İzcilerin kamusal alanı dağlar!

Düzce'nin Pürenli Yaylası'nda 110 izci neler yaptı, Suleyha Şişman yazdı.

İzcilerin kamusal alanı dağlar!

3-11 Temmuz 2010 tarihleri arasında Bayrampaşa İzcilik Kulübü ve DSİ Çamlıca İzcilik Kulübü olarak 110 izci Düzce’nin Pürenli Yaylası’ndaydık. Kampımız ağaçların arasındaki düzlük alana kuruldu. Liderler de, küçük izciler de, ambulansın sağlık görevlisi de, hepimiz çadırlarda kaldık.

İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
izcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
 
izcilerin kamusal alanı dağlar
 
izcilerin kamusal alanı dağlar
 
İzcilerin kamusal alanı dağlar
Fotoğrafları büyütmek için üzerini tıklayınız

En önemli bölümlerden biri sahra mutfağıydı. Üstü kapalı ama tamamen açık havada pişti koca kazanlarda yemeklerimiz.

Her sabah çadırların önündeki tören alanında teftiş yapıldı. Tertip, düzen, zamana uyum, temizlik, oba ruhu, kamp ateşi eğlencelerindeki performanslar, kurulan tesislikler üzerinden değerlendirilen obalara her sabah puanlar verildi. Ve kamp sonunda “Şahin obası” örnek oba seçildi.

Peki, şehirden uzakta bir dağ başında çadırlarda geçirilen bu bir hafta izcilere neler kazandırdı?

Yavrukurtlar (7-11 yaş izciler) anne babalarının yardımı olmaksızın hayatlarını devam ettirmenin eğitimini aldılar. Şahsî temizliklerini kendileri yaptılar, yemeklerini sahra mutfağından alıp kendi başlarına yediler, kendi aş kaplarını kendileri yıkadılar, yemeğini bitirmeyen arkadaşlarını uyararak ortak bir disiplin oluşturmaya çalıştılar, çadırlarını düzenli tutup temizliğini kendileri yaptılar, kısacası kendi kendilerine yetmeyi öğrendiler. Bu da onların özgüveni açısından önemli bir katkı olmuştur diye umuyoruz.

Aslında izciliğin en önemli katkısı grupça hareket edebilme kabiliyetini geliştirmesidir. Çünkü izciler obalar halinde gruplanır ve puanlar tek tek izcilere değil obaya verilir. Birinci oba seçilebilmek için bir izcinin kendi obasındaki arkadaşlarını kurallara uymaya teşvik etmesi gerekir. Bu deneyim daha sonraki sosyal hayatında ve iş yaşamında da kullanabileceği bir beceri olarak kişiliğine dâhil olur.

Oba içindeki işbölümü, sorumluluk duygusunu geliştirmeyi sağlar. Mesela her gün bulaşıkçı, aşçı, oduncu, sucu, temizlikçi gibi görevleri paylaşır izciler. “Oba ruhu”, paylaşma duygusunu da besler. Mesela anneden harçlık isteyip bakkaldan gofret almanın mümkün olmadığı dağ ortamında dağıtılan gofreti paylaşmak, çok isteyen bir arkadaşı için kendi payından vazgeçebilmek de izciye artı bir kişilik özelliği olarak katılır.

Bütün bu faaliyetler doğal ortamda gerçekleştiği için izcilerin hem doğayı tanıması hem de zor şartlara intibak edebilmesi sağlanmış olur. Mesela gece çadır önünde nöbet tutan izci ormanın içinden gelen seslerden ve karanlıktan korkmamayı öğrenir. Ya da ilk anda basit gibi görünen ama doğal ortamda yaşayabilmek için zaruri olan bir şeyi, ateş yakmayı öğrenirler. Çünkü ateş hem beslenmek hem de dağdaki bir takım hayvanlardan korunmak için gereklidir.

Tesislikler izcinin konforudur

Kampı daha konforlu hale getirmek üzere yapılan bütün işlemlere ‘tesislik’ denir. Elde bulunan araçlarla tesislik yapılarak çevre daha yaşanır hale getirilir. Mesela kamp alanının çevresi çitlerle çevrilir. İp ve odunlarla, çivi kullanmadan, ayakkabılık, sefer taslarını koyacak raflar, çöp kovası, askılıklar gibi eşyaları tasarlamanın sınırı yok. Mesela bazı obalar kaşıklarını koyacakları ipten kaşıklık bile tasarladılar. Bu kampta DSİ Çamlıca İzci Kulübü’nden Aziz lider kamp alanını gözlemek üzere yaklaşık 8 metre boyunda bir gözetleme kulesi inşâ etti. Altı ağacı hiç çivi kullanmadan birbirine bağlayarak yaptığı bu kuleye, ip merdivenlerle çıkılıyor ve kamp alanının çevresini gözlemek mümkün oluyordu.

İzcilerin bu tesislikleri yapabilmek için ip düğümleri konusunda bilgilendirilmeleri gerekir. Bu nedenle eğitimleri esnasında kazık bağları, camadan, sancak gibi düğüm çeşitlerini öğrendiler.

