banner17

İnsan, dünyayı anlamaya çalışan bir fanidir

Tokat’ta bir söyleşi gerçekleştiren Prof. Dr. Hasan Elik, dünyaya, Kuran’a ve hayata bakışa dair düşüncelerini paylaştı. Mustafa Uçurum bu söyleşi üzerine yazdı.

İnsan, dünyayı anlamaya çalışan bir fanidir

Tevhit Mesajı” adlı tefsir çalışmasıyla ses getiren, bu alanda önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Hasan Elik, memleketi Tokat’a gelince sadece ziyaretlerde bulunmuyor, her fırsatı değerlendirmek gereğinden hareketle söyleşilerine devam ediyor. Tokat’a yaptığı en son ziyarette bu kez öğretmenlerden oluşan dinleyicilerle Kuran, tefsir ve hayata bakış üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

İnsan eksenli din

Hayat ve insan çerçevesinde gerçekleşen söyleşide Hasan Elik Hoca, “İnsan merkezli din” kavramını açan örneklerle dünyanın ve dinin merkezine neden insanı yerleştirdiğini anlattı. “Vahyin insanlar için indirildiği, getirilen tüm kanunların insanları merkez aldığı bir dinin merkezinde insan olmalıdır” diyerek insanın bu merkezden anlamlar çıkaran bir yapıya bürünerek yükümlülüklerini yerine getirmesinin esas olduğunu Kuran’dan örneklerle anlattı.

Özellikle son zamanların moda tabiri olan “Kur'an'ı anlayamamak” kavramı üzerinde duran Elik, kendisi için gönderilmiş bir kitabı insanların anlayamamak gibi bir kaçış içerisine sürüklenmemesi gerektiğini, sahabelerin Kur'an'ı belli bir donanıma sahip olmadan, alt yapıları tam yerleşmeden anlayabildiklerini vurgulayarak Kur'an’ı ancak okuyarak anlamanın mümkün olabileceğini söyledi.

Kur'an’ın tüm insanlık için inen bir Kitap olmasından dolayı tüm insanlığın da bu Kitabı okuyarak anlayabileceğini sözlerine ekleyen Hasan Elik Hoca, Kuran’ı okuyan insanların çok önemli bir görevi olduğunu söylüyor: “Muhteşem Yaratıcının farkına varmak.” Okumadan, yaklaşmadan anlamaya çalışmak ancak bir kaçıştır, hem Kur'an’dan hem de Yaratıcı’dan bir kaçıştır. Yaratıcı’nın farkına varmak için kâinata bakmalı insan. Farkına vararak yaşamalı ve yaşatmalı insan. Her şeyin ekseninde kendisinin olduğu bilinciyle olaylara ve yaşananlara bakmalı ki derin anlamlar çıkarabilsin yaşadıklarından.

Dünyadan ve akıldan özür diliyorum

İnsan, yaptığı hatalara karşı bir sorumlu arar. Hatta ömrü bu arayışla geçen insanlar bile vardır. Bahanelere sığınmak, gelip geçici olanlara bel bağlamak gibi birçok sebebe bağlanan yaşamlarda suçun en çok yüklendiği de dünya ve akıldır. “Kahrol dünya denir, berbat dünya denir, aklımı kullanamadım denir.” Yani suçlu bellidir; akıl ve dünya.

Hasan Elik Hoca, yıllarca önce söylediği iki özrü sohbetinde içtenlikle tekrarlıyor: “Dünyadan ve akıldan özür diliyorum.” İnsan yaşarken hatalar yapabilir, bilerek ya da bilmeyerek yanlışa düşebilir. Böyle durumlarda suçu ve günahı dünyaya, akıla atmayı doğru bulmuyor Hoca. İnsan, düşünen bir varlıktır ve yaptıklarının tek sorumlusu kendisidir. Allah’ın Kur'an’daki ihtarını tekrarlayarak insanın düşünen bir varlık olma sorumluluğunu ön plana çıkarıyor: “Niçin akletmezsiniz?”

Kullara düşen görev açık ve nettir: Okumak, araştırmak. Akıntıya kapılmış bir hayat tarzı Müslüman’ın yaşam tarzı olamaz. Müslüman ki kendi için yaşadığı kadar dünyanın nizamı için de yaşayandır. İslam, bireyselliği barındıran bir din değildir. Sözlerinin geldiği bu noktada Hasan Elik Hoca, kendisinin en sevdiği hadislerden olan birkaç hadisi paylaştı dinleyicilerle. “İnsan, kendisi için istediklerini başkası için istemedikçe gerçek mümin olamaz.” İslam dininin dünyayı kuşatıcılığına en iyi örnek olarak gördüğü bu hadisi her zaman aklının bir kenarında tuttuğunu söyleyerek diğer bir hadisi de paylaşıyor: “Müslüman, insanlara zarar vermeyendir.”

Burada, “insanlara” sözüne dikkat çekiyor. Yani dini, milliyeti ne olursa olsun “insanlara” zarar vermeyecek Müslüman. “Dünyanın birçok noktasında Müslümanları terörist olarak gösterenlere en iyi cevap bu hadistir.” hatırlatmasını yapıyor.

Sohbetin son bölümünde yeni kitabı Tevhit Mesajı’nın içeriğinden ve oluşma aşamasından da bahseden Prof. Dr. Hasan Elik, “Bu çalışmada; tefsir ilminin temel kaynaklarını teşkil eden klasik tefsirlerde yer alan ve ilk anlamı ortaya koymaya çalışan rivayet ve yorumları esas aldık. Bu yorumların dışında bir kanaate ulaşmış isek bunu sebepleri ile ortaya koyduk. Kendi düşüncemizin yeterli ölçüde müdellel olduğunu düşündüğümüz yerlerde, görüşümüzü metinde verip dipnotlarda açıklamalar yaptık. Kanaatimizi yeterince müdellel kılamadığımız yerlerde ise, metinde klasik görüşü yazıp, dipnotta kendi kanaatimizi bir vecih olarak okuyucunun takdirine sunduk.” diyerek kitabının diğer çalışmalardan farkını anlatarak sohbetini sonlandırdı.

 

Mustafa Uçurum, izledi yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Haziran 2015, 15:14
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20