İnsansız müzeşehir istemiyoruz!

İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde 'Kültür Ekonomisi' konuşuldu.

İnsansız müzeşehir istemiyoruz!

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Ticaret Üniversitesi merkez binasındaydım. Yani Haliç’in en güzel kıyısına kondurulmuş Süleymaniye’ye geçit vermeyen o çirkin binalardan birinde. Bilmeyenlere bu binanın İstanbul Ticaret Odası Merkezi olarak yapıldığını hatırlatalım.

Neyse efendim, üniversiteye gidiş nedenimiz “2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul ve Kültür Ekonomisi”  başlıklı toplantıyı izlemekti. Dekan Prof. Dr. Münevver Turanlı’nın açılış konuşması başladığında, programda yarım saat içinde beş kişinin daha konuşacağını okuyordum. Bakan da dâhil beş kişi, mümkün değil! Bakan’ın bu toplantıda olması bana pek anlamlı gelmedi. Nitekim de gelmemiş. İllaki Bakan’ın gelmesi şart mıdır?

Protokol konuşmaları tebliğ kıymetindeydi.

İTİCÜ Rektörü Sabri Orman Hocamız bu güzel toplantının ev sahibi olarak konuştu.

Tabii konuşmalar uzadı da uzadı. Program akışı da değişti. Protokol konuşması kısa olur. Her konuşma bir tebliğ değerindeydi. Bu tür toplantılarda bir sunuş, bir de en üst düzey misafirin konuşması yetmelidir diye düşünmüşümdür hep.

İstanbul 2010 Avrupa Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç, ajansı tanıtan ve başlangıçtan bu güne yapılanları anlatan bir sunum yaptı. Sunumdan aklımda kalan başlıklar şöyle: Avrupa Kültür Başkenti Ajansında namütenahi akan bir para musluğu yok. Tas yerine kazanını kapıp gelen dolduracağını sanıyor. Proje tasını kurallara göre alıp gelen ise tasını dolduruyor ve bu tas bereketli. İyi hazırlanmış, bütçesi gerçekçi adam gibi projelere kurumun şiddetle ihtiyacı var. Ajansa sunulan 2273 projenin 1793 tanesi yönetim Kurulu’nda değerlendirilmiş. Maalesef sadece 497 tanesi kabul edilip 1296 tanesi reddedilmiş. Mama dağıtılıyor sanıp adam gibi proje hazırlamadan uyduruk dosyalarla gelen proje sahipleri reddedilmenin acısını medyadaki patırtılarla çıkarıyormuş. Altını tekrar çizelim: Amaca uygun spekülatif bütçeli olmayan düzgün projeleriniz varsa çekinmeden korkmadan vakit geçti demeden ajansın kapısını çalabilirsiniz.

 

9950
Erhan Erken

Kelimelere yüklediğimiz anlamlar

İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Erhan Erken “Kelimeler ve Kavramlar” üzerinden bir giriş yaparak, “Kelimelere hepimiz aynı anlamı mı yüklüyoruz?” diye sordu salonda. Gençlerin ilgisi hoşuma gitti. Sanırım konuşmacıların da. Cemil Meriç’e ve “irfan” kavramına atıfta bulundu. Medeniyetimizin insan için insan tarafından geliştirildiğini hatırlattı. İnsanı olmayan insan ve şehir ilişkisi kopmuş coğrafyalara vurgu yaptı ve insansız müze şehir İstanbul tehlikesine işaret etti. “İstanbul’da yaşayan insanların öldüklerinde cenazelerinin İstanbul’dan alınıp götürüldüğü bir şehir olmaktan çıkması için çalışmalıyız,” diyerek özetledi. Elindeki notlar başlı başına bir tebliğ yoğunluğundaydı. Erhan Bey’den talebim Üniversite’de bu konuya odaklanan, şehir ve insan ilişkisini masaya yatıran bir sempozyum planlamalarıdır. Ama protokol konuşmaları olmasın.

 

“Şehri yaşat ki insan yaşasın!”

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de, Eminönü-Fatih birleşimi ile ilgili bilgi verdi. İnsan yaşamayan bölgelerin zamanla yıprandığını, içinde insan yaşayan bir Yarımada arzu ettiklerini anlattı. Bütçelerinin yetersizliğini ifade etti. İnsanların ve tüccarların herkesin tarihi yarımadanın geçmişini ve geleceğini tüketmekle meşgul solduğunu, bu sıkıntıları çözmeye çalıştıklarını anlattı.

Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan da konuşmasında, Tarık Buğra’nın Şeyh Edebali’ye söylettiği “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın,” sözünü,  “İnsanı yaşat ki şehir yaşasın, Şehri yaşat ki insan yaşasın,“ şeklinde yorumladığını anlatarak başladığı konuşmasında, Columbia Üniversitesi Profesörü Saskia Sessen’in “Stratejik şehir ve yaratıcı zümre” adlı makalesine dikkat çekti. Ve bu makalenin ana fikrinin İbn’i Haldun’un 600 yıl önce, “Şehirlerarası iş bölümünün esası doğal kaynaklar değil, şehir ahalisinin sahip olduğu becerilerdir,” şeklinde ifade edildiğini de bize hatırlattı.

Haldun Hürel Bey en çok alkış alan konuşmasında, İstanbul’un tarihi eserlerinden ve mekânlarından örnekler vererek imdat çağrısı yaptı. Mimar Sinan eseri medresenin duvarına “buraya çöpü akşam dökün” yazısı yazıldığını anlattı. Nur-u Osmaniye Camii’nin bahçesinde bir futbol sahası olduğunu bilen, Sokullu Camii’nin duvarına çakılmış basketbol potası görmüş bir kişi olarak tabiî ki buna şaşırmadım. Haldun Hürel Hoca’nın genç öğrencilerin en fazla ilgi gösterdiği konuşmacı olduğunu koridorda da gözlemledim.

Prof. Dr. Işık Aydemir konuşurken salonda mırıltılar artmıştı. Yanımdaki koltuk komşuma hocayı çekiştirdim, “Bu anlatılanları görselle sunsaydı ya,” diyerek. O sırada hocanın görsellerinin de var olduğunu öğrendik ve seyrettik. Dünyadaki önemli mimari eserlerin şehre kattığı değerleri örneklerle anlatınca konuşması tatlandı.

Binanın en üst katındaki yemek salonunda Süleymaniye’yi seyrederek bir öğlen yemeği yedikten sonra toplantıya veda ettim.

Umarım Üniversite bu toplantıdaki konuşmaları bir kitapçık olarak yayınlar ve yararlanırız.

“2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul ve Kültür Ekonomisi”  başlıklı toplantı fotoğrafları için tıklayınız.

 

Mehmet Ali Kutbay Haliç kıyısından bildirdi.

Güncelleme Tarihi: 30 Aralık 2009, 09:25
banner12
YORUM EKLE

banner19