İslam medeniyetinin inşası nasıl başladı?

Mahmut Kanık, güzel kitapların, güzel çevirilerin müellifi. Mahmut Hoca, geçtiğimiz günlerde 'Edebiyat ve Medeniyet Üzerine' bir sohbet verdi Emir Buhari Kültür Merkezi’nde. Ahmet Serin yazdı.

İslam medeniyetinin inşası nasıl başladı?

 

 

Mahmut Kanık, güzel kitapların, güzel çevirilerin müellifi. Özellikle de elinin dokunduğu yapraklarına gülsuyu damıtılmış o güzel çevirilerin elimizin altında olması hangimizi memnun etmiyor ki? Bir uzun yolun kısa soluklu duraklarında, başımızın üstünde bizi yakıcı güneşten koruyan serin yaprakların hışırtısı altında mesela “İbn-i Arabî’nin Günlük Duaları”nı okumak ya da “Niceliğin Egemenliği” de neymiş diye aklımızı tırmalayan merakımıza cevap aramak…

Uludağ Üniversitesi’nde akademisyenlik yapmanın yanında, sessiz sedasız, güzel işler yapıyor Mahmut Kanık. Durmadan üretiyor: Kitap üretiyor, sohbet üretiyor, dostluk üretiyor. Gökyüzüne güvercinler salıyor o mahcup ve mütevazı bağrından.

İşte bu Mahmut Kanık, bildiğimiz Mahmut Kanık Hoca yani, Emir Buhari Kültür Merkezi iki bin on dört yılı sohbetlerinin ilk konuğuydu 1 Şubat Cumartesi akşamı. Mahmut Kanık, bir ayağını Türkiye’nin bereketli topraklarına sağlam bir şekilde basarak hem düne hem yarına, hem ufuklara hem de toprağın bağrına doğru bir yolculuğa çıkardı dinleyenleri. Şu cümleler, Mahmut Kanık Hoca’nın, “Edebiyat ve Medeniyet Üzerine” başlıklı sohbetinin özetidir.

Burada bir kitap yazılıyor…

Sözlerine, Emir Buhari Kültür Merkezi Sohbetleri’nin başlangıcındaki niyete bir göndermeyle başlayan Mahmut Kanık, konuşmasına, Bursa’daki bu entelektüel altyapılı sohbetler hakkında bilgi vererek devam etti. Mahmut Kanık, “Geçen sene sohbetler, ‘Burada bir kitap yazılıyor, bu da onun önsözüdür.’ cümlesiyle başlamıştı. Evet, gerçekten de artık burada bir kitap yazılıyor. Ben de bu kitabın yazılışına katkıda bulunmaya çalışıyorum. Mesela Bursa çeşmelerinin kitabelerinde yatan dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalıştım.” Diyerek, herkesin yaşadığı şehre ve üyesi bulunduğu kültüre dair bir şeyler yapması gerektiğini ima etti.

Temeller Yeşil Cami’de atıldı

Sohbet geleneğinin, bize atalardan miras kalan güzel bir gelenek olduğunun altını çizen Mahmut Kanık Hoca, Bursa’da kendisinin de dâhil olduğu sohbet halkalarının geçmişi hakkında da şunları söyledi: “Aslında biz Bursa’da edebiyat/medeniyet sohbetlerine, ilk kez bin dokuz yüz yetmiş dokuz yılında, Yeşil Cami’de başladık. O tarihten beri de Bursa’da sohbet halkaları kuruluyor. Bu sohbet halkaları bizden önce vardı, bizden sonra da olmalı. Bu sohbet halkaları, çölde bir kervanın yürüyüşü gibidir. Bu kervan, medeniyet yolculuğunu sürdüren bir kervandır. Yolculuk boyunca bu kervana katılanlar da olur, ayrılanlar da… Ama önemli olan bu kervanın yürümesidir. Bu yürüyüş aynı zamanda Simurg’un yolculuğu gibidir, her katılanın mutlaka bir şeyler kazanacağı, rıza yolculuğudur.”

