İslam düşüncesinde ahlâk nerede duruyor?

İsmail Kara, Pendik’te yaptığı konuşmada çağdaş İslâm düşüncesi ile ahlâk kavramı arasındaki bağı anlattı.

İslam düşüncesinde ahlâk nerede duruyor?

 

25 Nisan Perşembe günü İsmail Kara Pendik’te çağdaş İslam düşüncesiyle alâkalı konuştu. Birkaç aydır düzenli olarak, İsmail Kara ile devam eden bu buluşmaların bu ayki ayağında Kara, konuşmacılara çağdaş İslâm düşüncesi ile ahlâk kavramı arasındaki bağı açıkladı.

Ahlâk dinin 3 temel alanından biri!

Ahlâk kavramının çağdaş İslâm düşüncesindeki önemli yerini açıklamak üzere İslâm ahlâkını anlatmakla söze başladı konuşmacı. ‘Ahlâk’ın, sırasıyla itikat ve ibadetten sonra dinin 3 temel alanından biri olduğunu söyleyen İsmail Kara, hukukla ahlâkın iç içe olduğunu söyledi. Yapılan sıralamada dinin amacı- maksadı- ulaşmak istediği hedefi açısından tasnif yapılmaya kalkışılırsa ahlâkın birinci sırada durabileceğini ekledi. Dolayısıyla ‘inançların ve ibadetlerin ahlâka doğru akan bir nehrin başı’ olabileceğini belirtti. Ahlâkın önemini bu şekilde anlattıktan sonra bu kavramın ne olduğunu anlatmaya geçti Kara.

Birkaç ‘ahlâk kademesi’nden bahsedilebileceğini söyleyen İsmail Kara, Kur’an-ı Kerim ve hadis merkezli bir ahlâkın nasıl özetlenebileceğini sorguladı. Bu doğrultuda, hadis olarak da rivayet edilen bir metinden bahsetti: ‘Allah’ın emrine riayet ve saygı, Allah’ın yaratıklarına şefkat’. Bu iki maddenin ahlâk denilen şeyi özetleyebileceğini söyleyen konuşmacı, bunları mercek altına almak gerektiğini söyledi.

Nedir ahlâk?

“Allah’ın emirlerini yüceltmek ve ululamak. Allah’ın emirlerinden kasıt nedir diye sorduğumuz zaman, tahmin edebileceğiniz üzere bu çok geniş bir alandır” diyerek dinleyiciyle beraber sorgulama yapan İsmail Kara, bu alana ibadet, iman ve hatta geniş yorumlandığı takdirde Allah’ın koyduğu tabiattaki dengeleri korumak alanlarının da girebileceğini söyledi.

Allah’ın yaratıklarına şefkat meselesine de değinen Kara, bu ‘yaratıklar’ın kim olduğunu sordu ve ahlâk açısından ilk akla gelenin insan olduğunu söyledi, sonra da ekledi: “Burada dikkatinizi bir şeye çekmek isterim: zaten günlük dilde ‘ahlâk’ dediğimiz zaman insanlarla olan münasebetlerde uygulanacak olan kuralları anlarız, öncelikli olarak. Fakat ahlâk bununla sınırlı değildir.” İnsanlarla olan münasebetin, ahlâkın yalnızca bir parçası olduğunu belirten konuşmacı, bunun yukarısı ve aşağısı, ayrıca insanın yanında duran unsurları olduğunu söyledi. Dar manasıyla insanın diğer insanlarla münasebetlerinin ahlâkı tanımlamada kullanılabileceğini söyleyen İsmail Kara, bunun yanlış olmadığını söyledi; fakat ahlâkın çok daha geniş bir alan olduğunu hatırlattı. Allah’ın yarattığı varlıkların başında elbette insan olduğunu söyledi ve hayvanların ve bitkilerin de unutulmaması gerektiğini ekledi. Çiçek seven insanların çiçeklere olan şefkatini ve köyde yaşayan kadınların hayatlarının bir parçası olarak ‘çiçek’, ‘ağaç’, ‘bitki’ unsurlarının mevcut olduğunu belirten Kara, bunların aşağısında bizim cansız dediğimiz varlıkların mevcut olduğunu söyledi. Taşların Allah korkusundan yuvarlandığı ifadesinin Kur’an’da geçtiğini hatırlatan İsmail Kara, bunun benzetme mi hakikat mi olduğunu sordu dinleyicilere (bahsi geçen ayet Bakara Suresi’nin 74. ayeti- E.E.).

