banner17

İnsan olmak gayret ister, düşünce çilesi ister

Metin Önal Mengüşoğlu’nun konuşmacı olduğu 'Bir Bilge Bir Şair' programının bu haftaki konusu, Türk düşünce hayatını da derinden etkileyen önemli bir sosyolog, önemli bir düşünür olan Ali Şeriati’ydi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor..

İnsan olmak gayret ister, düşünce çilesi ister

 

 

İbrahim Paşa Kültür Merkezi, Bursa’ya yakın zamanda kazandırılan yeni sohbet mekânlarından biri. BU merkezde düzenli olarak her hafta kâh bir edebiyatçı, kâh bir akademisyen, kâh bir düşünür konuk edilmekte; bu konuklar, uzmanı oldukları alanlarda düşüncelerini paylaşmaktalar.

Metin Önal Mengüşoğlu, bir yandan bu merkezin idari sorumluluğunu yürütürken, diğer yandan da düzenli olarak, “Bir Bilge Bir Şair” programıyla birikimini dinleyicileriyle paylaşmakta.

Mengüşoğlu’nun 2 Nisan Çarşamba akşamı İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde sunduğu “Bir Bilge Bir Şair” programının konusu, Türk düşünce hayatını da derinden etkileyen önemli bir sosyolog, önemli bir düşünür olan Ali Şeriati’ydi. Mengüşoğlu, Şeriati hakkındaki düşüncelerini, kanaatlerini bir saat boyunca dinleyicilere aktardı.

Çölde doğan düşünür

Şeriati’nin her sohbetine, “Sizi rahatsız etmeye geldim!” sözüyle başladığını hatırlatarak sohbetine başlayan Mengüşoğlu, 1933 yılında İran’ın çöllük bir bölgesinde doğan Şeriati’nin düşünce yolculuğunun uğraklarını şöyle anlattı: “Şeriati, 1933 doğumludur ama daha yirmili yaşlardayken Ulusal Kurtuluş Cephe’ye katılır, eylemlerde yer alır. Eylemlerde dikkat çeken Şeriati yakalanır ve hapse atılır. Daha okulunu bitirmemiş olan Şeriati, hapisten çıktıktan sonra öğrenimini sürdürmesi için Fransa’ya gönderilir. Şeriati, Fransa’da öğrenciyken boş durmaz ve Cezayir Kurtuluş Savaşı’na aktif olarak katılır. Bu yüzden tutuklanır ve hapse atılır. Hapisten çıktıktan sonra Şeriati okulunu bitirir ve yurduna döner.”

Şeriati’nin düşüncesini belirleyen kişiler

Fransa’dan döndükten sonra “Hüseyniye-i İrşad” adlı bir cemiyet kurup bu cemiyetin çatısı altında sohbetlerini sürdüren Şeriati’nin, sürekli olarak devletin takibinde olduğunu söyleyen Mengüşoğlu, bu cemiyetin illegal ilan edilip kapatılmasından sonra Şeriati’nin sohbetlerini evlerde sürdürdüğünü söyledi. Mengüşoğlu, bu kadar aktif hayat süren Şeriati’nin düşünce dünyasını besleyen kaynaklara dair de şunları anlattı: “Yüz civarında kitabı olan Şeriati’nin birçok kitabı, cemiyetteki konuşmalarının sonradan düzenlenerek basılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu kadar üretken olan Şeriati, klasik medrese eğitimi alan biri de değildir. Şeriati’ye siyasi bilincini ilk veren kişi babasıdır. Ama Şeriati’nin düşünce dünyasını asıl belirleyen kişi, aynı zamanda bir Hallac-ı Mansur uzmanı olan Fransız düşünür Massignon’dur. Massignon sadece Şeriati’yi değil İkbal’i, Nurettin Topçu’yu ve o dönemde yaşayan birçok Müslüman düşünürü de derinden etkilemiştir. Ruh ve düşünce dünyası bakımından ilginç bir düşünür olan Massignon’u Hıristiyanlar, “Katolik Müslüman” şeklinde tanımlarlar.”

