İlahiyatlarda Şeriati önyargısı kırılmalı

Ali Şeriati sempozyumuna katıldım. Katılabildiğim oturumlarda neler konuşuldu?

İlahiyatlarda Şeriati önyargısı kırılmalı

 

Ali Şeriati'nin eserlerini külliyat olarak yayımlayan Fecr Yayınevi tarafından organize edilen Ali Şeriati Sempozyumu 17-18 Kasım tarihlerinde Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. İranlı aksiyon adamı, sosyolog yazar Ali Şeriati'nin düşünce dünyasını ele alan sempozyum,  Türkiye’ de ilk defa akademi dünyası tarafından Ali Şeriati’nin düşünce hareketinin değerlendirilmesi ve müzakere edilmesi açısından önem arz etmekteydi.Ali Şeriati sempozyumu

Sempozyumun süprizi ise Dr. Ali Şeriati’ nin eşi Puran Şeriati ve oğlu İhsan Şeriati oldu. Değerlendirme oturumu ile birlikte beş oturumdan oluşan sempozyum Ali Bulaç’ın konferansı ile başladı. Ayrıca Ali Şeriati'nin fotoğrafları ve Türkiye'de basılmış kitaplarından oluşan bir sergi de yer aldı.

Hem modernizmle hem de geleneklerle mücadele etti

Başkanlığını Prof. Dr. Ejder Okumuş’un yapmış olduğu oturumda, Doç. Dr. Kadir Canatan “Ali Şeriati’de İnsanın Özgürlüğü ve Yabancılaşması” konusunu ele aldı. Canatan, özgürlüğün baş kaldırma ile başladığını belirterek Ali Şeriati’nin İnsanın Dört Zindanı adlı eserinde tabiat, tarih, toplum ve insanın kendi nefsi gibi kavramlara değindiğini; bunları aşan insanın özgür, aşamayan insanın ise köle olduğunu söylediğini ifade etti.

Doç. Dr. Hüseyin Yılmaz ise Ali Şeriati’yi yeniden okumak gerektiğini ve akademik bir okumanın yapılmasının iyi olacağını söyledi. Ali Şeriati’nin kısa süren yaşamında çok şeyler yapan, zoru seçen bir isim olarak,  kendi toplumu, âlimler ve Batı ile mücadele eden biri olduğunu söyledi.

Cihan Aktaş, bugün sahip olduğumuz birikimleri ve duyarlılığı Ali Şeriati’ye borçlu olduklarını dile getirdi. Ali Şeriati’nin tıpkı Ahmet Kaya gibi kendi topraklarından koparılan bir insan olduğunu söyledi.  Cihan Aktaş, Ali Şeriati  ve Aliya İzzetbegoviç’in ‘itaat’, ‘özgürlük’ ve ‘kadın’ konularında ortak görüşleri olduğunu ifade etti. Aktaş, Ali Şeriati’nin kadınların toplumda kendi kendilerini savunmalarını istediğini söyledi.

Dr. Alev Erkilet, Ali Şeriati’nin diğer İslamcı önderlerden farklı olarak durumları analitik olarak görebildiğini belirtti. Erkilet, “Ali Şeriati gerçek İslam’ın kültürel öğelerden arındırılmasını istemekte. O hem eleştirel bakıyor, hem de ileriye dönük önerilerde bulunuyor” dedi. Ali Şeriati'nin kadın konusunu ve birçok meseleyi çözmek için hem modernizmle hem de geleneklerle mücadele ettiğini söyledi.

İlahiyatlardaki Ali Şeriati önyargısı kırılmalı

Ali Şeriati sempozyumu

Sempozyumun  son kısmı olan değerlendirme oturumunda ise Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç’ın oturum başkanlığında Prof. Dr. Coşkun Çakır, Prof. Dr. İlhami Güler, Prof. Dr. Ejder Okumuş ve Tuncer Namlı konuştu.

Prof. Dr. İlhami Güler konuşmasında, “Ali Şeriati’yi Marksist ve sosyalist ilan etmek yanlıştır. Burada metafizik ve etik zaaf söz konusudur.” dedi. Ali Şeriati’nin de bu hataya kısmen düştüğünü düşündüğünü söyleyen Güler, insanların ekonomik açıdan eşitlenmesine değinerek “Tanrı insanların elinin dolu olmasına değil, temiz olmasına bakar” dedi. İlhami Güler, İslam medeniyetinin Osmanlının yıkılışıyla birlikte kurumsal olarak çöktüğünü, Ali Şeriati’nin bu yenilgiyi kabullenmeyip İslam medeniyetinin yeniden ayağa kalkması için mücadele ettiğini ve Ali Şeriati gibi isimlerin yeniden okunması gerektiğini belirtti.

Ali Şeriati sempozyumuProf. Dr. Coşkun Çakır, bu tür sempozyumların verimli geçmesi için sol görüşten uzmanların da katılması gerektiğini söyleyerek, bundan sonra yapılacak çalışmalar için önerilerde bulundu. Çakır, Ali Şeriati Sempozyumu’nun Türkiye ve İstanbul’da yapılmasının çok önemli olduğunu, böyle bir çalışmanın İran’da da yapılması gerektiğini söyledi. Ali Şeriati’nin hayatını konu alan bir filmin de yapılmasının iyi olacağını belirtti.

Prof. Dr. Ejder Okumuş ise Ali Şeriati zor bir adam olduğu için onu konuşmanın da zor bir iş olduğunu söyledi. Ali Şeriati hakkında başta ilahiyat fakültelerinde çalışmalar yapılması  ve ilahiyat fakültelerindeki önyargının kırılması gerektiğini belirtti. Okumuş, Ali Şeriati’nin bazen bir entelektüel olarak anıldığını, bu sempozyumda da bu ifadelerin kullanıldığını ancak Ali Şeriati’nin hiçbir zaman kendisini bir entelektüel olarak görmediğini, kendisini bir Müslüman aydın olarak gördüğünü söyledi. Son olarak Okumuş, Ali Şeriati’nin kitaplarının yeniden çevrilmesini ve bir editör tarafından yeniden okunması gerektiğini söyledi.Ali Şeriati sempozyumu

Sempozyumun organizasyonunda en fazla emeği verenlerin başında gelen Tuncer Namlı ise daha önce de bazı sempozyumlar yaptıklarını ancak bu sempozyumun bu zamana kadar yaptıkları en başarılı sempozyum olduğunu söyleyerek, sempozyum ile ilgili eleştiri ve önerileri değerlendireceklerini söyledi. Namlı, Ali Şeriati’nin İran’da doğmasına rağmen dostlarının daha çok Türkiye’de yaşadığını gördüklerini söyledi.

Ancak Pazar günü öğleden sonraki oturumlarına katıldığım sempozyumdaki bazı konuşmaları sizlerle paylaştım. Fotoğraflar için İsmail Uslu ve sempozyuma gidiş önerisi için Mahmut Balcı’ya teşekkür ederim.

 

M. Furkan Fırat haber verdi

Güncelleme Tarihi: 23 Kasım 2012, 04:52
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13