İnsanlar katledilirken 'mücadeleye hayır' mı?

‘İslami Açıdan Vicdani Ret’ panelinin vicdanî ve İslami çelişkisi neydi?

İnsanlar katledilirken 'mücadeleye hayır' mı?

 

Yaklaşık yarım saatlik bir gecikmeyle de olsa yetiştim Mazlumder İstanbul Şubesi’nde düzenlenen “İslami Açıdan Vicdani Ret” konulu panele. En öndeki iki koltuk hariç her yer doluydu. Kalemim vardı fakat not defterciğimi yanıma almayı unuttuğum için telefonun mesaj kısmından not alıyordum gerektiği zaman.

İlk şaşırdığım durum panelin isminden de anlaşılacağı gibi vicdani ret’in İslam’da yerinin ne olduğu, nasıl bir bağlantı olduğu, hangi alanlarda ve nasıl bir uygulanabilirliği olduğunun anlatılmaması oldu. Bu konu anlatıldı mı diye sorduğumda, “hayır” cevabı geldi ve ben de “bu uzun ve önemli bir konu” diyerek  “geçiyorum” dedim. Lakin adı “İslami Açıdan Vicdani Ret” olan bir panelde ‘vicdan’ın İslam ile birliği, vicdani ret’in iman ile bütünlüğü ve nerde ayrılması gerektiğine değinilmemesi çok garibime gitti!

Müslümanlar katledilirken silahlı mücadeleye nasıl hayır denir?

Çelişkinin en yüksek boyutu “Savaş Karşıtlığı ve Cihad” konusu işlenirken yaşandı. Cihad ayetleri okunurken -ki bu ayetlerin birçoğunda ‘birebir çarpışmak, fiilî cihad, vuruşmak, öldürmek’ geçer- aynı zamanda savaş karşıtı olma gerekçesinin yaşadığımız ülkedeki laik ve demokratik bir sistemde nasıl olabileceğinin açıklaması başladı gibi olurken bir anda bitiverdi.Muhammed Serdar Delice

Özellikle de vicdani retçi Muhammet Serdar Delice’nin konuşmasında “hiçbir savaş olumlu değildir, benimsemiyorum, silahlı mücadeleye hayır, çünkü mümkün değildir” vurguları çok havada kaldı. Bununla beraber cihadın hangi boyutunda olunduğunun açıklamasının yapılması gerekiyordu. Diğer yandan “tağut”, “cihad”, “mücadele”, “inanç” ve “iman” kelimelerini kullanıp sunum yapan ama aynı zamanda silahlı mücadeleyi kabul etmeyen ve Müslümanların en adi şekilde katledildiği bu çağda savaşın ve silahlı mücadelenin imkânsızlığını savunan bir Müslümana hayatımda ilk defa rastladım diyebilirim.

Konuşmaların daha öncesinde Nebiye Arı’nın peş peşe okuduğu ayetler vardı ama üzerinde hiç düşünülmedi. O da bunun üzerinde durmadı zaten. Yalnız kafa patlatılması gereken bir ara cümle vardı ki kimse sorgulamadı bile bunu: Zenginlerin cihada gitmemek için Allah’ın Resulünden izin istemesi ve bedelli askerlik birbiriyle nasıl bağdaşıyordu veya benzer şeyler miydi ya da yanlış bir algılama mı vardı?

Ümmet coğrafyasındaki işgaller neden görmezden geliniyor?

Yine aynı konular çevresinde dolanırken Muhammet Serdar Delice’nin bir haykırışı ile uyandım! Bütün Müslümanlar birbirini kırıyor, Afganistan’da, Irakta, Suriye’de, Libya’da… Üstelik birbirini kırma işini “cihad” ile yapıyorlar! Bunlar söylenmeden önce Afganistan tarihine bakılmalı, hiç değilse 1979 den beri süregelen savaşların değerlendirmesi yapılmalıydı. Taliban-Karzai çatışması oyun olarak söylenir de Amerikan işgali niye ağza alınmaz ki?

Irak’la ilgili, Saddam dönemi ve Birleşik Krallığın 1971'de bölgeden çekilmesi ile başlayan süreç ya da savaş dönemleri özetlenerek yorumlanmalıydı. Keza Irak’ta da iç çatışma ve oyun oynanıyor çabası var da Amerikan işgali niye ağza alınmaz ki?

Ve Libya’nın Amerika ve İtalya ile savaşını görmezden gelip NATO karşıtı olup da NATO’nun Libya müdahalesine bir şey demeden Libya halkını suçlamak nasıl bir vicdanı gerektiriyor?

