İdeoloji ve edebiyatı tartıştılar!

Özgür Yazarlar Birliği'nin düzenlediği panelde, Ümit Aktaş, Hüseyin Akın, Şehmuz Kurt ve Asım Öz edebiyat ve ideolojiyi konuştular.

İdeoloji ve edebiyatı tartıştılar!

Özgür Yazarlar Birliği’nin düzenlemiş olduğu “Edebiyat ve İdeoloji” başlıklı panel, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Şehmuz Kurt’un moderatörlüğünü yaptığı programda Ümit Aktaş, Hüseyin Akın ve Asım Öz edebiyatla ideolojinin gerilimli ilişkisini teorik ve pratik boyutlarıyla ele aldılar.

Poetikanın temelleri

İlk konuşmacı olan Ümit Aktaş, ideoloji kavramının tarihsel kökenini anlatarak başladığı konuşmasında  ideoloji, yazar,  eser kavramları üzerinde durarak bu kavramlar çerçevesinde bir hakikat arayışının varlığından bahsetti.

“Poetika, günümüzde daha çok şiir anlamında kullanılmakta; ama Yunancada poesis kelimesinin yapma, kurma, icat etme anlamları taşıdığından günümüzde bu kavramı estetik yaratıcılık olarak adlandırabiliriz” diyen Aktaş, ideoloji kavramının fikir bilimi anlamına geldiğini ve kavramının ilk olarak pozitivist bir enstitünün açılış konuşmasında Destutt de Tracy tarafından kullanıldığını söyledi. İdeoloji kavramının kullanılır kullanılmaz aşağılanmaya başlandığına da dikkat çeken Aktaş, Napolyon’un ideoloji kavramını olumsuz anlamda kullandığını aktardı. Ardından tarihsel süreç içerisinde çeşitli düşünürlerin ideoloji kavramına dair sarf ettikleri görüşleri paylaşan Ümit Aktaş, Marks’ın ideolojiyi kavramsal anlamda “yanlış bilinç” olarak adlandırdığını, halkın bilinç dışından uzak, gerçek tarihten ayrı yabancılaşmanın bir aracı olarak gördüğünü söyledi. Engels ve Gramsci’nin ideoloji kavramına olumlu anlamlar yüklediğinden Foucault’nun ise hakikatten uzaklaştıran, iktidarlar tarafından egemenliğin devamını sağlayan bir araç olarak kullanılması sebebiyle karşı çıktığından bahseden Aktaş ayrıca Foucault’nun iktidarın her yeri ele geçirdiğini ileri sürerek hakikat arayışının diri tutulamayacağı söyleminin karamsar olduğunu dile getirdi. İdeolojinin vaat ettiği gelecek tasarımı bağlamında ütopya kavramına değinen Ümit Aktaş bu kavramın Müslümanlar için ne anlam ifade ettiğini ele aldı ve kökeni Hristiyanlığın insanlığa vaad ettiği yeryüzü merkezli “Tanrı Krallık”a dayanan ütopyanın toplum önünde bir arzu olarak yer aldığını,  İslam’ın ise yeryüzüne dair bir ütopyasının olmadığını ileri sürdü.

Sanatçı belli bir derdin temsilcisidir

“İktidarlar ideolojiyi nasıl bir araç olarak kullanılıyorlarsa muhalifler tarafından da kulanılabilir. Yazar hakikati ifade edebilmek, anlatabilmek çabası içerisindedir. Yazar bu anlamda sesini derinleştirerek konuşmanın derdini taşımalıdır. Sanatçı belli bir derdin temsilcisidir. Dolayısıyla sanatçının bu anlamda bağımsız olduğunu söylemek anlamsızdır. Divan edebiyatında bile mısraların ve satırların arasında yaşam biçimi, bir düşünce yapısının yer aldığını görüyoruz” diyen Aktaş, ideolojik edebiyat eserlerine olumlu ve olumsuz örnekler sunarak sürdürdüğü konuşmasının son bölümünde Dostoyevski’nin diyalojik anlatımı üzerinden çeşitli çözümlemeler ve çıkarımlar yaptı. Dostoyevski’nin romanlarında karakterleri günlük hayatın akışı içerisinde sunduğunu, yapmacıklıktan uzak olduğunu söyleyen Ümit Aktaş, Gorki’nin Ana romanındaki gibi güdümlü olmamak kaydıyla sanatın ideolojiden berî olamayacağını ancak sahici olmasının gerekliliğini vurgulayarak sözlerini sonlandırdı.

