İslam Avrupa fikrinin merkezine getirilmeli

Nilüfer Göle, ‘Bir Fikir Olarak Avrupa’ konuşmaları kapsamında Avrupa’nın bir ‘kimlik’ten bir ‘fikir’e dönüştürülmesinden bahsetti.

İslam Avrupa fikrinin merkezine getirilmeli

 

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve İstanbul Şehir Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği “Bir Fikir Olarak Avrupa” konuşmalarının dördüncüsü, “Avrupa’yı Yapıbozuma Uğratmak, İslam’ı Yeniden Merkez’e Koymak” (Decentring Europe, Recentring Islam) başlığını taşıyordu. İstanbul Şehir Üniversitesi’nin Altunizade kampüsünde geçtiğimiz günlerde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak Prof. Dr. Nilüfer Göle katıldı.Nilüfer Göle

“Kimlik”ten “fikir”e Avrupa

Nilüfer Göle, “Bir Fikir Olarak Avrupa” inisiyatifini tebrik ederek sözlerine başladı. Cümleyi yapıbozuma tabi tutmaya çalıştı Göle; “Bir Fikir Olarak Avrupa”. Avrupa kim, ne, nerede başlayıp nerede biter, ne zaman gibi sorularla... Meseleyi ele alırken 3 boyutun ihmal edilmemesi gerekliliğine değindi: geçicilik (temporality), fiziksel sınırlar (territory) ve özne (subject).

Avrupa’nın bir fikirden çok bir kimlik haline geldiğinden bahsetti Göle. Türkiye’nin AB üyeliği süreci de bu kimlikleşmeyi hızlandırdı. Göle’ye göre, Türkiye’nin AB üyeliği, bir Avrupa kimliği meselesi haline dönüştü. Bu süreçte, evrensel kimlikler yerine, ayrımcılık kokan bir Avrupalı kimliği oluşturdu Avrupa. İşte bu yüzden, entelektüel bir paradigma değişimine, Avrupa’nın bir kimlikten bir fikre dönüşmesine acilen ihtiyaç var.

Türkiyeli entelektüellerin “Bir Fikir Olarak Avrupa” gelişimine katkısı nasıl olabilir?

Göle bu aşamada, Türkiyeli entelektüellerin bu “fikirleşme” sürecine katkıda bulunup bulunamayacağını tartışmaya başladı. Ona göre, Türkiyeli entelektüeller aşırı apolojetik tutumlarını bırakıp, kendi tarihlerine, medeniyetlerine, örnek olarak Osmanlı’nın millet sistemine bakarak Avrupa’nın fikirleşme sürecine katkıda bulunabileceklerdir.

Bir kimlik olarak Avrupa’nın çözülme (decentralization) ameliyesinden sonra, Türkiyeli entelektüellerin de katkılarıyla İslam’ın yeniden, bir fikir olarak Avrupa’nın bugününe getirilmesi (recentralization) gerekiyor Göle’ye göre.

İslam, Avrupa fikrinin merkezinde olmalı

Tarık Ramazan’a benzer şekilde, İslam’ın kenarda köşede kaldığında Avrupa kimliğince sorunlu görülmediği, fakat şehrin merkezine geldiğinde, sosyal-siyasal alanda görünür hale geldiğinde sorun olmaya başladığını ifade etti Göle.

Bu noktada oldukça ufuk açıcı bir örnek vererek devam etti konuşmasına Göle. Avrupa, Berlin Duvarı’nın yıkılması mıdır, yoksa Mostar Köprüsü’nün yıkılması mıdır? Ya da Berlin Duvarı mı Avrupa’dır Mostar Köprüsü mü? Göle, Mostar Köprüsü’nün hem tarihsel, hem estetik açıdan “bir fikir olarak Avrupa”nın tam da merkezinde yer alması gerekliliğine değindi. Fakat Berlin Duvarı’nın (ya da duvarın yıkılmasının) neden Avrupa’yı temsil edemeyeceği konusuna açıklık getirmedi. Göle’nin Mostar’ı “bir fikir olarak Avrupa”nın merkezine yerleştirmesi hoşa giden bir durum ama bunu söylerken sarfettiği “hem tarihsel hem estetik açıdan” gerekçesi, -Berlin Duvarı’nın neden merkeze oturtulamayacağını açıklamaması gibi- pek de tatminkâr bir açıklama gibi gözükmedi.

Nilüfer Göle konuşmasını bitirirken, Bakhtin’in kronotop kavramına atıfla (Mikhail Bakthin’in “kronotop” kavramı, zaman/mekân ilişkisine bakar. “Chronos‟ zaman, “topos‟ mekân, yer demektir. Buna göre, bir sanat eserinde zaman ve mekân birbirinden ayrı düşünülemez bir bütündür.”) “Avrupa’yı anlamak için zaman ve mekânı ihmal etmemek gerek” dedi.

 

Abdullah Taha Orhan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2012, 11:54
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13