna Ehli Sünnet düşüncesinin bakışını şöyle özetledi: “Ehli Sünnet, insanın kendisine verilen akıl ve iradesinden dolayı, yaptığı eylemlerden hesaba çekileceğine inanır. Mümin, Allah’ın kendisine teklif ettiği şeyleri yapsa da, yapmasa da görevli meleklerin bunları yazdığını ve ölümden sonra bunlardan hesaba çekileceğine inanır.

Ama yine de bilinmeyen, yanıtlanması mümkün olmayan bir alan yine de vardır. Mesela, aracın fırlattığı bir taş birisinin canını yakabilir. Ne arabayı kullanan ne de canı yanan bunun böyle olmasını ister ama sonuçta her ikisinin de istemediği bu olay ortaya çıkar. İşte bu alan ‘gayb’tır ve Allah müminin buna sorgulamadan iman etmesini ister. İnsan özgürdür ama gayb dediğimiz alan da vardır. İşte bu gayb dediğimiz alanda Allah’ın takdirleri vardır. Ama bu takdir nerede başlar, nerede biter, bu bilinmez. Yine insan özgür olmasına rağmen bazen istediklerini yapamaz, bazen de istemediği şeyleri yapmak zorunda kalabilir.”

İnsan, Allah’ın yazdığı senaryoyu mu oynuyor?

Tevfik Yücedoğru, insanların kafasını kurcalayan bu sorunun İslami mezhepler tarafından yanıtlandığını ama gayba ait olan bu konularda bilinmeyen bir şeylerin hep olacağını söyleyerek mezheplerin bu soruya bakışını şöyle anlattı: “Tüm mezhepler, Allah’ın geçmişte yazdıkları bir senaryoya göre insanların dünyaya gelip bunları yaşadığı fikrini reddeder. Ezelde yazılanlar, iradî olmayan şeylerdir. Ama insanın iyi birisi mi olacağı, imanlı mı olacağı gibi iradî konularda Allah insana müdahale etmez. Bu konularda Allah insana teklifte bulunur. Sonra da insanın bu teklife nasıl cevap verdiğine bakarak onun yaptıklarını kayıt altına alınmasını sağlar ve ölümden sonra da bunların hesabını sorar.”

Konuyu akademik bakış açısıyla ve akademik disiplinle ortaya koyan Tevfik Yücedoğru’nun son sözü şuydu: “Kader hep tartışıldı ve hep de tartışılmaya devam edilecek.”

 

Ahmet Serin aktardı

Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2013, 14:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13