banner17

İnsan ya sözle ya gözle mayalanır

Niyazi Mısri Divanı okumalarında sadece birkaç mısra okumadık. Allah'a aşık bir gönlü yakından tanıdık.

İnsan ya sözle ya gözle mayalanır

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin değerli hocalarından Prof. Dr. Bilal Kemikli ile Türkiye Yazarlar Birliği Bursa Şubesi’nin organizasyonluğunda, Seyyid Usul Dergâhı’nda, bu sene yapılan Niyazi Mısri Divanı okumaları nihayete erdi. Aslında bu bir son değil bir gönül cengâveri ile devam edecek dostluğun sözleşmesiydi.

Niyazi Mısri DivanıOn üç ders boyunca, divandan on üç eserin yanında, o dersin mevzusu ile alakalı pek çok eser de okundu. Niyazi Mısri âşıkları, zor şartlar altında bile hep oradaydı. Özellikle, bol yağışlı soğuk akşamlarda dergâh, dinleyiciler açısından bereketliydi. Hatta bir akşam yaşı epey ilerlemiş bir amcamız, üstelik başından da yaralı olmasına rağmen sırf Niyazi Mısri’nin ismini duyup gelmişti. Herkes nasibince kabını doldurup gidiyordu. Peki, insanları sıcak evlerinde televizyonlarının başında oturmaktan alıkoyan neydi?

101 günlük çile

Bursa’nın yetiştirdiği, Bursa’dan gelip geçen pek çok ulu şahsiyetin olduğunu büyüklerimizden öğreniyoruz. Niyazi Mısri de bunlardan biri ve sıradan bir şair değil. Sadece ledünni ilimle yazmıyor. Müdekkik, yani tam bir araştırmacı. Şiirlerinde, akli ve nakli ilimlerle de meseleyi tahlil etmeye çalışıyor. Ehline sorulması gereken sırları, hayret nazarını uyandıracak manayı işaret ediyor. Hayalinde olanı değil bizzat yaşadıklarını aktarıyor.

Antalya’nın Elmalı kazasında bulunduğu dönemde hocası Ümmi Sinan, Ramazan ayında eline bir somun ekmek verip, insanları irşad etmesi için Ömer Paşa Camii’ne gönderip, elindeki ekmeği gündüz vakti yemesini söylüyor. Cemaat, hazreti ekmek yerken görünce önce dövüp sonra da hocasına şikâyete götürüyor. Hocası “Atın bunu hücreye diyor.” ve 61 gün ekmek su olmadan orada yaşıyor. Çıktığında Ümmi Sinan’ın kapısını çalıyor, kim o sorusuna “benim” diye cevap verince, kendisine kırk gün daha çile veriliyor. Kırk günün sonunda yine Ümmi Sinan’ın kapısını çalıyor. “Orda kim var?” sorusuna “O var!” dediğinde çilesi sona eriyor. Bu yüz bir günlük çilenin ardından bize, “Rumuz-ı enbiyayı vâkıfı esrar olandan sor/ Ene’l Hak sırrını candan geçüp ber-dâr olandan sor” diye sesleniyor.

Niyazi Mısri Divanı“İnsan ya sözle ya gözle mayalanır”

“Gel ey gurbet diyarında esir olup kalan insan/ Gel ey dünya harabında yatup gafil olan insan” beyiti ile başlayan şiirinden yola çıkarak insanın ontolojik olarak ne kadar yalnız bir varlık olduğunu ve hakiki yurdun, sevgilinin bulunduğu yer olduğunu öğreniyoruz. Hepimiz bu dünyada garibiz ve “Garip ölen şehiddir”. Dünya harabesinde garip, hayata tutunmak için çalışır ve şehre tutunarak ahreti kazanmaya bir yol bulur. Niyazi Mısri sofrasında “İnsan ya sözle ya gözle mayalanır” ve “kandili uyandırmak” hocamızın içimize sıkça attığı cümlelerdendi. Söz, can kulağını verip onu kendine mal edineni, göz gerçek bir Hak aşığını bulup ona teslim olanı mayalıyor. Vaktinden önce uyanıp can gözünü açabilenlere ve baktığı her şeye hakikat nazarıyla bakanlara da “kandili uyanmış” deniyor.

“Adavet kılma kimseye sana nefsün yeter düşmen/ Ki aslâ senden ayrılmaz ömür’ahir olunca tâ” Kurtuldum dediğin gün nefsinin eline düştüğün gündür. Eğer birinde bir fenalık görüyorsan o sensin, kusuru başkalarında arama. Düşman da dost da içimizde.

Prof. Dr. Bilal KemikliKöprü olmak

İki haftada bir, çarşamba akşamları gerçekleşen programda Hazret-i Mısri’nin önümüze açtığı sofralardan doyasıya nimetlendik. Aslında bu sene sükut orucuna niyetlenmiş Bilal Hoca. Fakat -kendisinin ifadesiyle- Mustafa Kara hocamızdan “konuş emri” gelmiş ki bu emir, bu hoş meclisin kurulmasına vesile olmuş. Dostluk karşılıklı bir gönül cereyanı ve alışveriş halinde olmaktır. Dostluğu kurmak kadar dostluklara köprü olabilmek de büyük bir meseledir. Gittiği her memlekette, yeryüzünün güzelliklerinden çok, yer altının zenginlikleri olan gönül erlerinin izini süren Bilal Hocamız, bizim için Hazreti Mısri’nin muhabbet kıyılarına uzanan bir köprü oldu.

Kimi zaman cümlelerin içindeki rumuzların peşine düştük, kimi zaman bir kavramın çeşitli boyutlarında dolaştık. Yılların birikiminin ve fikir işçiliğinin sonucunda hayret verici bağlantıların kurulmasını heyecanla müşahede ettik. İnsanın saf insan olarak çoğalması ve kendi içinde derinleşmesi için bu sohbet meclislerinin çoğalması şart. Hocamıza Allah’tan ömür bereketi, afiyet ve lisanına kuvvet diliyoruz.

 

 

Hülya Akar, aldığı feyizle yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2011, 20:13
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20