banner17

İsmail Kara: Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak Mümkün mü?

İsmail Kara, 27 Ocak 2018 tarihinde Bilim ve Sanat Vakfı’nda yaptığı sunumda ‘Müslüman kalarak Avrupalı olmak mümkün mü?’ sorusu etrafında, Türkiye’nin modernleşme sürecinde gerçekleşen değişimin din ile irtibatına, onun tabiriyle İslam’ın paranteze alınmasına dair önemli tespitler yapıyor. Bu önemli sunumu Zeynep Saylan bizim için haberleştirdi.

İsmail Kara: Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak Mümkün mü?

Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren başlayan ve sınırlı bir alana yayılan modernleşme süreci Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte daha geniş kitlelerin yaşam alanlarına dokunmuştur. Çağdaş Türk düşünürlerinin gündeminde önemli bir alana nüfuz eden bu mesele, genellikle “nasıl daha muasır medeniyet olunur” sorusu etrafında zihinleri meşgul ederken, düşünürlerin farklı hareket alanlarında kendi emelleri/ideolojileri doğrultusunda beyanatlarda bulunmalarına da neden olmuştur. Ne var ki “Avrupa medeniyetinin gülüyle dikeniyle alınmasını” savunan Abdullah Cevdet’e karşı Celal Nuri’nin ileri sürdüğü “Batının teknolojisini alıp Osmanlı’nın harsını koruma” gibi çeşitli temayüllerin toplumu oluşturan dinamikleri nasıl etkileyeceği üzerinde ise hiç durulmamıştır.

İsmail Kara bu konuyu “Müslüman kalarak Avrupalı olmak mümkün mü?” sorusu etrafında ele alıyor. Ona göre bu süreçte nasıl bir muasırlaşma gerçekleştiği ve bu değişimin din ile olan irtibatında hangi veçhelerde kesintiye uğradığı sosyolojik bir vakıadır. Modern kanunların belirleyici olduğu bu değişim ve dönüşüm politikasında İslam nasıl bir konuma sahipti? İslam düşüncesi ve çağdaş Türk düşüncesi arasındaki irtibatı inkâr eden bir zihniyetin inşasıyla bu iki düşünceyi içine alan ideolojinin problem alanları nelerdi? İsmail Kara Hocanın da ifade ettiği üzere “1924’den sonra paranteze alınan İslam” çağdaş Türk düşüncesinin ihmal ettiği en önemli alanların başında geliyordu.

Cumhuriyet ideolojisinin proje kitapları

Bilim ve Sanat Vakfı bünyesinde Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin 27 Ocak 2018 tarihinde ağırladığı Prof. Dr. İsmail Kara, Dergâh Yayınları'ndan çıkan Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak adlı kitabının ekseninde yaptığı konuşmada dikkat çektiği en önemli husus; çağdaş Türk düşüncesi ve çağdaş İslam düşüncesinin mesafeli bir etkileşime sahip olduğudur. Çağdaş Türk düşüncesinin oluşumunu Cumhuriyet ideolojisiyle ve çok partili hayata geçişle ilişkilendiren Kara, Hilmi Ziya Ülken’in 1930’larda kaleme aldığı üç bölümden oluşan Türk Tefekkür Tarihi isimli kitabını dönemin imkân verip, talep ettiği bir proje olarak değerlendirir. İslam felsefesinin kuruluşundan itibaren düşünce tarihini ele alan kitap İbn Sina, Farabî gibi kurucu âlimlerin “Türklüğü üzerinden” bir tarih okuyuculuğu sunarak dönemin Turancı hissiyatını yansıtır.

Cumhuriyet ideolojisiyle oluşturulmuş büyük bir projenin parçası olarak değerlendirdiği Türk Tefekkür Tarihi kitabı, alanında ilk olmasına rağmen İsmail Kara tarafından muhkem bir eser olarak kabul edilmez. Modernleşme sürecini tefekkür tarihi üzerinden değerlendiren kalemlerden Tarık Zafer Tunaya süreci içerden değerlendirirken, hem içerden hem de dışarıdan gözlemler yapan Niyazi Berkes’in İngilizce olarak yurtdışında ilk basımı yapılan Sekülerleşme kitabı Türkiye’de Çağdaşlaşma adıyla basılmıştır. Kara, bu isim değişikliğinin Niyazi Berkes’in örtmek istedikleriyle irtibatlı ve bilinçli bir tercih olarak değerlendirir.

Türkiye’de İslam meselesi ne olacak?

