İhvan-ı Müslimin hilafetin ilgasıyla doğdu

İhvan-ı Müslimin’in ortaya çıkışının tarihî arka planını, Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin geleneksel Cuma Meclisi sohbetlerinde anlattı..

İhvan-ı Müslimin hilafetin ilgasıyla doğdu

 

İslam dünyasında bazı teşkilatların adı dönem dönem öne çıkıp sonra unutulsa da, adı hiç gündemden düşmeyen teşkilatlar da var. Bu teşkilatların belki de en önemlilerinden biri, İhvan-ı Müslimin teşkilatı. Hem İslam dünyası hem de Batı dünyasında İslam’a ilişkin bir konu gündeme geldiğinde, İhvan-ı Müslimin teşkilatı da hatırlanır hemen. Bu kadar etkili bir teşkilattır o.

Aslında İhvan-ı Müslimin’in kurulmasında, bizim topraklarımızda olup biten bir olayın rolü var. Bu rolü ve İhvan-ı Müslimin’in ortaya çıkışının tarihî arka planını, Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin geleneksel Cuma Meclisi sohbetlerinde anlattı.

Hilafetin ilgasıyla birlikte…

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, “bugünü anlamak için düne bakmak gerek” diye başladığı sohbetini şöyle sürdürdü: “İhvan’ı ve bugün yaşanan birçok olayı anlamak için dönüp geriye bakmak lazım. Okullarda yıllarca hepimize büyük bir kazanç olarak anlatılan ‘Hilafetin Kaldırılması’, birçok olayın başlangıç noktası aslında. 1924 tarihinden itibaren hilafetin ‘TBMM’nin manevi şahsında mündemiç’ olarak yer alıp fiilen bulunmaması, İslam dünyasında büyük bir boşluğa ve büyük bir çalkantıya yol açtı. İslam dünyası, bir anda kendini boşlukta hissetti ve bu soruna çözüm aramaya başladı. Bu, ciddi bir sorundu çünkü ayet ve hadisler, Resul’ün makamının bir an bile boş kalmaması gerektiğine işaret ediyordu. Oysa şimdi o makam boştu.”

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, ilk şaşkınlığı üzerinden atan İslam dünyasının, soruna çözüm bulmak için bir dizi toplantı düzenlediğini şöyle anlattı: “İslam dünyası, bu sorunu çözmek için 1924’te Mekke’de, 1925’te Haydarabat’ta, 1928 yılında da Kahire’de toplandı. Son toplantıya, şeyhulislam Mustafa Sabri Efendi de katılır. Bu toplantıda Mustafa Sabri Efendi, kendisine yapılan halifelik teklifi karşısında kararsız kalınca, hilafet konusunda bir çözüme ulaşılamadı.”

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, toplantılardan sonuç alınamamasından sonraki olayları şöyle anlattı: “Hicaz, Mekke, Hint ve Osmanlı ulemasının hilafet konusunda anlaşamaması üzerine ‘herkesin memleketine dönerek zayıflayan İslam’ı ihya etmek için çalışması’ kararı alınır. Hindistan’da Nedvi ve Mevdudi bu çalışmayı başlatır, çalışmaları kısa zamanda entelektüel düzeyi yüksek bir harekete dönüşür. Hicaz’da ise trajik bir olay yaşanır. İngilizler çeşitli hilelerle Hicaz ulemasını tasfiye ederek yerine bedevi olan Suud ulemasını getirir. Bu olay, tarihin akışını Ehl-i Sünnet Müslümanlar aleyhine değiştirir.”

Mısır’da Hasan el Benna adında bir Müslüman…

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, İhvan’ın Mısır’da kuruluşunu da şu sözlerle anlattı: “Bu kararı Mısır’da Hasan el Benna hayata geçirmeye karar verdi ve ‘Bütün müminler kardeştir.’ ayetinden aldığı ilhamla 1928 yılında İhvan-ı Müslimin adında bir hareket başlattı. Mısır’ın İsmailiye şehrinde başlatılan bu hareket kısa zamanda çığ gibi büyür. Halk, bu harekete sahip çıkmıştır çünkü. 1934 yılına geldiğinde, bu hareket büyük bir güç halini almıştır artık. Mısır’da iyice büyüyen hareket, 1942 yılı geldiğinde ise Tunus, Fas, Cezayir, Lübnan, Suriye gibi tüm Arap ülkelerinde örgütlenir. Hareket, 1940’lı yıllardan itibaren Türkiye’de de etkisini gösterir. Ama hareketin bu yaygınlaşması, ABD ve İngiltere gibi Batılı ülkeleri endişelendirir ve onları bir arayışa iter. Bu arayış, İsrail’in kurulmasıyla sonuçlanır.”

Tüm dünya Masonlarının daha 1897 yılında İsrail’in kurulması kararı aldığını söyleyen Ağırakça, süreci şöyle anlattı: “1897 yılında Ortadoğu’da bir Siyonist devlet kurma kararı alan dünya Masonları, 1948 yılında İsrail’i kurdurturlar. İsrail’i tanıyan tek Müslüman devlet, İnönü’nün yönettiği Türkiye olur. Türkiye bu ayıbı ancak Davos’taki ‘One minute’ ile temizlemiştir denebilir. İsrail’in kuruluşuyla birlikte Filistinliler İsrail’e savaş açar. Mısır, Ürdün, Suriye ve Irak da İsrail’e cephe açan ülkelerdir. Ama kısa süre sonra bu devletler, Batılı devletlerin baskılarıyla savaştan çekilirler. Savaşa devam edenler sadece İhvan-ı Müslimin üyeleri olur.”