Massignon ve Şeriati’nin birleştiği yerler

Konuşmasında Massignon’a da değinen Mengüşoğlu, İslam’ı yakından bilen bu ilginç filozof hakkında bilgi vererek, Müslümanların ondan etkilenmesinin ipuçlarını şu şekilde aktardı: “Massignon’un temel felsefesine baktığımız zaman, onun mistik bir dünyaya yakın olduğunu görürüz. Massignon’un bu mistik dünyası, Şii mistisizmi ile birçok bakımdan akrabadır. Mesela Massignon için, Hallac-ı Mansur ve Fatımatü’z-Zehra çok önemli isimlerdir. Bu isimlerden özellikle Fatımatü’z-Zehra’nın Şii dünyadaki karşılığı bellidir. Denebilir ki Şeriati’nin düşünce dünyası, Massignon mistisizminin oluşturduğu bir dünyadır. Massignon aynı zamanda birçok Müslüman düşünürü etkileyen isimdir. Şeraiti, bu isimlerden sadece biridir. Birçok insan Şeriati’den bahsederken ona, “Müslüman Marksist” der ama ben ona, “huzursuz kalp” demeyi yeğliyorum. Onun huzursuzluğunu, her zaman ettiği duada da görmek mümkün. Şeriati’yi anlamak için onun duasını da bilmek gerek.”

Şeriati, sözleriyle insanları sarsardı

Mengüşoğlu, dinleyenleri Şeriati’nin ilginç dünyasında gezdirirken bir insanın gündem oluşturmasının hangi şartlarda gerçekleştirilebileceğini de anlatıyordu bir anlamda. Mengüşoğlu Şeriati’nin bazı kavramlara nasıl yaklaştığını şöyle anlattı: “Şeriati, o güne kadar Müslüman dünyada söylenmeyenleri söyleyen kişidir. Onun sözleri, Müslüman dünyayı sarsar. Mesela, ‘İnandığınız din size dünyada yarar sağlamıyorsa ahirette de işinize yaramayacaktır!’ der Şeriati. Bu cümle, o dönem için ve elbette şimdi için de çok anlamlıdır. Çünkü gayrimüslimler sürekli olarak İslam’ı bir hayat dini olmaktan çıkarıp, Hıristiyanlık gibi, sadece ahirete hapsetmek istemektedirler. İşte Şeriati, böyle söyleyerek bu oyunu bozmakta ve İslam’ın hem dünya hem de ahiret dini olduğunu vurgulamaktadır. Yine Şeriati, ‘insan’ olmanın 'beşer' olmaktan farklı bir şey olduğunu söyleyerek sarsar insanları. Ona göre ‘beşer’ olmak yaratılışla gelen bir şeydir. Beşer olmak, bedenin ihtiyaçlarını temin etmek anlamındadır. Ama ‘insan’ olmak çok farklı bir şeydir. İnsan olmak, gayret ister, çaba ister, düşünce çilesi ister. Bu düşünce çilesini çekmeyen, bu çabayı sarf etmeyenler elbette beşerdir ama insan değildir ona göre.”

İnsan ve “Dört Zindan”ı

Mengüşoğlu, birçok olaya ve birçok kavrama eleştirel bakabilen Şeriati’nin, Şii inancın şefaat anlayışını aşamayıp bu anlayış gereğince Sünni dünyaya haksız ve acımasız eleştiriler yönelttiğini de vurguladı. Hazreti Ali söz konusu olduğunda Şeriati’nin gözünün başka hiçbir şeyi görmediğini söyleyen Mengüşoğlu, Şeriati’nin belki de en zayıf, eleştiriye en açık tarafının bu olduğunu söyledi. Mengüşoğlu, Şeriati’nin eserlerine de değinerek kendisine göre Şeriati’nin en önemli ve kendi içinde en tutarlı eserinin, “İnsanın Dört Zindanı” olduğunu belirtti. “İnsanın Dört Zindanı” ile ilgili şunları söyledi Mengüşoğlu: “Şeriati, bence en mükemmel eseri olan bu kitapta insanın aşması gereken dört şey olduğunu zindan metaforuyla açıklamıştır. Bu dört şey 1. Tabiat, 2. Toplum, 3. Tarih, 4. Bencilliktir.”

Mengüşoğlu, Şeriati’nin, insanın akıllı ve aktif bir varlık olarak tabiatı tahrip etmeden ona hükmetmesi gerektiğini ifade ettiğini aktardı. Yine Müslümanların, içinde yaşadığı toplumun insanı edilgenleştiren kural ve anlayışlarına teslim olmasının bir başka zindan olduğunu söyleyen Mengüşoğlu, Müslüman’ın geçmiş “şanlı tarihle” avunup günümüz gerçeklerine bir türlü gelememesinin ise, onun tarih zindanı olduğunu vurguladı. Şeriati’ye göre insanın son zindanının bencillik olduğunu söyleyen Mengüşoğlu, eleştirilebilecek birçok tarafı olmasına rağmen Sünni dünyanın Ali Şeriati’den öğreneceği çok şey olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.

 

Ahmet Serin aktardı

Güncelleme Tarihi: 04 Nisan 2014, 16:18
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20