Ahlâkın bir kişinin Allah ile, hatta meleklerle, insanlarla, hayvanlarla, bitkilerle ve bunun altındaki cansız varlıklarla münasebetlerini düzenleyen bir alan olduğunu söyledi ve bu alanların hepsinin dini olduğu ekledi. Hayâ- haya etmek örneğini veren Kara, ‘utanmak’ anlamına gelen bu kelimeyi sorguladı ve kimden utanılacağını sorguladı. Hayâ kavramının modern dönemde oldukça yara alan bir kavram olduğunu belirten İsmail Kara, Allah’tan hayâ etmeyen bir insanın diğer varlıklardan hayâ etmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.İsmail Kara

Ninelerimiz meleklerden dâhi hayâ edermiş

Kültürel bazı meselelerden bahsetmek gerektiğini söyleyen İsmail Kara, meleklerden hayâ edilip edilemeyeceğini sordu katılımcılara ve bir örnek verdi, eski annelerimizden- babaannelerimizden. Dinen bir mecburiyeti olmamasına rağmen eskiden hanımların başı örtük olarak yattığını söyleyen Kara, mahrem olmamasına rağmen niye böyle bir harekette bulunulduğunu merak ettiğinde aldığı cevabın meleklerin görmesiyle alâkalı bir mesele olduğunu aktardı. İnsanın meleklere karşı böyle bir mükellefiyetinin olmamasına rağmen böyle bir durumun mevcudiyetini ahlâk alanının ‘yukarıdan aşağıya’ doğru inmesiyle ve dolayısıyla ‘melek kademesine’ de uğramasıyla alâkalı olduğunu söyledi.

İnsanların birbirleriyle ilişkilerinin ahlâkla olan bağlantısını da anlatan Kara, temel ahlâk kavramlarından biri olarak ‘hürmet’i ve ayrıca ‘mahremiyet’ kelimesini hatırlattı. Bunların aynı kökten geldiğini söyleyerek aralarındaki ilişkiyi belirten konuşmacı, evin ve caminin içine ‘harem’ denmesinin ve Kabe’ye ve Mescid-i Nebevî’ye de Harem-i Şerif denmesinin aynı anlam dairesi içinde bulunduğunu söyledi ve ekledi: “Buralarda hürmet vardır, mahremiyet vardır; herkes giremez buralara, her durumda girilmez bu bölgelere.”

Daha sayılabilecek birçok kavram olduğunu söyleyen İsmail Kara, bunların insan- insan ilişkilerini düzenlediğini belirtti. İslâmî ilimler içerisinde farklı bir temel ahlâk terimleri tasnifinin geliştiğini hatırlatan Kara, bunun daha çok ahlâk felsefesiyle alâkalı olduğunu belirtti.

Burada yer vermediğimiz birçok konu hakkında detaylı ve değerli sorgulamalarda bulunan İsmail Kara, çağdaş İslâm düşüncesinde ahlâkın ne kadar önemli bir yer tuttuğunu anlattı, örneklerle dinleyicinin kafasında önemli şeylerin canlanmasına vesile oldu. Soru cevap kısmıyla da konuşma, biraz daha spesifik meselelerle devam etti.

 

Esad Eseoğlu aktardı

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2013, 09:15
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
brcrtk
brcrtk - 6 yıl Önce

Allah razı olsun bu yazıyı paylaşandan.

banner19

banner13