İslam'ın yükselmesiyle insanlık ne kazanacak?

Recep Şentürk, Galatasaray üniversitesi'nde verdiği konferansta bilimin ilerlemesi, gelişen iletişim ve hızlı ulaşım araçlarıyla insanlar arası etkileşimin kolaylaşması sonucunda girilen çok medeniyetli toplum çağı üzerinde durdu. Yasin Sıbgatullah Bostancı notlarını aktarıyor.

İslam'ın yükselmesiyle insanlık ne kazanacak?

Galatasaray Üniversitesi Medeniyet Kulübü öğrencilerinin medeniyet okumaları kapsamında başlattıkları konferans serisinin ilki “Açık Medeniyet” başlığıyla gerçekleştirildi. 16 Aralık Çarşamba günü Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Medeniyetler İttifakı Entitüsü’nden Prof. Dr. Recep Şentürk’ün konuşmacı olarak davet edildiği programda bilimin ilerlemesi, gelişen iletişim ve hızlı ulaşım araçlarıyla insanlar arası etkileşimin kolaylaşması sonucunda girilen çok medeniyetli toplum çağı üzerinde duruldu.

Günümüz uluslar arası ilişkilerinde ve izlenen siyasi politikalarında eskiye göre ciddi bir yapısal dönüşüm gerçekleştiğini ve ‘Açık Medeniyet’ çağına girildiğini söyleyen Şentürk, bu dönüşümü şu sözleriyle açıkladı: “Eskiden uluslar arası ilişkilerde coğrafi sınırlar belirleyici iken bugün mesafeler, medeniyetler arasında engel teşkil etmemektedir. Yüzlerce sene önce bölgesel olaylarda uzak coğrafyadaki ülkeler olaya müdahil olmazlar, olmaları düşünülemezdi. Ama şimdi, örneğin Suriye’de Amerika, Rusya, Çin iradesi devreye girebiliyor. Bu da bize mahalli problem diye bir durumun artık kalmadığını gösteriyor. Hakeza Mısır’da Tahrir Olayları’nda veya Türkiye’deki Gezi Olayları esnasında bütün dünya medyası olayları yakından takip etmişler ve naklen yayın yapmışlardır. Hâlbuki bundan yüz sene önce böyle bir ilgiden bahsedilemezdi. İşte, iletişim ve ulaşım teknolojisi ile artık mesafelerin önemi kalmamıştır ve medeniyetler iç içe geçmiştir. Medeniyetler arası ilişkiler yapısal dönüşüme uğramıştır. Artık bir medeniyet kendini diğerlerinden izole edemez. Bugünkü medeniyetlerin duvarı, kapısı, penceresi yoktur, açık hale gelmişlerdir. İşte buna açık medeniyet, çok medeniyetli toplum diyoruz.”

İslam başından beri 'açık medeniyet'e aşinadır

Bu çok medeniyetli toplum çağının getirdiği yenilikler içerisinde çok kültürlülük yönetiminin temel hareket noktası olması gerektiğini söyleyen Şentürk, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Bu anlamda çok medeniyetli toplum, insanlık tarihinde yeni bir olgudur. Bugünün siyaseti, ticareti, iktisadı, uluslar arası ilişkileri, üniversiteleri ve eğitim sistemi bu olguya göre kendini yeniden düzenlemelidir. Bugün elli sene önceki nesil yoktur. Her türlü kaynağa çok daha hızlı bir şekilde ulaşmak mümkün hale gelmiştir. Kaynaklara ulaşım kolaylaşmış, ilişkiler artmış farklı medeniyetlerden olan insanlar aynı coğrafyayı paylaşır olmuş, şehirler daha kozmopolit hale gelmiştir. Çok medeniyetli bu yapı yeni bir idari sistem gerektirir. Bunu farklılık yönetimi “diversity management” olarak adlandırabiliriz. Bugünkü siyasi iktidarların en büyük problemlerinden birisi farklılık yönetimidir. Bu çok kültürlülük, barış içerisinde iyi idare edilebilirse büyük güç kaynağı teşkil edecek, aksi takdirde çatışma ve savaşlara gebe olacaktır” dedi.

Şentürk, İslam’ın bugün dünyada en hızlı yayılan din olduğunu ve bu süreçte, açık medeniyet çağında, Müslümanların nasıl bir rol üstleneceklerinin üzerinde düşünülmesi gereken bir soru olduğunu, bu sorunun da ancak tarihi bir perspektifle cevaplandırılabileceğini söyledi: “Yüz yıl önce yaşıyormuş gibi, günün değişik unsurları dikkate alınmadan hareket edildiği takdirde medeniyetin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalması kaçınılmaz olacaktır. Mevcut şartları iyi analiz edebilmek için de tarihi perspektif gerekir. Buna baktığımızda Batı Medeniyeti için, Çin veya Afrika Medeniyeti için açık medeniyetin yeni bir olgu olduğunu, İslam’ın ise başından beri bu olguya aşina olduğunu görürüz.”