Özgür Yazarlar Birliği

Referansı Kur’an olan fikriyât, ideolojidir

Ümit Aktaş’tan sonra söz alan şair Hüseyin Akın konuşmasının başlangıcında tanım yapmanın egemenliğin başlangıcı olduğunu, bugüne kadar ideolojinin tanımını yapan kimselerin bu tanımla tahakküm kurduğunu ifade etti. İdeolojinin ideolojik tanımının referansı insanın kalbi olan yaklaşım tarzları olduğunu, filolojik tanımının ise fikriyat, dünya görüşü, zihniyet kavramıyla karşılanabileceğini söyleyen Hüseyin Akın, edebiyatla ideolojinin asla ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. “Referansı Kur’an olan fikriyât, ideolojidir” diyen Hüseyin Akın, İbrahim sûresi 24-26.ayetlere atıf yaparak sapasağlam sözün, kaynağını vahiyden alan sahih söz olduğunu belirtti. İdeolojik olmanın sloganik olmakla aynı anlama gelmediğini; fikrî derinliğe erişememiş, mesajını ince bir biçimde iletmeyi başaramayan olumsuz örneklere bakılarak fikri esas almanın yani ideolojinin mahkûm edilemeyeceğini söyledi. İdeoloji ve edebiyat ilişkisiyle ilgili olumlu ve olumsuz örneklerden bahseden Akın, resmi ideolojinin de edebiyattan yararlanmayı hedeflediğini ancak güdümlü edebiyat örneklerinin kalıcı olamayacağını ifade etti ve İsmet Özel’in edebiyat-ideoloji dengesinin başarıyla kurmuş olduğu “Evet, İsyan” ve “Partizan” gibi şiirlerine dikkat çekti.

Özgür Yazarlar Birliğiİdeolojik bilinçten reel politiğe

Panelin son konuşmacısı olan Asım Öz de, ideoloji kavramının genelde düşmanlara, ötekine yapıştırılan bir etiket ve bir ötekileştirme aracı olarak kullanıldığını söyleyerek başladığı konuşmasında düşünce ile edebiyat arasındaki gerilimli ilişkiyi masaya yatırdı. Konuşması sırasında Abdülkerim Suruş, Ali Şeriati, İsmet Özel’den, Mehmet Kaplan, Erdem Bayazıt, Mehmet Doğan, Ali Haydar Haksal ve Rasim Özdenören gibi isimlerin ideoloji kavramıyla ilişkilerine yoğunlaşan Asım Öz, günümüzde ideolojik bilinçten reel politiğin hâkimiyetine doğru bir geçiş yaşandığı tespitini yaptı. Öz, İsmet Özel’in Zor Zamanda Konuşmak kitabında ideolojiyi  bir saplantı olarak değerlendirip bundan imanla kurtulmak gerektiğini söylediğini, ancak yakın dönemde İstiklal Marşı’nı ideoloji olarak sahiplendiğini ifade ederek bu kavramı yeniden olumlu anlamda kullanmaya başladığını kaydetti. İslam dünyasında ideoloji yerine fıkıh veya başka başka bir kavramın kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde konuşmanın gerekliliğinden bahseden Asım Öz, Mehmet Kaplan’ın İsmet Özel’i ve Erdem Bayazıt’ı ideolojik olarak nitelemesine rağmen kendisinin de genellikle ideolojik bir eleştiri diline sahip olduğunu söyledi. Öz, her şeyin merkeze aktığı, sınırların yumuşadığı, bilincin yerini çıkara bıraktığı günümüz dünyasında bu ideolojik edebiyatın önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

 

 

Habil Sağlam notlar aldı

Yayın Tarihi: 03 Mayıs 2011 Salı 14:07 Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2011, 22:13
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
merve
merve - 11 yıl Önce

Guzel bir panelmiş. Değişik.

ali bal
ali bal - 11 yıl Önce

İdeoloji yerine "mefkure" ele alınsa daha isabetli olurdu. Bizim bir mefkuremiz olmalı, ideoloji kelimesi acaba ne zaman girdi dilimize? Müslümanın dünyaya bakışını ve değer yargılarını temelde "Kur'an" oluşturmaktadır, ideoloji ise beşerin icadı, putlaştırılmış bir yapıdan ibaret olsa gerek.

Ahmet Örs
Ahmet Örs - 11 yıl Önce

mefkure de bir modern dönem kavramıdır. diller insanlar için yaratılmıştır, dönemsel değişimlerle bize misafir olurlar. bahse mevzu bağlamlar üzerinde yoğunlaşmak icap eder.

asım adalı
asım adalı - 11 yıl Önce

Sayın Bal, mefkurenin ilahi kaynaklı olduğunu neye dayandırıyor? Sakın o da beşeri bir yapıdan ibaret olmasın?

banner19

banner26