İsmail Kara’ya göre çağdaş Türk düşüncesine yönelik ikinci aşamayı oluşturan çalışma çok partili hayata geçişle başlayan yabancı akademisyenlerin/oryantalistlerin başlattığı araştırmalardır. Türkiye ve çağdaşlık meselesinin ilgi odağı olduğu bu aşamada oryantalistler Ankara ve Anadolu’da üst düzey bürokrasiyle –Diyanet İşleri Başkanı da dâhil olmak üzere- görüşmeler yapar. Azınlıklarla da yapılan bu görüşmelerin satır aralarını iyi okumamız gerektiğini ifade eden Kara’ya göre, araştırmacıların yoğunlaştığı konunun çok partili hayata geçişle birlikte Türkiye’de İslam’ın konumunun ne olacağı üzerinedir. Esas sorunun bu çerçevede oluştuğunu söyleyen Kara, bu soruya verilen cevapların vasıflı bir şekilde Türkçeye aktarılmadığını, bu metinlerin karşılaştırılmalı ve notlandırılmış olarak tercüme edilmesi gerektiği üzerinde durur.

Yapılacak olan bu tercümelerin, çoğunlukla edebiyat, gazete ve belli isimler etrafında okuduğumuz çağdaşlaşma serüveninin bürokraside ve azınlıklarda nasıl bir karşılığının olduğunu öğrenmek açısından kıymetli olacağı muhakkaktır. 1940’ların sonlarında başlayan çağdaş Türk düşünce tarihinin yazıcılığı, en belirgin şekilde 1960 ihtilalinden sonra kitaplaştırılır. Kara, Türkiye ve Avrupa’da aynı tarihlerde çıkarılan çağdaş Türk düşünce tarihi kitaplarını bir birikimin ve ilginin neticesi olarak görmekte.

Söz konusu dönemi geniş bir perspektiften okuyan Kara, konuşmasında hipotezinin özeti mahiyetinde olan şu sözlere yer verir: “1924 sonrası itibariyle başlayan İslam’ın paranteze alınması, 1940’ların sonunda Türkiye’ye gelen oryantalistlerin yoğunlaştıkları konu çok partili sistemde İslam’ın ne olacağı üzerinedir. Bu merkezi bir soru olmakla beraber çağdaş Türk düşüncesi araştırmalarının ihmal ettiği en önemli alan İslam alanıdır. Aslında bunu biraz sarahate kavuşturmamız lazım. İhmal edilen alan çağdaş Türk düşüncesinin İslam düşüncesiyle irtibatıdır. Biraz daha sınırlandıralım, çağdaş Türk düşüncesinin çağdaş İslam düşüncesiyle irtibatıdır. Bu büyük bir ihmal alanıdır. Bu ihmal alanı devam ediyor.”

İslam düşünce geleneğinden ödünç alınan kavramlar

Kara’ya göre çağdaş Türk düşüncesini çağdaş İslam düşüncesiyle irtibatlı görülmemesinin temelinde yatan nedenlerden birisi Ankara’dan gelen Cumhuriyet ideolojisiyle yakından irtibatlıdır. Son olarak çağdaş Türk düşüncesinin bazı kavramlarının İslam düşünce geleneğinden geldiğini ifade ederek, bu kavramların değişim ve dönüşümüne de dikkat çeker. Bu kavramların hem sosyal bilimler hem de ilahiyat için riskli bir alandır. Kendisinin de üzerinde hususiyetle durduğu kavramları ana kaynaklarından çıkararak güncel karşılıklarıyla tekrar ele almanın zaruretinden bahseder.

Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak: Çağdaş Türk Düşüncesinde Din, Siyaset, Tarih, Medeniyet kitabı çerçevesinde gerçekleştirdiği konuşmasında bu kitabın Din ile Modernleşme Arasında Çağdaş Türk Düşüncesinin Meseleleri kitabının devamı olduğunu ifade ediyor İsmail Kara. Kitabında Osmanlı ve Türkiye modernleşmesini ele alan Kara, din ile modernliğin felsefi olarak zıt kavramlar olmasına karşın, Türkiye’de Batı tarzı modernizasyon sürecinden farklı bir süreç yaşandığını düşünür. Bu farklı değişim ve dönüşüm serüveninde ihmal edilen İslam anlayışının payı ise yadsınamaz niteliklerdedir. Çağdaş Türk düşünce tarihi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerinde önemli tespitleri bulunan Kara’nın Bilim ve Sanat Vakfında yaptığı bu konuşma Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak kitabını okumaya bir girizgâhtır, bir davettir.

Konuşmanın tamamını dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=fFtzQWuxN5s&t=620s

 

Zeynep Saylan

 

 

Güncelleme Tarihi: 05 Ağustos 2018, 10:24
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20