Entelektüellere görev düşüyor

Bireylerin yolculuğu olduğu gibi edebiyatların, ülkelerin ve medeniyetlerin de yolculuğu olduğunu söyleyen Mahmut Kanık, toplumun yürüyüşü için özellikle entelektüellere büyük iş düştüğünü şu sözlerle açıkladı: “Şu anda İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun halini, özellikle gönül insanları ve entelektüeller görmeli, bu durumdan nasıl kurtulmak gerektiğini de yine onlar söylemeli. Bunu, özellikle de edebiyatçılar yapmalı. Çünkü onlar, olağanüstü sezgileriyle her zaman için toplumun önündedirler. Burada topluma da, kendilerine öncülük yapan bu diriliş erlerini anlayıp onların değerini bilmek gibi bir görev düşüyor.”

Üç kıvılcım çakar, fetihlerin kapısı açılır

İslam’ın yürek fetihlerinin kıyamete kadar devam edeceğini bir hadis naklederek söyleyen Mahmut Kanık, bu yürüyüşü engelleyenlerin her zaman olacağını söyledi. Dünya üzerinde şu ana kadar kayıtlara geçmiş yirmi sekiz medeniyet olduğunu söyleyen Mahmut Kanık, hiçbir yürüyüşün kolay olmadığını, hatta bazen içimizden birilerinin engellemelerine rağmen devam ettiğini belirtti. Hendek Savaşı’nda yaşanan olayı ve bu olayla ilgili Peygamber müjdesini, günümüzle de ilgisini kurarak şu sözlerle anlattı: “Hendek Savaşı’nda, hendek kazılırken bir türlü parçalanamayan bir kaya parçasına denk gelinir. Sahabe de bunu Peygamberimize söyler. Peygamberimiz ilk kazmayı kaya parçasına indirdiğinde bir kıvılcım çakar ve Peygamberimiz, “Şam’ın anahtarları bana verildi.” der. İkinci kazmada da bir kıvılcım çakar ve Peygamberimiz bu kez de, “Bana şu an Fars ülkesi verildi.” der. Kayayı da parçalayan son kazma ve son kıvılcım çaktığında Peygamberimiz, “Yemen’in anahtarları bana verildi.” der. İşte bu olayla birlikte İslam medeniyetinin inşası başlamış oldu.

Bu olayla Peygamberimiz, Müslümanlara bir ufuk verdi. Bu ufukta, dünyayı etkileyen birçok Müslüman yetişti. Müslümanların dünyayı çepeçevre kuşatan yürüyüşleri Viyana kapılarında durduruldu. Bu yürüyüş durdurulmasaydı, o güzel fethin altına girmeyen hiçbir yer kalmayacaktı. Ama dünyada tek medeniyet de biz değiliz. Fakat bizim farkımız, Sezai Karakoç’un da dediği gibi, yüz ağartıcı bir medeniyet olmamızdır. Bilindiği gibi Sezai Karakoç, İslam medeniyeti için, “Müslümanlar, yeryüzünün yüz akıdır.” der. Ama unutmamalı ki yeryüzünde savaşlar ve engellemeler devam ediyor. Bizim şu anki halimizi yine bir başka şair, Arif Nihat Asya, “Gölgesinin çelme taktığı bir adam” dizesiyle ifade ediyor. Ellerimizde, düğümlenmiş bir ip var. Bu ipi biz, Büyük İskender gibi ipi yok etme pahasına kılıçla kesemeyiz. Parmak uçlarımızın kanaması pahasına ellerimizle çözmeliyiz çünkü bu ip bize lazım. O ip, Allah’ın bize sımsıkı sarılın dediği İslam’dır. İşte mütefekkirler, gönül erleri ve edebiyatçılar da bize o ipin nasıl çözüleceğini gösteren kişilerdir.”

Mahmut Kanık, medeniyet yolculuğu adını verdiği bu yolculun sürmesinin önemli olduğunu vurgulayarak sözlerini noktaladı.

 

Ahmet Serin bildirdi

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2014, 10:42
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13