banner17

İcazetname ile sanatçıya imza atma yetkisi verilir

Uygulamalı Türk İslam Sanatları Kütüphanesi (Sanat Kütüphanesi) ve Konya Destegül Güzel Sanatlar Mektebi’nin düzenlemiş olduğu icazet merasimi geleneği geleceğe taşıma noktasında oldukça önemli bir program oldu. Serdar Arslan yazdı.

İcazetname ile sanatçıya imza atma yetkisi verilir

Uygulamalı Türk İslam Sanatları Kütüphanesi (Sanat Kütüphanesi) ve Konya Destegül Güzel Sanatlar Mektebi’nde gelenekli sanatlar meşkini başarı ile tamamlayan öğrenciler icazetlerini yapılan merasimle aldılar. 13 Haziran Cumartesi günü, Cemal Reşit Rey Salonu’nda gerçekleştirilen icazet merasiminde hocalar Hüseyin Kutlu, Abdulhadi Erol Dönmez, Prof. Dr. Fevzi Günüç, Ersan Perçem, Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Özcan, Yrd. Doç. Dr. Şehnaz Biçer Özcan, Betül ve Feyza Kırkan, Emine Şirvan, Mahmut Şahin, Selma Özpala, Gülşen Yıldız, Sadreddin Özçimi, Banu Arığ, F. Betül Koyuncu ve Esma Erarslan talebelerine icazetlerini takdim ettiler.
33 hattat, 26 müzehhib, 9 ebrucu, 1 minyatür sanatkârı olmak üzere toplam 69 öğrenci icazetlerini hocalarının elinden aldılar. 2013 yılında hakkın rahmetine kavuşan Prof. Dr. Fevzi Günüç ve programa katılamayan Sadreddin Özçimi’nin talebelerinin icazetleri ise vekâleten verildi.

Program öncesinde icazet eserlerinin yer aldığı serginin açılışı Hüseyin Kutlu tarafından yapıldı. İcazet merasiminden sonra ise Uygulamalı Türk İslam Sanatları Kütüphanesi (Sanat Kütüphanesi) mûsıki hoca ve öğrencileri bir konser gerçekleştirdiler.

Gelenekten Geleceğe İcazetname Albümü 2015

İcazet merasimi çerçevesinde yayımlanan "Gelenekten Geleceğe İcazetname Albümü 2015" ise hem konunun ilgilileri öğrenciler için hem de kitaplığında güzel bir albüme yer vermek isteyenler için eşsiz bir eser niteliğinde. İcazet veren hocaların biyografileri ve icazet eserleri ile icazet alan öğrencilerin biyografileri ve eserleri katalogda yer alıyor. Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Özcan’a ait "Hat Sanatında İcazetnameler" başlıklı sunuş yazısı ise icazetnamelere dair detaylar aktarması bakımından oldukça önemli.

İcazet ve name

İmzanın tanımı ile başlayan yazısında Özcan, imzanın çok eski devirlerden beri kullanıldığına dikkati çekiyor. İslam dünyasında da imza kullanımının oldukça eskilere gittiğini, Peygamber efendimizin de bazı belge ve mektuplarda imzasının bulunduğunu aktarıyor. Ardından icazet kelimesinin kökenine dair detaylara yer veriliyor yazıda. Su akıtmak, izin vermek, geçerli kılmak gibi anlamları bulunan cevz kökünden türeyen icazet kelimesinin İbn Faris’ten mülhem, bir âlimin ilmini talebesine aktarması anlamıyla terimleştiğinin altı çiziliyor. İcazetname kelimesinin ise icazet kelimesi ile farsça mektup, kitap demek olan name kelimelerinden müteşekkil olduğunu, hat sanatında ise bir üstaddan yazının usul ve kaidelerini meşk ederek mezun olup, sanatını icra ederek eserinin altına imza koyabilme yetkisinin alındığı belgeye icazetname kısaca icazet adı verildiği aktarılıyor.

İmza atabilmek için icazet şart

Günlük hayatta oldukça önemli bir kullanım alanı olan imzanın hat sanatında ise apayrı yeri olduğunu aktaran Özcan, gelenekli sanatların diğerlerinde imzaya çok az yer yerilirken hat sanatında imzanın vazgeçilmez olduğunu, ancak imzanın kullanılabilmesinin icazet alınması ile ancak mümkün olduğunun altını çiziyor.

Hat sanatında icazet geleneğinin tarihine dair detaylarda ise icazet usulünün 15. asır hattatlarından Abdurrahman-ı Sabığ tarafından uygulamaya konulduğunu fakat hayatı hakkında yeterli bilgi olmayan bu zatın herhangi bir eserinin elde bulunmadığını, görülen en eski icazetnamelerin ise 17. yüzyıl sonlarına ait olduğuna değiniliyor.

Hat yazımında başarının sırrı

Hat meşk usulleri, hoca ile talebe arasındaki münasebetler, icazetnamaler ile ilgili teknik detaylar ile devam eden yazıda hoca ve talebe münasebetleri ile ilgili yaşanmış olaylara, hattat tecrübelerine yer verilmesi yazıyı oldukça ilginç ve yararlı kılmış. Bu konuda Kıbletü’l küttâb Şeyh Hamidullah’tan aktarılan şu anekdot hat meşk usulüne yönelik özet nitelikte: “Yazıda başarımın sırrını soruyorlar, onlara: gözlerimi hocamın eline ve kalemine, kulağımı diline, gönlümü yazıya verdim. Bir harfi güzel yazıncaya kadar bıkmadan usanmadan yazdım, yazdım, yazdım…”

Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Özcan, sahip olduğumuz sanatlarımızın bozulmadan,  soysuzlaşmadan devam etmesi ve geleceğe aslını koruyarak aktarılması için ehil insanların varlığına ve bu babda yapılan bu törenin geleneği sürdürme noktasındaki önemine dikkati çekerek yazısını sonlandırıyor.

 

Serdar Arslan yazdı

Güncelleme Tarihi: 22 Haziran 2015, 14:38
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20