Müslümanların çok kültürlü toplum yapısına yabancı olmadığını İslam tarihinden örneklerle açıklayan Şentürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Açık medeniyetin ilk örneği olarak Peygamber efendimiz zamanında Medine’yi düşünelim. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, putperestler aynı coğrafyada ortak bir anayasa etrafında bir araya gelmişlerdi. Daha sonra dört halifeler, Emeviler, Abbasiler, Osmanlılar bu modeli devam ettirmişlerdir. Endülüs Emevileri bu hususta çok meşhurdur. Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler beş yüz yıl birlikte yaşamışlardır. Hıristiyanlık tarihinde ise varlık mücadeleleri din savaşlarına yol açmış, medeniyet sınırları mezhepçi anlayışla çizilmiştir. Sonrasında Batıda sekülarizmle gelen modern yapılı devletlerde de bu sefer milliyetçiliğin, sosyalizmin, faşizmin kapalı medeniyetlerine şahitlik edilmiştir.”

Çok medeniyetli toplum yönetiminin, İslam tarihinde sadece deneysel bir kazanım olmadığını belirten ve bu anlayışın İslam hukuku içerisinde temel bulduğuna dikkat çeken Şentürk şunları aktardı: “Fıkıh ve siyer kitaplarında çok kültürlülüğün, çok dinliliğin yönetimine dair birçok örnek görmek mümkündür. İslam hukukunda ‘ismet’in âdemiyetle olduğuna dair temel bir kaide mevcuttur. Yani bütün insanlar, sırf insan oldukları için; dinine, ırkına, rengine, coğrafyasına bakılmaksızın dokunulmazlık haklarına sahiptirler. Bunun sebebi de yine fıkıh içinde cevabını bulur. İmtihanın gerçekleşebilmesi herkes için hürriyet şartına bağlıdır. İmtihanın tahakkuk edilebilmesi için, sonuçlarına katlanmak şartıyla, hata yapma hakkı var olmalıdır. Bu da evrensel manada bütün insanlara hürriyet ve dokunulmazlık hakkının verilmesiyle sağlanabilir. Bu sebeple İslam Medeniyeti, diğer medeniyetlerin kapalı bir model benimsedikleri zamanda açık medeniyet rolü üstlenebilmiştir.”

Biz insanlığa farklılık yönetimini öğretebiliriz

İki yüz yıldır tekrar ede geldiğimiz “Batıdan ne alabiliriz” sorusunun artık tersten sorulması gerektiğinin altını çizen ve var olabilmenin katkıda bulunmakla mümkün olabileceğini belirten Şentürk, “şimdi bu küreselleşme sürecinde, İslam Medeniyetinin, Müslümanların rolü ne olacaktır? Evet, dünyada İslam yükselmekte, Müslümanların sayısı artmaktadır. Ancak İslam’ın yükselmesiyle insanlık ne kazanacaktır. İki yüz yıldır 'Batıdan ne alabiliriz' diye sorup duruyoruz. İlmini mi, ahlakını mı, yoksa ikisini de mi alalım veya hepsini red mi edelim. Artık yeni bir soru soralım ve Batıya, hatta bütün insanlığa ne verebiliriz diye düşünelim” dedi.

Bu soruyu İslam âleminin, çok kültürlülüğü idare edebilme tecrübesiyle cevaplandırabileceğini de belirten Recep Şentürk, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “İşte biz insanlığa farklılık yönetimini öğretebiliriz. Çünkü biz hiçbir medeniyetin sahip olmadığı, Hindistan’dan Endülüs’e kadar çok çeşitli medeniyetleri bir arada tutabilecek bir yönetim tarzına, bunun hukukuna, felsefesine ve tecrübesine sahibiz. Bu birikim ve İslam hukukunun getirdiği ‘öteki’ tanımı başka hiçbir medeniyette ve hukuk sisteminde yoktur. ‘Yaratılanı yaratandan ötürü sevme’ yaklaşımı dünyanın başka hiçbir felsefesinde yoktur. Aristo’da yoktur. Eflatun’da yoktur. Hegel’de veya Marx’da da yoktur. İşte biz bu birikimimiz ve açık medeniyet vizyonumuzla hem Müslümanlar hem Türkler olarak insanlığa böyle bir katkıda bulunabiliriz”.

 

Yasin Sıbgatullah Bostancı notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2015, 17:43
banner12
YORUM EKLE

banner19