İhvan hareketini anlatmaya devam eden Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Hasan el Benna’nın şahadetini ve sonrasını şöyle anlattı: “İhvan’ın büyük bir güç olarak sahnede yer almasından korkan Kral Faruk ve Batılı ülkeler, 12 Şubat 1948’de Hasan el Benna’yı bir suikastla şehit ettirir. Benna’nın şahadetiyle İhvan’ın çökmesini ummaktadırlar. Ama olay ters teper ve İhvan, kısa süre sonra Seyyid Kutup’un da katılmasıyla, eskisinden daha güçlü bir hale gelir. İhvan’ın gücünden korkan Kral, çeşitli tertiplerle 1952 ve 1955 yılında İhvan üyelerini tutuklatır. Seyyid Kutup ve Abdulkadir Udeh de tutuklular arasındadır. Ama tutuklanan İhvan üyelerinin, özellikle de Seyyid Kutup ve Abdulkadir Udeh’in soylu duruşu, İhvan’ın daha da güçlenmesine yol açar. Bu arada Seyyid Kutup’un tefsiri Fizilali’l-Kur’an yayınlanır ve bu tefsir, tüm İslam ülkelerini derinden etkiler. Seyyid Kutup ve Abdulkadir Udeh, 1966 yılında idam edilir ama İhvan hareketi yürüyüşüne devam eder çünkü bu davayı sahiplenen fedakâr insanlar vardır.”

Davalar, sahip çıkanı olursa büyür!

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, İhvan hareketini anlatırken olayların günümüzle de ilişkisini kurmaktan geri kalmadı: “İslam, kendisini İslam’a adayan dava adamları oldukça güçlenmiş, kendisini davaya adayanlar azaldıkça zayıflamıştır. Bu durumu Türkiye örneğinde de görüyoruz. Geçmiş yıllarda Bediüzzaman Said Nursi ve Süleyman Hilmi Tunahan gibi dava sahibi iki insan, iki farklı hareket başlattı ve İslam’ın ülkemizde diri kalmasını sağladılar. Daha sonra imam hatip lisesi kuşağı yetişip davayı sahiplendi ama son zamanlarda davayı sahiplenen insan sayısı çok azaldı. Davayı sahiplenen olmayınca, Gezi Parkını başka davanın sahiplenicileri doldurdu. Bizim, eskilerin bir davaya sahip olmaları gibi, davaya sahip olmamız gerekir, o heyecanı yeniden yakalamamız gerekir. Unutmayın, Başbakan’ın kızı, babasının odasının kapısına ‘Baba, bir geceni de bize ayır.’ diye not yazıyordu. Davayı sahiplenen sonuç alır. İşte biz, o fedakârlıklar sayesinde bugüne gelebildik ama o ruh yeni yetişen kuşaklarda artık yok. O ruhu yeniden kazanmak gerek.”

Türkiye’de süreç nasıl yaşandı?

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça sözlerine şöyle devam etti: “1981-2002 arası dönem, Türkiye’de İslami hareketlerin güçlenip iktidara talip olduğu dönemlerdir. Bu dönemde Necmettin Erbakan merkezli siyasi hareket iktidara gelmiş ama bu ilerleyiş 28 Şubat darbesiyle durdurulmuştur. Şimdi ise Müslümanlara saldırılmasını engelleyen bir iktidar var ama davayı sahiplenen, o eski heyecanı yaşayan bir kuşak yok ortalıkta. Oysa başımıza her an her şey gelebilir. Arap Baharı’nda yaşananlar ortada. İslami uyanışı engellemek için Ortadoğu diktatörlükleri ve Batılılar el ele çalışıyor. Hele Türkiye gibi artık dengeleri etkileyebilecek bir ülkenin iktidarlara karşı İslami hareketleri desteklemesi, o krallıkları ve Batılıları korkutup o ülkelerin halklarına moral vermektedir. Bunu görenler, bu baharı terse çevirmek için uğraşıyorlar. Mısır’da Mursi’nin ve İhvan hareketinin yaşadıkları ortada. Ortadoğu diktatörlükleri ve Batılı ülkeler, bu yürüyüşü durdurmak için inanılmaz para, güç ve enerji harcıyorlar.

Gerçi onların bu çabaları sonuçsuz kalacak ve bu hareketi engelleyemeyecekler ama çok kan dökülüp çok can verilecek. Günümüzde İhvan öyle büyümüş, öyle organize olmuştur ki, Rabia Meydanı’nda toplanan milyonlarca kişinin her türlü ihtiyacını haftalar boyunca karşılayabilecek organizasyonu sorunsuz bir şekilde başarabilmektedir. Ama unutmayalım ki onlar davalarına ölümüne sahip çıkarak bunu başarıyorlar. Düşünün ki şehit Esma’nın babası Muhammed Biltacı, davasının işleri yüzünden kızının cenaze namazına bile gidemiyor. Bizim de yine o dava aşkına sahip olmamız gerek.”

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça’nın bu bilgilendirici ve en önemlisi de uyarıcı sohbeti, soru cevap faslıyla sona erdi.

 

Ahmet Serin, bir kalp ürpertisine sebep olmasını umarak aktardı

Güncelleme Tarihi: 23 Mart 2016, 11:11
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13