Enver AydemirVicdani ret’in vicdansızlığı mı?

Ben “Suriye de 14.500 ölü var, görüşünüz nedir?” derken “bak işte sen de dedin ya, ölü!” demek hangi vicdana sığar. Karısına, kızına, küçücük çocuklara tecavüz ve katliamları önlemek için savaşanları görmezden gelmek, “bunlar silah ile olmayacak şeyler” demek, vicdani ret’in vicdansızlığı olmuyor mu şimdi?  Daha da ileri gidip işgale karşı kendisini savunanları, katliam ve işkenceli tecavüzlerden korunmak isteyenleri, çocuk katillerini, insanlığını ve vicdanını korumak isteyenleri ve silah ile çözüm arayanları “tekfir” etmeyi ben hiçbir vicdan tanımlamasına sığdıramadım ve bu anlayışın nasıl bir Müslüman anlayışı olduğunu çözemedim.

Neyse ki Enver Aydemir vicdanı ret’in Türk-Kürt-TSK-Devlet ilişkisine biraz vurgu yaparak konu bütünlüğünü korumuş oldu.

Neyse ki Enver Aydemir herkesin büyük bir çelişkide olduğunu söyleyerek durumu özetledi.

 

Mustafa Kadir Çelik değindi

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2012, 12:18
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
tespih
tespih - 7 yıl Önce

telefonla not tutulmasına rağmen arkadaş güzel analiz etmiş

ali sözer
ali sözer - 7 yıl Önce

Keyifle okudum, ikna edici bir analiz.Vicdani ret değil de vicdani sindirilmişlik resmen..

 Ali Yaşkın
Ali Yaşkın - 7 yıl Önce

Vicdani Ret diyen arkadaşların kafa karışıklığı var bu topraklara aidiyet duygusu olarak. Vatan nedir? sorusunun cevabını İslâm'ın içinde bulabilmiş değiller. TSK, sistem, laiklilk vs. den önce arkadaşların şu soruya cevap bulması hayati derecede önemli. Burası Dar'ul İslâmm mı değil mi? Burası Dar'ul İslam. Birinci Meclis'e bakmak dahi bunun için yeterli. Sitemin türlü ceberrutluklarına 1937'de sabitlediği laikliğe rağmen bu ülke dar'ul İslam.

Yavuz Selim Güneş
Yavuz Selim Güneş - 7 yıl Önce

Mustafa Kadir kardeşimiz çok meraklı ise kendi gidebilir askere. Şimdiden hayırlı tezkereler.

Mustafa Kadir Çelik
Mustafa Kadir Çelik - 7 yıl Önce

Yazıda anlattığım sorun algılanamadı galiba: "Nasıl bir vicdan" sorgusunu getirmek istedim ben. Vicdanın vicdansızlığını anlatmak istedim. Vicdan nasıl ideolojikleşir bunu göstermek istedim. İdeolojik vicdan elbetteki ölümleri birbirinden ayırıp karşı tarafın vicdanını görmezden gelir. İdeolojik vicdan elbetteki kendi görüşünü dayatmak için diğerlerini tekfir edecek boyuta gelir.

Ruknettin Yaltıraklı
Ruknettin Yaltıraklı - 7 yıl Önce

Müslüman gençler okumuyor... Okumuyorken derken ilmi bir okuyuş yapmıyor. Kavramlara vakıf değiller. Sürekli Kur'an okumuyor ve üzerine düşünmüyorlar. Siyerden aldıkları tutarlı, bütüncül dersler yok. Hal böyle olunca birisi çıkıp "savaş karşıtı" oluyor. Bir diğeri "Dar'ul İslam" kavramını kullanıyor yaşadığı ülkeye. Kimse kullanılan kelimenin ardına düşmüyor. Vicdan, Vatan vb. kavramlar masum görülüyor. Zihnimizi işgal eden postmodern anlayışı farkedemiyoruz artık.

kesmecelerin hamdi
kesmecelerin hamdi - 7 yıl Önce

Yazar dahil yorumcular dahil herkesin kafası karışık.İslam'dan maksat mazlumlar için 'fisebilillah cıhat(svaş)'tır. Bu, bireyleri inanmadıkları savaşlarda ölmeye veya öldürmeye zorlamakla aynı şey değildir. Murat kapkıner'in bu konuda Taraf'ta yayınlanan derli toplu bir makalesi var. Tavsiye ederim. İnternette bulunabilir.

banner19

banner13