İzciler kamplarda bir takım uzmanlık eğitimleri de alır: dağcılık ve okçuluk gibi. Bu kampta izciler emniyet kemeri, karabina, sekizli gibi profesyonel dağcılık ekipmanları kullanarak uzman liderlerin gözetiminde beş metreden yüksek bir ağaca tırmandılar. Pürenli, Hıra, Balıklı gibi civar yaylalara uzun yürüyüşler ve keşif gezileri yaptılar. Sırtlarında yağmurlukları, ayaklarında botları, sırt çantalarında acil durum malzemeleri ve erzaklarıyla yağmur çamur demeden yürüdüler.

Bütün izciler, sürekli kamp alanında bulunan ambulanstaki sağlık görevlimizden basit bir ilk yardım kursu da aldılar.

‘Hike’a çıkmak

İzcilikle ilgili en merak edilen konulardan biri de “hike’a çıkmak”tır. Ergin izciler, yani liseye giden izciler için ‘hike’a çıkmak önemli bir eğitim aşamasıdır. 4-6 kişilik bir izci grubu yanlarına uyku tulumu, mat, üzerlerine gerilecek bir branda ve sırt çantalarıyla kendilerine verilen kroki ile yola çıkıp kampın uzağında bir yerde kendi başlarına kamp kurarlar.

Kamp yerinde ilk yapacakları şey ateş yakmaktır. Kap kacak kullanmadan yemek hazırlarlar. Mesela domatesi oyarak içine yumurta kırıp közde pişirebilirler. Buna izci menemeni denir. Ya da patates közleyebilirler. Yani tabak tencere olmaksızın yemek hazırlarlar. Gece boyu sırayla nöbet tutarlar. Bu arada gece boyu izci liderleri güvenlik açısından onları uzaktan kontrol eder. Bu seferki kampta üç ekip ‘hike’a çıktı. ‘Hike’ı başarıyla tamamlayan izcilerin hayatları boyunca unutmayacakları bir tecrübe oldu bu.

İzci eğlenerek öğrenir

İzciler bütün bu eğitimler esnasında eğlenceden de uzak kalmadılar. Zorlu yürüyüşler sırasında izci marşını söyleyerek tempo tuttular:

“Yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da

Bastığın yer üzüntülerle dolsa da

Sel, çığ, ateş önünde her ne olsa da

İzci gülerek yürür

Haydi haydi izci şarkı söyle neşelen”

Mutfakta yemek sırası beklerken de bu bekleyişi eğlenceye dönüştürdüler. Dillerinden şu izci şarkısı düşmedi:

Makarnalar pilavlar doyurmaz bizi

Aşçıbaşı kaydeder zaferimizi

Bırak gelsin açlar sofraya

Vız gelir onlara baklava

Aşçıbaşı bin yaşa yaşa

Kepçe ile kaşıkla

Dalar hoşafa dalar pilava.

İzci kamp yaptığı müddetçe yaşar

Kamp ateşi izciliğin vazgeçilmez faaliyetlerindendir. Her akşam yakılan ateşin etrafında bütün obalar toplanır ve her oba kendisine verilen konu ile ilgili bir skeç hazırlar. Bu kampta da izciler, lider taklitlerinden Türk filmlerine kadar pek çok konuda hazırladıkları skeçlerle kendi maharetlerini sergilediler.

Şehir ortamında, sadece üniforma giyip tören yapmak izciliğin hedeflerini gerçekleştirmesini sağlayamaz. O yüzden izciler şu sloganla ifade ederler duygu ve düşüncelerini: “İzci kamp yaptığı müddetçe yaşar.”

İrtibat için:

Bayrampaşa İzci Kulübü'nden Zeynep Şişman: [email protected]

DSİ Çamlıca İzci Kulübü'nden Mehdi Öztürk: [email protected]

 

Suleyha Şişman izledi

Yayın Tarihi: 27 Temmuz 2010 Salı 15:16 Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2010, 16:56
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sumeyye Sel
Sumeyye Sel - 11 yıl Önce

Saliha Hanıma izciliği içeriden bir gözle samimiyetle anlatıp her tek kişiyi izci olmak için özendirdiği için tesekkür ediyorum

Çetin Yüksel
Çetin Yüksel - 11 yıl Önce

izcilik gerçekten de önemli bir tecrübe. tecrübenin de ötesinde, hayatın başka bir yüzünü görmenizi sağlıyor. beton binaların arasından sıyrılarak doğayla başbaşa kalma fırsatı veriyor size. sizi alabildiğine sarıp sarmalayan kuş cıvıltılarıyla uyanıyor.. ormanın içinden gelen seslere kulak veriyor.. yoğun bir sis bulutu içinde yüzüyor.. yıldızların bu kadar çok oluşuna şaşıyor.. ormanın ruhuyla ruhunuz arasında kuvvetli bir bağın oluştuğunu hissediyorsunuz. oluşan dostluk bağları da cabası..

banner26